368) ADIM ADIM TESLİMİYET

İslamiyet, teslimiyet üzerine kurulu olan Allah’ın değişmez esaslarını barındırır. İslam’daki esas mesele, kişideki teslimiyet melekelerini canlandırmasını sağlamaktır. Öylece kişiyi fıtratıyla uyumlu hâle getirmesidir. Fıtrat, Allah’ın insana biçtiği en doğal elbisedir; din dediğimiz hakikat ise, o elbisenin insanın ruhuna tam oturmasıdır. Teslimiyet melekesi uyandığında, kişi kendisini zorla bir kalıba sokmaz; aksine, Rabb’inin onun için takdir ettiği … Devamını oku… 368) ADIM ADIM TESLİMİYET

367) ESAS BEREKET TESLİMİYETTEDİR

İnsanı pişiren husus, ilmi yazıları okumak değildir. Aksine insanı pişiren unsur, teslimiyet melekesinin uyanışındadır. İnsan, nice kitaplar okuyup sayfalar devirebilir, hafızasına dağlar kadar bilgi yükleyebilir; fakat eğer bu bilgi, onu Rabb’ine karşı daha mütevazı, daha mahcup, daha teslim bir kul hâline getirmiyorsa, o ilim sadece nefsin sermayesidir. Hakiki pişme, “Rabbim benden ne murat eder?” diye … Devamını oku… 367) ESAS BEREKET TESLİMİYETTEDİR

366) VARLIĞIN OLUŞUMU

Varlık özden bize kadar katman katmandır. Nüzul özden kabuğa doğru olur. Rücu ise kabuktan öze doğru olur. Varlığı düşünürken, her şeyi tek planda değil, katman katman görmek gerekir. Özden kabuğa doğru bir nüzul vardır; yani hakikatten zahire inen bir iniş… Sonra kabuktan öze doğru bir rücû vardır; yani zahirden tekrar hakikate dönüş… Biz şu an … Devamını oku… 366) VARLIĞIN OLUŞUMU

365) ÖLÜYE MEVLİD OKUTULABİLİR Mİ?

Et kemik bedenin ölümüyle insan yok olmuyor. Sadece et kemik bedenin kullanım süresi bitiyor. Ruh beden (ZEN) ile yaşam, berzah âleminde devam ediyor. Bu herkes için geçerlidir. İnsan sandığımız şey, sadece et-kemik yığınından ibaret değildir. Beden ölünce, tabuta konulunca, toprağa verilince insan yok olmaz; sadece bu dünyaya ait kullanım süresi dolmuş olur. Asıl taşıyıcı olan … Devamını oku… 365) ÖLÜYE MEVLİD OKUTULABİLİR Mİ?

364) RUH GÜCÜ AMELLE ELDE EDİLİR

Lâhutî seyir, takvâ yolculuğu olarak ruhumuzu güçlendirir. Lâhutî seyir dediğim şey, sadece teorik bir “manevî hâl” değildir; bizzat takvâ yolculuğunun içinden doğan, ruha kuvvet veren bir yürüyüştür. Kişi, kıyıda köşede bir mistik haz aramaz; haramdan sakınır, helâle riayet eder, kalbini Rabb’ine çevirir, bütün bunların toplamına “takvâ” denir ve işte bu takvâ ruha güç kazandırır. Zaten … Devamını oku… 364) RUH GÜCÜ AMELLE ELDE EDİLİR

363) ALLAH İLE HUZURA ER

Kalbin allah ile huzura ermesi için yapmamız gerekenler… İnsan özünden uzaklığı yaşayıp başka birçok şeyden zevk aldığında, bu zevklendiği şeylerden uzaklaştığında huzursuz olmaya başlayacaktır. İçinde boşluk başlayacak ve hakikatine yabancılaşacaktır. İnsan, özündeki hakikatten koptuğunda, fıtratına yabancı hazlara sarıldığında, o hazlar elinden alındığı an içinin boşaldığını hisseder. Çünkü kendisine ait olmayan bir zevki, kendisinin sandıkça içindeki … Devamını oku… 363) ALLAH İLE HUZURA ER

362) SONSUZLUK NUMUNESİ OLAN İNSAN

Vahdette esas olan, dualitedir; yani kul ve Rab ilişkisidir. Kul Rabb’inden ister, O’nun huzurunda secdeye kapanır, aczini ve fakrını itiraf eder. Ben de biliyorum ki bütün yürüyüşüm, “Ben kulum, O Rab’dir.” çizgisi üzerinden anlam kazanıyor. Çünkü vahdet, kulun Rab’be karışması değil, kulun Rab’bini tanıyarak kendini yerli yerine koymasıdır. “Vahdet-i vücûd” aslında “asli vücut” bakımından söylenmiş … Devamını oku… 362) SONSUZLUK NUMUNESİ OLAN İNSAN

361) DUR YA MUHAMMED, RABBİN NAMAZDA

Miracın zirvesi olan buluşma anında ve “Kab-ı kavseyn” denilen yakınlıkta Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimize; “Dur ya Muhammed! Rabbin namazdadır.” denilmişti. Miracın zirvesi, insanlığın idrak ufkunu aşan bir yakınlık noktasıdır. “Kab-ı kavseyn ev edna” hitabıyla anlatılan bu makamda, artık söz bitmiş, hâl konuşur hâle gelmiştir. Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) … Devamını oku… 361) DUR YA MUHAMMED, RABBİN NAMAZDA

360) SENDE CANLILIK NUMUNESİ VARDIR

Biz bu dünyada, gördüğü rüyasında ağacın ortasında takılı kalıp kolu yorulan, ağaç dibinde aslan, yanındaki denizde timsah ve ağaç üstünde de yılan bekleyen ve o hâlette çırpınan kişi gibiyiz ve derin bir uykuda çırpınıyoruz. Bu dünya hâli, ruhun görüp de uyanamadığı bir rüyaya benziyor. Bir yanımda nefsimin hırsları, diğer yanımda korkularım, altında benliği parçalamaya hazır … Devamını oku… 360) SENDE CANLILIK NUMUNESİ VARDIR