406) EL VEDUD’UN MUHABBETİ İLE AŞKI AYIRMAK

Olayın detayını anlamak için olaya biraz açıklık getirelim; mevzuubahis olayı bilmeden sınırsız muhabbeti oluşturan El Vedud esma tecellisi ile aşkı birbirine karıştırmayalım. Çünkü her iki mana içeriğinde de hedef, Allah’a yolculuktur. Ama bedensel veya ruhsal tutkuyu aşk sananlar çoğunluktadır. Çoğunluğun tutkuyu aşk sanmaları ve o şekilde düşünmeleri, bu mukaddes kavramları kirletemez. Aslında aşkı ilahi, sanal … Devamını oku… 406) EL VEDUD’UN MUHABBETİ İLE AŞKI AYIRMAK

405) AŞK VE VEHİM, MUHABBET VE İLAHİ HUŞU

Her ne kadar içeriği hakkında derin malumat verilmemişse de, Aşk sadece ulûhiyet tabanlı bir sezgiye dayalı vehmin oluşturduğu bir yönelimdir. O yüzden bu meşreptekiler uzun soluğa kavuşamazlar. Ama El Vedud esma tecellisinin getirisi ise, rububiyetiyle, melikiyetiyle ve ulûhiyetiyle topyekûn Allah’a götüren marifet yoludur. İşte buna haşyet ve getirisine huşu denir. Nasıl ki, sadece Allah demişiz … Devamını oku… 405) AŞK VE VEHİM, MUHABBET VE İLAHİ HUŞU

404) İSLAM’DA YAŞAM, TEVEDDÜD VE FENA ZANNI

İslam’da yaşam vardır. İslam’da hayat vardır. İslam’da El Vedud esma kuvvesi gereği hissedilen sevgi yumağı vardır. İslam’da sırf sevgi vardır. İslam’da teveddüd vardır ama fena edecek bir sevgi yoktur. Dikkat edin ki sahabeler, “Nefsim, anam babam sana feda olsun ya Rasulallah.” derdi. Ama “Sende fena bulsun ya Rasulallah.” demezlerdi. İşte İslam’ın benimsediği yol, feda edecek … Devamını oku… 404) İSLAM’DA YAŞAM, TEVEDDÜD VE FENA ZANNI

403) KÖR AŞKIN ÜMMETİ PARAMPARÇA ETMESİ

Ümmeti muhammedi parça parça eden şey kör aşktan başka bir şey değildir. Her fırka liderine gözünü kapatıp kendisini teslim ederse, onun emellerinin oyuncağı olmaya mahkûm olur. Allah’ın sonsuz ve sınırsız ismi olan El Vedud esmasını kendi ruh dünyası sarmalında hâkim edip sevip sevilmek yerine, kendisinde olan bu kuvveyi tek yönlü kullanılmaya itilmesi, kişi için adeta … Devamını oku… 403) KÖR AŞKIN ÜMMETİ PARAMPARÇA ETMESİ

402) EL VEDÛD’UN UNUTULMASI VE KÖR AŞKIN FELAKETİ

Bu defa da denge unutuldu. Halkı aşka çağırıp bir noktada tutayım derken Allah’ın sonsuz ve sınırsız ismi olan El Vedud esması unutuldu. İşte esas sakatlık burada başladı. Kişiler Allah’a ait olan ve sonsuz bir şekilde deveran eden sevgiyi unutup sevgilerini tek yönlü olarak bir noktada baskın yapmaya başladılar. İşte bu da ümmete pahalıya mal oldu. … Devamını oku… 402) EL VEDÛD’UN UNUTULMASI VE KÖR AŞKIN FELAKETİ

401) AŞKI AĞIZDA BIRAKIP HAKİKATİ PERDELEMEK

Dediler de bu defa başa mihnet doğdu ve herkes birbirini izleyip aşka atladı. Aslında aşktan bir şey anlayan da pek olmadı. Ama aşk diye diye kendisini avuttu ekserisi. Bazen de zeki kişiler çıkıp aşk diyerek kitleleri peşine takıp aval aval kullandı. Olayı fehmedip oyunu bozmak isteyenlere ise acımasızca saldırı oldu. Hepimiz eşit Allah kuluyuz. Hepimiz … Devamını oku… 401) AŞKI AĞIZDA BIRAKIP HAKİKATİ PERDELEMEK

400) KADIN VE ERKEK RUHANİYETİNİN YARATILIŞ FARKI

Kadın ile erkek, aynı nefsin iki ayrı tecellisidir. Öz birdir ama tecelli farklıdır. Yani özde birlik, görünüşte çokluk vardır. Erkek “kabz” hâliyle toparlayıcı, kadın “bast” hâliyle açıcı ve genişletici bir fıtrattır. Bugünün diliyle söylersek; erkek sorumluluk ve istikamet merkezli, kadın ise duygu ve sezgi merkezlidir. Bu farklılık, Hakk’ın aynı hakikati iki ayrı pencereden göstermesinin sırlarından … Devamını oku… 400) KADIN VE ERKEK RUHANİYETİNİN YARATILIŞ FARKI

399) AŞK’IN PERDE ARKASINA BAK

İşte biz aşk yolculuğu ile Allah’a yapılan yolculuğun içindeki birçok tehlikeyi gördüğümüzden, hakka mutlak olarak yürüyüşte aşka yok dedik. Yani bizim yolumuzda aşkın ötesine bakarak mutlak ilahi sevgiye dayanan teveddüdle huşuya varmak vardır. Biz kalbimizi saran sınırsız sevginin içinde kendimizi bir katre olarak görüp yol almaya koyulduk. Hemen burada şöyle diyenleri duyduk; demek öyle, aşk … Devamını oku… 399) AŞK’IN PERDE ARKASINA BAK

398) EZBERE DEĞİL, EMEKLE SEVMEK

Onun için bizim bakışımıza göre sevgi, aşktan daha önemli ve kıdemlidir. Fakat insan sevgiyi tanımaz da aşkı bilir ki, bildiği de bedensel aşktır. Cinsel dürtü ise, bu bedensel aşkın içindeki katma değer olarak kişiye manevi kir olarak yetiyordur. Ne bilsin ki garibim, “seviyorum” demekle olmuyor bu işler. “Allah’ı seviyorum, annemi seviyorum, çocuğumu, kocamı seviyorum.” demekle … Devamını oku… 398) EZBERE DEĞİL, EMEKLE SEVMEK

397) BEDENSEL AŞKI YASAKLAMAK DEĞİL, RAYINA KOYMAK

Bedensel aşkın önüne geçilmez. Çünkü doğal bir oluşumun önüne geçilmesi de gerekmiyor. Bunu yasaklamak marifet olmadığı gibi, yokmuş gibi davranmak da marifet değildir. Bunu Allah’ın izin verdiği şekilde tatmin edip özümüze uzanan yolculuğa yönelmeliyiz. Diğeri ise bütünleşme ve erme arzusudur. Bu, aynı bedensel aşka benzediği için de birçok eren, yaşanan muhabbet ortamını iki kişinin aşkıymış … Devamını oku… 397) BEDENSEL AŞKI YASAKLAMAK DEĞİL, RAYINA KOYMAK