ALLAH’A ERMEK OLAYI…

Hakikate erme yolculuğu tasavvufta seyr u sülûk diye anılır. İnsan, Allah’a erme arzusuyla kendi varlığını tanıma seyrine girer. “O’na yönelen doğru yolu bulmuştur.” (Şûrâ, 42/47) buyrularak Allah’a yönelişin doğru yol olduğu bildirilmiştir. Bir ırmak düşünelim… Doğuyor, deveran edip denize varıyor. Irmak misali, varlık da asıldan doğar ve tekrar asla döner. “Şüphesiz biz Allah’tan geldik ve … Devamını oku… ALLAH’A ERMEK OLAYI…

ALLAH’IN İNSANA RUHUNDAN ÜFLEMESİ

Kimi insanlar “Bende Allah’tan bir parça var” gibi batıl sözlere kapılır. Oysa hakikat şudur: Ruh, Allah’ın zâtından bir parça değildir; O’nun “ol” emriyle yaratılmıştır. İnsan, bu ruhu taşıdığı için şereflidir. Şerefi ruhun kaynağında değil, emaneti nasıl taşıdığında saklıdır. Aklımızın ermeyeceği şeyleri düşünmek veya anlamaya çalışmak, bizdeki sonsuzluk hissinden dolayıdır. Bu sonsuzluk hissi de bize üfürülen … Devamını oku… ALLAH’IN İNSANA RUHUNDAN ÜFLEMESİ

HU VE ABDUHU’NUN ZERAFETİ

İnsanın yaşayabileceği en üst marifet “Abduhu ve Resûluhû” hakikatidir. Kab-ı kavseyn hâli ve HU tecellisinin kişideki mutlak husûlü ile kişi kemaline ermiş olur. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Miraç anında “kab-ı kavseyn” hâlini yaşadı. Bu hâl, kişideki tüm benliği yok eder. Ve tıpkı “HU ismiyle işaret ettiğimiz mutlak hüviyet”in, Allah ismini kendisine ayna yaparak kendisini … Devamını oku… HU VE ABDUHU’NUN ZERAFETİ

“ALLAH VE ABDULLAH”IN İŞARET KAPSAMI

Unutmayalım ki bütün ilimlerin başı, Allah’ı bilmektir. Allah bilinmeden hiçbir bilim dalında mutlak başarı elde edilemez. Belli bir noktaya kadar gidilir ve sonu ebter olur. Öylece kitabın bir ucundan okur ama mutlak olarak olayın künhünde var olan mutlak ilme muttali olunamaz. “HU”, yani zâtî boyutun kavranışı işin öz esasıdır. “HU” dediğimizde zâta işaret ederiz. Zât … Devamını oku… “ALLAH VE ABDULLAH”IN İŞARET KAPSAMI

465) MUSİBETLE DÖNÜŞ VE HALİFELİK ŞUURU

Allah kulunu severse onu temizler. Temizlenmesi için ne gerekiyor ise, önüne koyar. Allah’ın kulu sevmesi için de kulun Allah’a yönelmesi icap eder. Burada kulun arınması için önüne musibet gelebilir. Çünkü düşünce ve yönelişleri onu hakikatten az uzağa atmış olabilir. Birçok defa ana yoldan bozuk yollara sapmış olabilir. Sevgi, bazen okşayarak değil, yıkayarak belli olur; çünkü … Devamını oku… 465) MUSİBETLE DÖNÜŞ VE HALİFELİK ŞUURU

HATMEİ HACEGANDA OLUŞAN KALBİ İHTİRAM

Hatmeye girerken, 33 defa “estağfurullah” derken bakışımı kalbime çeviririm. Çünkü hatme, sadece dilin (lisânın) tekrar ettiği bir zikir değil; bakışın (nazarın) yerini değiştirip, kalbi (kalb: latîf/ince manevî merkez) kendi öz vatanına çağırma hâlidir. O an, dünya biraz geride kalsın isterim; zira kalb, dünyaya bağlandıkça ağırlaşır; ağırlaştıkça inceliği (letâfet: incelik) kırılır. Kalbe bakış, “dünyadan kaçış” değildir; … Devamını oku… HATMEİ HACEGANDA OLUŞAN KALBİ İHTİRAM

İLAHİ MUHABBETİN KİSVESİ

Bu kemâlin cemâlidir; gönle inen bir ince iz,Bu a‘yân-ı sâbiteden; ezel aynasında saklı giz.Rezzâk’ın cemâlinden ikram; rızık olur bir tebessüm,Rahmân’dan aşkın ihsanı; merhametle dolar her hüzün. Bu beden, letâfetten bir kisve; Settâr’ın örtüsüdür,Şefkat, nedâmetten doğar; Âdem’in sızısı, özüdür.Nur-i Muhammediyye’ye nazardır bu; bakışa nur giydiren,Mahlûkâta yansıyan ülvi ruh; kalbi Hakk’a döndüren. Üflenen ruhun şehâdeti; nefisle sınanan … Devamını oku… İLAHİ MUHABBETİN KİSVESİ

464) HABİBULLAH’SIZ KUR’ANIN ÖZÜNE ERİLEMEZ

Kesin ve net söylüyorum: Habibullah’ı bilmeden Kur’an anlaşılmaz. Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz devre dışı bırakılırsa, geriye elde sadece kelimeler kalır, ruh gider. Kur’an, O’nun gönlünden ümmete akan bir rahmet deryasıdır; O’nu tanımadan bu deryadan sadece yüzeydeki köpüğü görür insan. Elbette Kur’an meali okumak güzeldir, faydalıdır, tefekküre kapı açar. Lakin “İslâm sadece … Devamını oku… 464) HABİBULLAH’SIZ KUR’ANIN ÖZÜNE ERİLEMEZ

463) YENİ MÜSLÜMAN OLANIN YOL HARİTASI

İslâmiyet’e yeni giren veya ibadete yeni başlayan bir Müslüman, ilk planda namazın on iki farzını öğrenir ve hemen ilk vakitte uygulamaya başlar. Yani namazın farzları arasında bulunan temizliği, gusül abdesti ve namaz abdesti almayı, üstünü, başını ve namaz kıldığı yeri temiz tutmayı ve tahareti birinci planda öğrenir. Namazı vakti içinde kıbleye dönerek kılacağını öğrenir. Bunlar … Devamını oku… 463) YENİ MÜSLÜMAN OLANIN YOL HARİTASI

462) NEFSİMDEN NEFSİME

Nefsi levvame derler buna… Nefsim biraz sesli düşünür olmuş. Nefsin kendi kendine konuşmaya başlaması, levvâme (kendini kınayan) mertebesine işarettir. Bu mertebede kişi artık nefsini dış bir düşman gibi görür, onun sesini kendinden ayrı hisseder. Bu ayrılma, hakikatte uyanışın ilk perdesidir; çünkü insan, kendini seyretmeye başladığında, nefsin hilelerini çözmeye başlar. Mana erleri der ki: “İnsanın uyandığı … Devamını oku… 462) NEFSİMDEN NEFSİME