148) BENLİK VE BENCİLLİK FARKINI FARK ET

Aşk bir varlığın başka bir varlık içinde kendisini yok etmesidir. İslam dininde kişinin kendi benliğini hiç görmemesi veya benliğin yok edilmesi olayı yoktur. Aşk olayında ise, benlik yok ediliyor. Benliğin zihnen yok edilmesiyle kişi artık deli divane olup mecnunlaşıyor. Artık benlik orada hayalen yok addedildiği için nefis boşlukta kalıyor ve yanıyor da yanıyor. Bu da … Devamını oku… 148) BENLİK VE BENCİLLİK FARKINI FARK ET

147) CEMALULLAH’A VUSLATA GIDEN YOL

Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin dışındaki hiçbir insan, mutlak olarak mürşid olamaz. Çünkü yürüyen Kur’an odur. Diğer âlimler ise ancak onun varisleri olup ona götürücüdürler. Onun için Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin dışında gözümüzü tümüyle kendisine teslim edeceğimiz başka hiçbir kimsede tutmamalıyız. Eğer ki olursa, bizim ile Hz. Muhammed … Devamını oku… 147) CEMALULLAH’A VUSLATA GIDEN YOL

146) ALLAH İLE ARANDA BİR ŞEY PERDE OLMASIN

Aşık ve maşuk birdir; sen ötesine geç ve Allah ile buluş. Aşkta veya maşukta kalanlar, daha geda bile olamamışlardır. Aşk, hakikatte bir vuslat mı yoksa nefsi oyayan bir gölge mi diye ayırt et; zira kalbin hakikî yönelimi zati buluşu hedeflemelidir. “Ve kullarım sorarlar sana Benim hakkımda; de ki Ben yakınım.” Bakara 2:186). Hadis-i kudsî’de Rab: … Devamını oku… 146) ALLAH İLE ARANDA BİR ŞEY PERDE OLMASIN

145) NEFSİNİN ÜZERİNE YIĞDIĞIN MOLOZLAR

Biz nefsin en saf haline ulaşması için uğraş veriyoruz. Bu saflığı bozan her şey bir molozdur. Nefsini arındıran kurtulur, onu kirleten hüsrana uğrar. (Şems, 9-10). Saflığa ulaşmak, üzerindeki molozları temizlemekle mümkündür. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Gerçek mücahid, nefsine karşı cihad edendir.” (Tirmizî) buyurmuştur. Her gün içimizi örten molozları kaldırdıkça kalbimizdeki nur parlar. Bu … Devamını oku… 145) NEFSİNİN ÜZERİNE YIĞDIĞIN MOLOZLAR

144) ŞEFAAT NEDİR? ŞEFAATE NASIL ULAŞILIR?

Şefaat, kulun elinden tutup yürümek değil; gönlünü Hakk’a açıp yolunu aydınlatmaktır.” Kur’an, şefaatin özünü “Allah’ın izni olmadan kim şefaat edebilir?” (Bakara, 255) ve “Bütün şefaat Allah’ındır” (Zümer, 44) diye bildirir; böylece şefaatin kaynağını ve sınırını tayin eder. İşte Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) şefaati de bu ilahî iznin içindedir; o, nurlandırır, yön gösterir, ümmetine rahmet … Devamını oku… 144) ŞEFAAT NEDİR? ŞEFAATE NASIL ULAŞILIR?

143) SECDE VE MELEKLERİN İNSANA SECDE ETME OLAYI

Secdeyi anlamak için varlığın kökenine bir göz atalım. Öylece secdeye ve secdenin içeriğine bir nebze yakınlaşmış oluruz. Allah’ın varlıkta izhar ettiği 99 diye tanıttığı kuvvelerinin açığa çıktığı mahal, İsrafillin suru diye tabir edilir. Secde, insanın hakikatiyle kendi yokluğunu bilmesidir. Mana erlerinin dediği gibi, “Secde eden varlığını yok bilendir.” Çünkü secde, sadece alnı yere koymak değil, … Devamını oku… 143) SECDE VE MELEKLERİN İNSANA SECDE ETME OLAYI

142) NEFSİ EMMAREYE BOYUN EĞME

Gözünü et kemik bedende açan nefsi emmare, et kemik bedenin getirisi olan meziyetlere ulaşmak için, her zaman övülmek ister. Nefsi emmare, insandaki ilk ve en alt basamak nefistir. Hep övülmek ve beğenilmek ister. Oysa ruhun yönelişi Allah’a, yani hakikate doğrudur. Bu yüzden kalpte sürekli bir çekişme olur. Kişinin ruhu ise Cemalullah’a bakıp nefsin emmarelerinden kurtulmak … Devamını oku… 142) NEFSİ EMMAREYE BOYUN EĞME

141) ŞEYTANA PABUÇ BIRAKMA

Diyelim ki tüm insani değerleri içeren bir tablo sana sunuldu. Sen de tümüne teslim olup uyguladın. Dolayısıyla erdemli oldun. Ama imani konuda bir tek bozuntu itikadında varsa, Allah’ın tüm o erdemli hareketlerinin karşılığını ve kazandığın tüm değerlerini sıfırlayacağını unutma. İman bir ağacın kökü gibidir, ameller ise dallarıdır. Kök çürürse, dallar da meyve vermez. Hakiki erdem, … Devamını oku… 141) ŞEYTANA PABUÇ BIRAKMA

140) KULLUKTA İHTİSASLAŞARAK RABBE VARALIM

Kişide oluşan içsel mana değişimi, kişiden kişiye zamansal olarak farklılıklar gösterebilir. Zira her kişinin üzerine yığılan molozlar ayrı ayrıdır. Tümünden sıyrılıp fıtrata dönmek icap eder. Bu da zaman alabilir. Kişinin teslimiyetine ve Hakk’a olan isteksiz bir vecihte oluşan kulluğuna bağlı olarak değişir. Hakikat yolculuğunda herkesin yükü farklıdır; kimisi nefsinin perdelerini kısa sürede kaldırır, kimisi ömür … Devamını oku… 140) KULLUKTA İHTİSASLAŞARAK RABBE VARALIM

139) MUTLAK ZAT HAKKINDA BİR TERENNÜM

Allah zatı itibariyle dışsallığımız veya içselliğimiz olamaz. Yani Allah’ın mutlak zatı dediğimizde, Allah adıyla Allah’ın mutlak zatına işaret ediyoruz. Burada dikkat edilmesi gereken, Allah’ın (celle celâluhû) zatının mahlûkatla kıyas edilemeyecek kadar aşkın olmasıdır. O, hiçbir varlıkla ölçülemez; çünkü yaratılmış olan her şey sınırlıdır, O ise mutlak var olarak var olandır.. İşte mutlak zat dediğimizde, bu … Devamını oku… 139) MUTLAK ZAT HAKKINDA BİR TERENNÜM