AFUVV HÂLİ KİŞİYİ ALLAH DOSTU YAPAR

Allah dostları bizim en yakınlarımızdır. Çünkü Allah en yakınımızdır. En yakınımızın dostu da bize çok yakın olur. Onlar asla menfaat için bizimle olmazlar. Çünkü Allah, menfaati için bizimle olmaz. Çünkü Allah’ın ihtiyacı yoktur. Allah dostunun da ihtiyacı yoktur. O sırf ve somdur. Zira Allah’ın menfaate ihtiyacı olmadığı gibi, Allah dostlarının da ihtiyacı yoktur. Onlar sırf … Devamını oku… AFUVV HÂLİ KİŞİYİ ALLAH DOSTU YAPAR

ALLAH’IN VÜCUDİ TECELLİSİ MUHALDİR

Allah hiçbir kulundan tecellî etmez. O’nun mahlûk üzerinde tecellî ettiği zannı, gafletin ve yanlış anlayışın ta kendisidir. Bizler Allah’ın kullarıyız; Allah ise kıdem ve bekā sahibi olarak mutlak var olandır. Bizdeki tüm mânâlar O’nun kudretiyle yaratılmıştır; fakat asla “Allah’ın kendisi” değildir. O, Allahu ekber’dir; insan ise O’nun mutlak nurundan alınmış bir tutam nur üzerinde dokundurduğu … Devamını oku… ALLAH’IN VÜCUDİ TECELLİSİ MUHALDİR

ALLAH’IN TEKLİĞİ KONUSU

Vahidiyet, yani insanlardan istenilen birleme, ulûhiyet makamı bakımından mutlak olarak Allah’a aittir. Hem yukarıdan aşağıya, yani zâttan mahlûkata; hem aşağıdan yukarıya, yani mahlûkattan zâta bu hakikat kesinlikle ve her açıdan değişmezdir. Ulûhiyette bu sıfatı Allah’tan alıp mahlûka verenler, açık olarak şirke girmiş olurlar. Vahidiyet; rubûbiyet ve melikiyet makamları açısından ise yukarıdan aşağıya, yani zâttan mahlûkata … Devamını oku… ALLAH’IN TEKLİĞİ KONUSU

RAB, MELİK VE İLAH SADECE ALLAH’TIR

Rubûbiyet, melikiyet ve ulûhiyet kavramlarından her birinin kavram içeriği ayrı ayrıdır. Her birinin anlam nazariyesi farklıdır. Her biri mutlak olarak insan için geçerlidir. Sadece birini baz alıp hayata ve yaşantıya o pencereden bakarsak hakikatten saparız. Rabb’e kulluk nasıl yapılır, ilâha kulluk nasıl yapılır ve Melik’e kulluk nasıl yapılır? İnsan Rabb’ine de kuldur, ilâhına da kuldur … Devamını oku… RAB, MELİK VE İLAH SADECE ALLAH’TIR

ALLAH BOYASI SENİN TEMEL GIDANDIR

Sıkıntılarımızın sebebi ne olabilir? Bir şey içimizi sürekli kemiriyor. Adını koyamadığımız ama hep orada duran bir şey… Sanki içimizde saklı bir şey var, varamıyoruz. Sanki derinlerde bir yerde saklı bir hakikat var, biz ona ulaşamıyoruz. İnsanın hayatındaki sıkıntıların sebebi, zahirde görünen sebepler değildir. İçimizde tanımlayamadığımız bir huzursuzluk, derin bir arayış ve sanki bizi bir yere … Devamını oku… ALLAH BOYASI SENİN TEMEL GIDANDIR

ALLAH’A ERMEK OLAYI…

Hakikate erme yolculuğu tasavvufta seyr u sülûk diye anılır. İnsan, Allah’a erme arzusuyla kendi varlığını tanıma seyrine girer. “O’na yönelen doğru yolu bulmuştur.” (Şûrâ, 42/47) buyrularak Allah’a yönelişin doğru yol olduğu bildirilmiştir. Bir ırmak düşünelim… Doğuyor, deveran edip denize varıyor. Irmak misali, varlık da asıldan doğar ve tekrar asla döner. “Şüphesiz biz Allah’tan geldik ve … Devamını oku… ALLAH’A ERMEK OLAYI…

ALLAH’IN İNSANA RUHUNDAN ÜFLEMESİ

Kimi insanlar “Bende Allah’tan bir parça var” gibi batıl sözlere kapılır. Oysa hakikat şudur: Ruh, Allah’ın zâtından bir parça değildir; O’nun “ol” emriyle yaratılmıştır. İnsan, bu ruhu taşıdığı için şereflidir. Şerefi ruhun kaynağında değil, emaneti nasıl taşıdığında saklıdır. Aklımızın ermeyeceği şeyleri düşünmek veya anlamaya çalışmak, bizdeki sonsuzluk hissinden dolayıdır. Bu sonsuzluk hissi de bize üfürülen … Devamını oku… ALLAH’IN İNSANA RUHUNDAN ÜFLEMESİ

HU VE ABDUHU’NUN ZERAFETİ

İnsanın yaşayabileceği en üst marifet “Abduhu ve Resûluhû” hakikatidir. Kab-ı kavseyn hâli ve HU tecellisinin kişideki mutlak husûlü ile kişi kemaline ermiş olur. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Miraç anında “kab-ı kavseyn” hâlini yaşadı. Bu hâl, kişideki tüm benliği yok eder. Ve tıpkı “HU ismiyle işaret ettiğimiz mutlak hüviyet”in, Allah ismini kendisine ayna yaparak kendisini … Devamını oku… HU VE ABDUHU’NUN ZERAFETİ

“ALLAH VE ABDULLAH”IN İŞARET KAPSAMI

Unutmayalım ki bütün ilimlerin başı, Allah’ı bilmektir. Allah bilinmeden hiçbir bilim dalında mutlak başarı elde edilemez. Belli bir noktaya kadar gidilir ve sonu ebter olur. Öylece kitabın bir ucundan okur ama mutlak olarak olayın künhünde var olan mutlak ilme muttali olunamaz. “HU”, yani zâtî boyutun kavranışı işin öz esasıdır. “HU” dediğimizde zâta işaret ederiz. Zât … Devamını oku… “ALLAH VE ABDULLAH”IN İŞARET KAPSAMI

465) MUSİBETLE DÖNÜŞ VE HALİFELİK ŞUURU

Allah kulunu severse onu temizler. Temizlenmesi için ne gerekiyor ise, önüne koyar. Allah’ın kulu sevmesi için de kulun Allah’a yönelmesi icap eder. Burada kulun arınması için önüne musibet gelebilir. Çünkü düşünce ve yönelişleri onu hakikatten az uzağa atmış olabilir. Birçok defa ana yoldan bozuk yollara sapmış olabilir. Sevgi, bazen okşayarak değil, yıkayarak belli olur; çünkü … Devamını oku… 465) MUSİBETLE DÖNÜŞ VE HALİFELİK ŞUURU