378) NEFS-İ MUTMAINNE, AŞKTAN MUHABBETE GEÇİŞ VE KÂBE MİSALİ

Aşkla yürüyenlerde zaten, nefsi mutmainneye ulaşılınca kalp huşu ve huzur dolu bir kap olur. Öylece Rabbü’l-âlemin’in deveran eden sevgisini âşikâr hisseder. Bunun tadı başka olur ki, bunun aşk ile alakası kalmamıştır. İlâhî aşk işin başında vardı ki, vuslat oluşunca artık deveran eden sonsuz bir muhabbet bunun yerini alsın. Ama âşık olanın, aşktan vazgeçip mutlak istenilen … Devamını oku… 378) NEFS-İ MUTMAINNE, AŞKTAN MUHABBETE GEÇİŞ VE KÂBE MİSALİ

377) AŞKIN HAKİKATİ, TUZAKLARI VE MÜRŞİD ÖĞRETİSİ

Aşkın hakikati, tek yönlü olup genelde tasavvuf yolunda yeni başlayanlarda olan bir haslettir. Onlar için, daha çocukturlar, gelişecek diye öneren zen ustaları olmuştur. Ama bu sadece bir tuzaktır. Onun için de zen ustalarından uzak durup sadece Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimizin öğretisiyle Hakk’a yaklaşmak zorundayız. Bunu Ahzâb Sûresi 21. ayet-i kerimesinde Allah … Devamını oku… 377) AŞKIN HAKİKATİ, TUZAKLARI VE MÜRŞİD ÖĞRETİSİ

376) ALLAH’I UZAK ZANNEDİP AŞKI UZAĞA KOYMAK

Allah’a ulaşılmayı hayal bile edemeyenler, Allah’a âşık olduklarını söylerler. Oysaki Allah, kişiye kişiden yakın olarak onun üzerinde tasarruf etmektedir. Kişi bu tasarrufu fark ettiğinde, artık O uzakta değil, sana senden yakın olduğu penceresi açılır. İşte bu pencere açıldığında, ne kadar da gereksiz olarak aşkla oyalandığının farkına varır. Ben biliyorum ki insanoğlu çoğu zaman uzak olana … Devamını oku… 376) ALLAH’I UZAK ZANNEDİP AŞKI UZAĞA KOYMAK

375) AŞK ATEŞİ VE EL VEDÛD’UN MUHABBETİ

Aşk, sevgi ve muhabbetin içerikleri birbirinden tümüyle ayrıdır. Aşk, sevginin doruk noktasıdır. Artık tümüyle akan bir ateştir. İnsanın içini yakar. Kendisini sevdiğinde yok etmek ister. Ulaşılmadığı sürece yakar da yakar, tüm dengeleri altüst eder. Örneğin kişi evlendikten sonraki sevgisinin yoğunluğu düşer, artık ondaki olgu aşk değil, teveddüd (karşılıklı, sakin sevgi hâli) olur. İki eş arasında … Devamını oku… 375) AŞK ATEŞİ VE EL VEDÛD’UN MUHABBETİ

374) ALLAH SEVGİSİ VE AŞK SORUSU

Allah sevgisi nasıl olacak? Allah aşkı nasıl olacak? İnsana olan aşk nasıl olacak? Aşkı kalbimize koyan Allah değil mi? Aşk yaratılmışsa ki yaratılan bir haslettir, kimse bunu inkâr edemez; o zaman bu aşk neyin nesidir? Nerede, nasıl ve nereye kadar kullanılır? Allah’ı severken eşimizi ve çocuklarımızı da seviyoruz. Peki, bu sevgi aşk değil midir? Sevgi … Devamını oku… 374) ALLAH SEVGİSİ VE AŞK SORUSU

373) MARDİYE NEFSE GÜCÜN YETER Mİ?

Allah’a talip isek, karşımıza çıkan her bir pozisyona da sabretmeye talip olmuşuz demektir. Çünkü sınavlar gelir ve arındırır. Allah’a talip olmak; O’nu sadece güzel duygularda, hoş hallerde değil, imtihanların tam ortasında da “Rab” olarak bilmektir. Aslında her imtihan, fıtratımıza ağır gelse de, içimizde gizlenmiş putları kırmak için önümüze konan bir fırsattır. “Rabbim ben Seni istiyorum.” … Devamını oku… 373) MARDİYE NEFSE GÜCÜN YETER Mİ?

372) TESLİMİYETİN YOLUNDA BİR NEFES

“Men talebe vecede”… Kim talep ederse, talebine muhakkak ki elbette ulaşır. Bu kaidece talebimizde asla geri adım atmayalım, emelimize kavuşalım. Bu işlev zâhirî dünyada nasılsa, mânevî dünyada da aynıdır. Talep, kulun Rabb’ine açılan ilk kapısıdır. Kişi neyi ısrarla isterse, kalbinin merkezi oraya kurulur. Zâhirde ilim, iş, rızık isteyen nasıl ki adım atmak zorundaysa; bâtında da … Devamını oku… 372) TESLİMİYETİN YOLUNDA BİR NEFES

371) NEFİS NEDİR?

Nefis meselesi, aslında insanın “ben kimim, bende kim konuşuyor, beni nereye sürüklüyor?” sorusunun özüdür. Nefsi tanımak, kendi direksiyonunu kimin tuttuğunu görmek demektir. Kişi nefsini tanıdıkça, Rabb’ine karşı kulluğunu da daha berrak bir şekilde idrak eder. Çünkü nefis anlaşılmadan, teslimiyet de, takva da, tezkiye de tam manasıyla kavranamaz. Nefis direksiyonda şofördür… Şimdi konuyu izah edelim… Nefsi … Devamını oku… 371) NEFİS NEDİR?

370) ALLAH’IN SEVMESİ NEDİR?

Allah neyi sever? Allah neyi sevmez? İnsan Allah halifesi ve Allah’ın boyasıyla boyanmanın hakikati nedir? Şimdi bu konu hakkında biraz kâğıt karalayalım inşallah… Ben “Allah neyi sever?” diye sorduğumda, aslında kendi hayatımın kıblesini arıyorum. Çünkü Allah’ın sevdiğini sevmek, sevmediğinden kaçmak demek; halifelik iddiamı ciddiye almak demektir. “Allah’ın boyasıyla boyanmak” dediğimde ise, kendi rengimi bırakıp Rabb’imin … Devamını oku… 370) ALLAH’IN SEVMESİ NEDİR?

369) CELAL VE CEMALDE KISA BİR SEYR

Ressam duruyor panonun karşısına resim yapıyor. Oraya düşünsel alanındaki fikirlerini akıtıyor. Akıttığı ise asla öz düşüncesinin kendisi gelip de panonun üzerine yapışmıyor. Aksine ressamın tüm düşünsel yapısı zihnen olduğu gibi ve hatta hatta daha fazlasıyla bozulmadan ve aşınmaya uğramadan duruyor. İşte tam burada, “zihinde duran” ile “panoya yansıyan” arasındaki farkı düşünürken, celal ve cemal arasındaki … Devamını oku… 369) CELAL VE CEMALDE KISA BİR SEYR