HATMEİ HACEGANDA OLUŞAN KALBİ İHTİRAM

Hatmeye girerken, 33 defa “estağfurullah” derken bakışımı kalbime çeviririm. Çünkü hatme, sadece dilin (lisânın) tekrar ettiği bir zikir değil; bakışın (nazarın) yerini değiştirip, kalbi (kalb: latîf/ince manevî merkez) kendi öz vatanına çağırma hâlidir. O an, dünya biraz geride kalsın isterim; zira kalb, dünyaya bağlandıkça ağırlaşır; ağırlaştıkça inceliği (letâfet: incelik) kırılır. Kalbe bakış, “dünyadan kaçış” değildir; … Devamını oku… HATMEİ HACEGANDA OLUŞAN KALBİ İHTİRAM

İLAHİ MUHABBETİN KİSVESİ

Bu kemâlin cemâlidir; gönle inen bir ince iz,Bu a‘yân-ı sâbiteden; ezel aynasında saklı giz.Rezzâk’ın cemâlinden ikram; rızık olur bir tebessüm,Rahmân’dan aşkın ihsanı; merhametle dolar her hüzün. Bu beden, letâfetten bir kisve; Settâr’ın örtüsüdür,Şefkat, nedâmetten doğar; Âdem’in sızısı, özüdür.Nur-i Muhammediyye’ye nazardır bu; bakışa nur giydiren,Mahlûkâta yansıyan ülvi ruh; kalbi Hakk’a döndüren. Üflenen ruhun şehâdeti; nefisle sınanan … Devamını oku… İLAHİ MUHABBETİN KİSVESİ

464) HABİBULLAH’SIZ KUR’ANIN ÖZÜNE ERİLEMEZ

Kesin ve net söylüyorum: Habibullah’ı bilmeden Kur’an anlaşılmaz. Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz devre dışı bırakılırsa, geriye elde sadece kelimeler kalır, ruh gider. Kur’an, O’nun gönlünden ümmete akan bir rahmet deryasıdır; O’nu tanımadan bu deryadan sadece yüzeydeki köpüğü görür insan. Elbette Kur’an meali okumak güzeldir, faydalıdır, tefekküre kapı açar. Lakin “İslâm sadece … Devamını oku… 464) HABİBULLAH’SIZ KUR’ANIN ÖZÜNE ERİLEMEZ

463) YENİ MÜSLÜMAN OLANIN YOL HARİTASI

İslâmiyet’e yeni giren veya ibadete yeni başlayan bir Müslüman, ilk planda namazın on iki farzını öğrenir ve hemen ilk vakitte uygulamaya başlar. Yani namazın farzları arasında bulunan temizliği, gusül abdesti ve namaz abdesti almayı, üstünü, başını ve namaz kıldığı yeri temiz tutmayı ve tahareti birinci planda öğrenir. Namazı vakti içinde kıbleye dönerek kılacağını öğrenir. Bunlar … Devamını oku… 463) YENİ MÜSLÜMAN OLANIN YOL HARİTASI

462) NEFSİMDEN NEFSİME

Nefsi levvame derler buna… Nefsim biraz sesli düşünür olmuş. Nefsin kendi kendine konuşmaya başlaması, levvâme (kendini kınayan) mertebesine işarettir. Bu mertebede kişi artık nefsini dış bir düşman gibi görür, onun sesini kendinden ayrı hisseder. Bu ayrılma, hakikatte uyanışın ilk perdesidir; çünkü insan, kendini seyretmeye başladığında, nefsin hilelerini çözmeye başlar. Mana erleri der ki: “İnsanın uyandığı … Devamını oku… 462) NEFSİMDEN NEFSİME

461) RUHUN TARLASI VE NEFSİN OYUNU

Elbette ruhumuza tarla, et kemik bedendir. İşte ruhumuzu köreltecek şeylerden uzak durduğumuzda, et kemik beden ruhumuza iyilik tohumları eker. Ruhumuzu köreltecek şeyleri nefsimiz bilmez; önüne gelene sahip olmak ister. Ama iman ederek Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’e ve onun vahiy alarak yasakladığı şeylerden uzak durursa, tertemiz olur. Nefis, et kemik bedenin zevkleri … Devamını oku… 461) RUHUN TARLASI VE NEFSİN OYUNU

460) İÇİMİZİ KEMİREN HUZURSUZLUK

Bazısı der ki: “Zaten herkesin yolu doğru.” Eğer herkesin yolu doğru olsaydı, neden içi içini kemirir? Neden insan, gecenin bir yerinde iç muhasebe ile yüzleşir, neden kalbinin derininde bir eksiklik duygusu taşır? Bu hâl sadece halk için değil, tüm eğitmenler için de geçerlidir. Çünkü hakikate çağırma iddiasında olan herkes, önce kendi yolunun hesabını vermek zorundadır. … Devamını oku… 460) İÇİMİZİ KEMİREN HUZURSUZLUK

459) HER AN YENİ BİR ŞAN, HER DEM YENİ BİR İMTİHAN

Her an yeni şan oluşur sen ile. Her yeni şan oluşur “kün” ile. Kuldaki “kün” oluşur isteği ile. Ama sendeki istek ise O’nun hükmü ile. Her an yeni bir şan oluşması, “Külle yevmin hüve fî şe’n – O, her an bir iştedir.” hakikatinin kulda hissediliş hâlidir. Her yeni hâl, her yeni tecelli, her yeni imtihan; … Devamını oku… 459) HER AN YENİ BİR ŞAN, HER DEM YENİ BİR İMTİHAN

458) FITRAT, CİNSELLİK VE HELÂK KAPISI

Hayvan, kendi halinde fıtrat gereğini yaşar; yaradılışına ne yazılmışsa onu sürdürür. Onun yaptığı, emanet aldığı programa uygun davranmaktır. İnsanda ise iş farklıdır; insanın ruhsal dalga gücü yüksektir, iç dünyasında taşıdığı hâller çevresine de sirayet eder. Bu yüzden kimi zaman kendi içindeki bozulmayı, baktığı varlıklara yansıtarak okur. Bir şeyin üzerine eğilip “Bak hayvanlarda da böyle.” diyen … Devamını oku… 458) FITRAT, CİNSELLİK VE HELÂK KAPISI

457) MUHAMMED, SİZDEN HİÇBİR ERKEĞİN BABASI DEĞİLDİR

“Muhammed, içinizden hiçbir erkeğin babası değildir; ancak o, Allah’ın Resulüdür ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.” (Ahzâb 33/40) Bu ayetin iniş sebebi mâlumdur. Her ayetin konumu, iniş makâmı, öncelik tercihi ve verdiği hüküm ayrı ayrıdır. Burada madde âlemi öncelik tercihtir. Ayet gayet açıktır: Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin büyüyüp bulûğ … Devamını oku… 457) MUHAMMED, SİZDEN HİÇBİR ERKEĞİN BABASI DEĞİLDİR