AMELİMİZ AZ DA OLSA DAİMİ OLSUN

“İki günü eşit olan zarardadır.” Bu nebevî hikmet ile konuya başlayalım; bu hadîs-i şerifi şöyle izah edebiliriz: Diyelim ki bugün 10 defa “Allah Allah” zikri çektin, yarın 15, sonra 20… Her gün üzerine koyarak gidersen, bir zaman gelir ki 24 saat bile yetmez olur. Oysa bu yol böyle değil. Resûlullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), … Devamını oku… AMELİMİZ AZ DA OLSA DAİMİ OLSUN

RAB VE HAK KAVRAMLARINA BAKALIM

Bu dünya günleri başka günler. Nice bilgiyi özümüzde bulma günleri. Elden çıktı mı bir daha ulaşamayacağımız günler. Rab ve Hak, her şeyimizdir. “Rab miyiz, kul muyuz bilmem” diyenlere takılmadan seyr edelim iç âlemimizin derinliklerini; ifrat ve tefrite düşmeden… Kendini seyretmenin kapısı: Rab ve Hakk sıfatlarının işaret kapsamlarını bilmek ve gereği gibi amel etmektir. Her bir … Devamını oku… RAB VE HAK KAVRAMLARINA BAKALIM

BENCİLLİK BENLİĞİN PUTU

Ey nefsinin iddiasına aldanan, kendini var sanan aziz insan… Düşün bir an: Hangi nefes senin, hangi akış senin kontrolünde? Kalbinin atışı mı, gözünün görmesi mi senin mülkündedir? Her şeyin sahibi olan Allah, seni yokluktan varlığa çıkardı, sana benlik verdi; ama o benliği senin üstüne ilah yapmadı. Gel, nefsine sor: “Sen misin rızık veren, sen misin … Devamını oku… BENCİLLİK BENLİĞİN PUTU

ŞERİAT VE TARİKAT

Konuya şu dua ile başlayalım… Selam ismi, ruhumuzu sardığı gibi maddemizi de sarsın. Öyle sarsın ki ruhumuzu, benliğimizi aydınlık sarsın ve derunumuz nurla buluşsun. Aziz Yunus der ki: “Şeriat, tarikat yoldur varana; hakikat, marifet ondan içeri.” Evet, yol olmadan hedefe varılmaz. Maksadımız hakikat ve marifet ise, şeriata ve tarikata sarılmak zorundayız. Zira çoğu kişi ruh … Devamını oku… ŞERİAT VE TARİKAT

AKIL, KALP VE İDRAK

Aklımızı kalbî bir bakışla desteklediğimiz ölçüde kalbimiz de derin hassasiyetleri üstlenmeye başlar. Çünkü akıl tek başına soğuk bir çözümleyicidir; ancak kalbin nuruyla aydınlandığında hakikati sezebilir. Çünkü duygu merkezi kalbimizdir. “Gerçek şu ki, gözler kör olmaz, fakat göğüslerdeki kalpler kör olur.” (Hac, 46) Akıl, kalbe indirildiğinde; yani sadece mantık değil, hikmet ve sezgiyle de çalıştığında, ruhsal … Devamını oku… AKIL, KALP VE İDRAK

RÜKÛDAN SECDEYE

İnsan rükûya eğilir ve der ki: “Allah’ım! Ben tüm kuvvelerimle, sendeki sonsuz kuvvetler önünde “eğik”im. Sana boyun eğmişim. Sen ne dilersen benden o çıkar.” Yani sen hangi terkibi, hangi oluşumu bende yaparsan, “ben” onu yapmak zorundayım. Lakin “ben”den istediğin, nimete erenler gibi bir iç hamuruyla “ben”imi buluşturmamdır. Yoksa “Sen varsın, ben de varım; ben sana … Devamını oku… RÜKÛDAN SECDEYE

RABITA KALPTEN HAKKA GİDEN BAĞDIR

Rabıta; bağlamak veya bağlanmak anlamlarına gelir. Kişi ile Allah arasında en büyük rabıta namazdır. Direkt Hakk’a yapılır. Arada kimse olamaz. Hatta Fâtiha okurken hiç kimse düşünülemez. Zaten düşündüğün anda mânâ kopar, ne yaptığının farkındalığı kaybolur. O anda dil ayrı der, kalp ayrı tasavvur eder ve beyin başka hesaplar yapar. Çünkü namaz, kulun Rabbiyle doğrudan temas … Devamını oku… RABITA KALPTEN HAKKA GİDEN BAĞDIR

İNSANA BEYAN ETME ÖĞRETİLDİ

Kur’ân’ın ne olduğunu anlamamız için Rahmân Sûresi’nin ilk ayetlerini iyice anlamamız gerekir. Kur’ân’daki ayetlerin dizilişleri bize mesaj verir: Rahmân, Kur’ân’ı öğretti, insanı yarattı, insana beyan etmeyi öğretti. Acaba amaç ne olabilir bu dizilişte? Kur’ân-ı Kerîm’i hakkıyla anlamanın kapılarından biri, Rahmân Sûresi’nin ilk dört âyetidir. Bu beş âyet, sadece ardı ardına gelen cümlelerden ibaret değildir. Bilakis, … Devamını oku… İNSANA BEYAN ETME ÖĞRETİLDİ

SEYİR ETTİĞİN ALLAH NURUDUR

Baktığın her yerde seyir ettiğin sadece Allah’ın nurudur. Enfus ve afakta her ne görüyorsan, sadece Allah’ın nurudur. Bu hakikati unutmadan idrak etmek gerekir. Şu hadisi şeriflere kulak verelim: “Allah nurdur, O’nun nurundan başka nur yoktur.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned). “Göklerde ve yerde O’nun izni olmadan hiçbir şey hareket edemez.” (Tirmizî, Tefsîr). Demek ki gördüklerin Allah’ın … Devamını oku… SEYİR ETTİĞİN ALLAH NURUDUR

RABBİNE VERDİĞİN AHDE VEFA GÖSTER

Ahd etmek, kesin karar vermek anlamına gelir. Vefa ise verilen karara bağlı kalmak, sözünde durmak, sadakatle o sözü yaşamak demektir. Unutma ki dünya ahitleri ne kadar mühimse, asıl mühim olan ahid; Rabbinle yaptığın ahittir. Âdem evladı gündelik hayatta da birbirine sözler verir, yeminler eder, niyetler kurar ve bunları yerine getirmeye çalışır. Kimi zaman bir fiili … Devamını oku… RABBİNE VERDİĞİN AHDE VEFA GÖSTER