411) GÖNÜL ZEVKİ

Marifet, kokusunu alıp konuşmak değil, öylece hâl olunup, hâl olan ile gönülden gönle zevki akıtmak. Dil ile de bunun yolunu izah etmek. Yani marifet, sadece kelimenin kokusunu taşıyıp onu süslü cümlelere dökmek değil; bizzat o hakikatin hâline dönüşmektir. Gönülden gönle akan zevk, dille tasvir edilmeden önce hâl ile taşınır. Dil sonra devreye girer; gönülde yaşanan … Devamını oku… 411) GÖNÜL ZEVKİ

410) ESMA ZİKİRLERİNDE LOKAL OKUMA YAPMAK SAKINCALIDIR

Bizim manevi yapımız; eğer ki tümü onarılırsa bizim bedensel ve ruhsal alanda bizi helake ve olumsuzluğa hiçbir sakınca zaten kalmayacaktır. Manevi alanımızı onaran ve bizi bize yeniden veren en büyük çalışma, elbette ki Esma-i Hüsna zikirleridir. İnsanın iç âlemi, Esma-i Hüsna’nın nefesiyle onarıldığında, beden de ruh da kendi mecrasına girer. Çünkü esmalar, sadece dilde tekrar … Devamını oku… 410) ESMA ZİKİRLERİNDE LOKAL OKUMA YAPMAK SAKINCALIDIR

409) BEN VE BİZ KAVRAMLARI

Hani biriyle konuşurken BİZ deyip nefsi tevazu gösterilir ya… Orada şu düşünce var: “Ben o kadar tevazu ehliyim ki, biz diyerek nefsimi düşürüyorum.” İşte burada bilinçli bir kendini görme var. Yani burada içeride gizli bir kibir var. İnsan bazen “biz” derken bile “ben”ini parlatır; kelime değişir ama merkezde duran yine nefstir. Hakikî tevazu, kelimenin “ben” … Devamını oku… 409) BEN VE BİZ KAVRAMLARI

408) BİYOENERJİNİN YERİ

Biyoenerji caiz midir, bu yolla alınan enerji nasıl bir enerjidir, dini yorum yapanların da bu konuda farklı görüşleri varken bu meseleye nasıl bakmak gerekir? Bu soruyu anlamak için önce insanın içsel yapısını bilmek ve insanın bağlantılı olduğu mâna prensiplerini iyice çözmek gerekir. İnsanın içsel yapısı iki katmandan oluşuyor; bunlar nârî ve nûrî olmak üzere iki … Devamını oku… 408) BİYOENERJİNİN YERİ

407) EL VEDUD’UN MUHABBETİ NİHAYİ BAĞDIR

Bizim yolumuzda aşk, nihai durak değildir; hatta bizim meşrebimizin kapısında “Bizim yolumuzda aşk yok; bizim yolumuzda muhabbete dönüşmüş aşk var.” diye yazılıdır. Çünkü gördüm ki, aşk kelimesi asırlar içinde öyle kirlenmiş, öyle beden ve tutku ile iç içe geçmiş ki, insanın hakikate yürüyüşünde en büyük tuzaklardan biri hâline gelmiş. Aşk, başta emmareyi silkeleyen bir sarsıntı … Devamını oku… 407) EL VEDUD’UN MUHABBETİ NİHAYİ BAĞDIR

406) EL VEDUD’UN MUHABBETİ İLE AŞKI AYIRMAK

Olayın detayını anlamak için olaya biraz açıklık getirelim; mevzuubahis olayı bilmeden sınırsız muhabbeti oluşturan El Vedud esma tecellisi ile aşkı birbirine karıştırmayalım. Çünkü her iki mana içeriğinde de hedef, Allah’a yolculuktur. Ama bedensel veya ruhsal tutkuyu aşk sananlar çoğunluktadır. Çoğunluğun tutkuyu aşk sanmaları ve o şekilde düşünmeleri, bu mukaddes kavramları kirletemez. Aslında aşkı ilahi, sanal … Devamını oku… 406) EL VEDUD’UN MUHABBETİ İLE AŞKI AYIRMAK

405) AŞK VE VEHİM, MUHABBET VE İLAHİ HUŞU

Her ne kadar içeriği hakkında derin malumat verilmemişse de, Aşk sadece ulûhiyet tabanlı bir sezgiye dayalı vehmin oluşturduğu bir yönelimdir. O yüzden bu meşreptekiler uzun soluğa kavuşamazlar. Ama El Vedud esma tecellisinin getirisi ise, rububiyetiyle, melikiyetiyle ve ulûhiyetiyle topyekûn Allah’a götüren marifet yoludur. İşte buna haşyet ve getirisine huşu denir. Nasıl ki, sadece Allah demişiz … Devamını oku… 405) AŞK VE VEHİM, MUHABBET VE İLAHİ HUŞU

404) İSLAM’DA YAŞAM, TEVEDDÜD VE FENA ZANNI

İslam’da yaşam vardır. İslam’da hayat vardır. İslam’da El Vedud esma kuvvesi gereği hissedilen sevgi yumağı vardır. İslam’da sırf sevgi vardır. İslam’da teveddüd vardır ama fena edecek bir sevgi yoktur. Dikkat edin ki sahabeler, “Nefsim, anam babam sana feda olsun ya Rasulallah.” derdi. Ama “Sende fena bulsun ya Rasulallah.” demezlerdi. İşte İslam’ın benimsediği yol, feda edecek … Devamını oku… 404) İSLAM’DA YAŞAM, TEVEDDÜD VE FENA ZANNI

403) KÖR AŞKIN ÜMMETİ PARAMPARÇA ETMESİ

Ümmeti muhammedi parça parça eden şey kör aşktan başka bir şey değildir. Her fırka liderine gözünü kapatıp kendisini teslim ederse, onun emellerinin oyuncağı olmaya mahkûm olur. Allah’ın sonsuz ve sınırsız ismi olan El Vedud esmasını kendi ruh dünyası sarmalında hâkim edip sevip sevilmek yerine, kendisinde olan bu kuvveyi tek yönlü kullanılmaya itilmesi, kişi için adeta … Devamını oku… 403) KÖR AŞKIN ÜMMETİ PARAMPARÇA ETMESİ

402) EL VEDÛD’UN UNUTULMASI VE KÖR AŞKIN FELAKETİ

Bu defa da denge unutuldu. Halkı aşka çağırıp bir noktada tutayım derken Allah’ın sonsuz ve sınırsız ismi olan El Vedud esması unutuldu. İşte esas sakatlık burada başladı. Kişiler Allah’a ait olan ve sonsuz bir şekilde deveran eden sevgiyi unutup sevgilerini tek yönlü olarak bir noktada baskın yapmaya başladılar. İşte bu da ümmete pahalıya mal oldu. … Devamını oku… 402) EL VEDÛD’UN UNUTULMASI VE KÖR AŞKIN FELAKETİ