VAHDET-İ VÜCUD PANTEİSTLİK Mİ?

Olayın künhünü bilmeyen yoksun kişi konuşuyor oradan… Neymiş efendim? Vahdet-i vücudu kabul eden kâfirmiş… Peki; “söyle bana”, dedi ötekisi ona… Allah’ın sağı, solu, önü, arkası, üstü ve altı yoksa senin varlığın O’nun varlığının neresinde? Üstünde mi veya altında mı? Sağında mı veya solunda mı? Önünde mi veya arkasında mı? Zahiri akla bürünen muhatap ise az … Devamını oku… VAHDET-İ VÜCUD PANTEİSTLİK Mİ?

ALLAH’IN İNSANA RUHUNDAN ÜFLEMESİ

Kimi insanlar “Bende Allah’tan bir parça var” gibi batıl sözlere kapılır. Oysa hakikat şudur: Ruh, Allah’ın zâtından bir parça değildir; O’nun “ol” emriyle yaratılmıştır. İnsan, bu ruhu taşıdığı için şereflidir. Şerefi ruhun kaynağında değil, emaneti nasıl taşıdığında saklıdır. Aklımızın ermeyeceği şeyleri düşünmek veya anlamaya çalışmak, bizdeki sonsuzluk hissinden dolayıdır. Bu sonsuzluk hissi de bize üfürülen … Devamını oku… ALLAH’IN İNSANA RUHUNDAN ÜFLEMESİ

HU VE ABDUHU’NUN ZERAFETİ

İnsanın yaşayabileceği en üst marifet “Abduhu ve Resûluhû” hakikatidir. Kab-ı kavseyn hâli ve HU tecellisinin kişideki mutlak husûlü ile kişi kemaline ermiş olur. Bu hâl, kişideki tüm benliği yok eder. Ve tıpkı “HU ismiyle işaret ettiğimiz mutlak hüviyet”in, Allah ismini kendisine ayna yaparak kendisini onda seyretmesi gibi; Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz … Devamını oku… HU VE ABDUHU’NUN ZERAFETİ

“ALLAH VE ABDULLAH”IN İŞARET KAPSAMI

Unutmayalım ki bütün ilimlerin başı, Allah’ı bilmektir. Allah bilinmeden hiçbir bilim dalında mutlak başarı elde edilemez. Belli bir noktaya kadar gidilir ve sonu ebter olur. Öylece kitabın bir ucundan okur ama mutlak olarak olayın künhünde var olan mutlak ilme muttali olunamaz. “HU”, yani zâtî boyutun kavranışı işin öz esasıdır. “HU” dediğimizde “mutlak zât”a işaret ederiz. … Devamını oku… “ALLAH VE ABDULLAH”IN İŞARET KAPSAMI

NAMAZ HAKKINDA BİR SÖYLEŞİ

Namaz; namaz, salâtın (dua ve kulluk bağı) ikamesi… Allah ile konuşma olan namaz… Namaz Farsça bir kelimedir; onun Arapça karşılığı “salât” ile tabir edilir. Salâtın ikamesi niyet ile başlar. Niyetten önce besmele okunmaz; direkt, özellikle kalp ile niyet edilir. Dil ile kalpteki niyeti dillendirmekte zarar yok ama kalpte niyet değil de sadece dille söylemek yetersizdir; … Devamını oku… NAMAZ HAKKINDA BİR SÖYLEŞİ

NAKKAŞ SÖZLER (3501-)

3501) Limonun adını duyan kişinin beyni, hemen salgı üretir. Sanki limon yemiş gibi ağzı sulanır. Manada tüm çalışmalar da öyle. Her esma zikri ayrı salgı üretir ve kişiye güzellikler yaşatır. 3502) Okunan her zikir, kişinin ruhu tarafından oluşan etki ile kişinin beyin başta olmak üzere vücudun belli başlı yerlerinde salgılar salgılatır. O salgının türüne göre … Devamını oku… NAKKAŞ SÖZLER (3501-)

NAKKAŞ SÖZLER (3251-3500)

3251) Rubûbiyette varlığın O’ndan gelmişken, Ulûhiyette O senden münezzehtir. Melikiyette ise, O’nun hükmü içindesin. 3252) Ulûhiyet ve rubûbiyeti birbirine karıştırıp birleştirenler, çoktan şirke dalmışlardır. Ayrıca insanlara, kendi anlayışına göre hükümler koyan; yani melikiyetini (hükümranlığını) sahiplenenler, zaten baştan kaybetmiştir. 3253) Sakın ha, uykuyu uyuklama ile karıştırma. Uyananı uyuklama tutabilir ama uyku asla. Uyanan bir daha yatamaz, … Devamını oku… NAKKAŞ SÖZLER (3251-3500)

NAKKAŞ SÖZLER (3001-3250)

3001) “Allah seviyor” derken… Bir yerlerde biri seviyor demek değildir. Bir tutam nurunun ışıltısından bir ışıltı üzerinde; O’nun ilminde, ilminden ve ilmî sûret olarak yaratılan insanın, ilmin sahibine ilmî varlığını teslim etmek için iç dünyasında açılan hendeklerin teker teker kapanması ve öylece seyr-i meallah bakışına ulaşması demektir. 3002) Günah, insanı yoldan alıkoymamalı. “Günah işledim, umutsuzum.” … Devamını oku… NAKKAŞ SÖZLER (3001-3250)

NAKKAŞ SÖZLER (2751-3000)

2751) Rabıta ile rabbinden kendine nüzulün sırrına erersin. Ne bulursan kendinde bulursun. Tüm yükselişini kendinde yaşarsın. Gayrı lakırdılarla geçerse vaktin; zaman israfı yaparsın. 2752) Aslında herhangi birine herhangi bir yerden bir şeyin geldiği yok… Her şey kişide Allah’ın lütfuyla gömülü.. Tıpkı civciv olan yumurta gibi… Her şey içinde… Sadece annesinden gerekli olan sıcaklığı edinir ve … Devamını oku… NAKKAŞ SÖZLER (2751-3000)

NAKKAŞ SÖZLER (2501-2750)

2501) Nebi, Allah’ın düzeninden insanı ilgilendiren ilmi, vahiy yoluyla alıp nefsinde uygulayan ve en yakınlarına bu yaşamı tebliğ etmeksizin sunan kişilere denir. Resul ise, nebi olarak; Allah’ın düzeninden insanı ilgilendiren kadarını vahiyle alıp nefsinde uyguladıktan sonra, Allah’ın emriyle aldığı vahyi insanlara da tebliğ eden kişiye denir. Bu bağlamda Allah’ın düzenini vahiyle alıp uygulayıp ve insanlara … Devamını oku… NAKKAŞ SÖZLER (2501-2750)