401) AŞKI AĞIZDA BIRAKIP HAKİKATİ PERDELEMEK

Dediler de bu defa başa mihnet doğdu ve herkes birbirini izleyip aşka atladı. Aslında aşktan bir şey anlayan da pek olmadı. Ama aşk diye diye kendisini avuttu ekserisi. Bazen de zeki kişiler çıkıp aşk diyerek kitleleri peşine takıp aval aval kullandı. Olayı fehmedip oyunu bozmak isteyenlere ise acımasızca saldırı oldu. Hepimiz eşit Allah kuluyuz. Hepimiz … Devamını oku… 401) AŞKI AĞIZDA BIRAKIP HAKİKATİ PERDELEMEK

400) KADIN VE ERKEK RUHANİYETİNİN YARATILIŞ FARKI

Kadın ile erkek, aynı nefsin iki ayrı tecellisidir. Öz birdir ama tecelli farklıdır. Yani özde birlik, görünüşte çokluk vardır. Erkek “kabz” hâliyle toparlayıcı, kadın “bast” hâliyle açıcı ve genişletici bir fıtrattır. Bugünün diliyle söylersek; erkek sorumluluk ve istikamet merkezli, kadın ise duygu ve sezgi merkezlidir. Bu farklılık, Hakk’ın aynı hakikati iki ayrı pencereden göstermesinin sırlarından … Devamını oku… 400) KADIN VE ERKEK RUHANİYETİNİN YARATILIŞ FARKI

399) AŞK’IN PERDE ARKASINA BAK

İşte biz aşk yolculuğu ile Allah’a yapılan yolculuğun içindeki birçok tehlikeyi gördüğümüzden, hakka mutlak olarak yürüyüşte aşka yok dedik. Yani bizim yolumuzda aşkın ötesine bakarak mutlak ilahi sevgiye dayanan teveddüdle huşuya varmak vardır. Biz kalbimizi saran sınırsız sevginin içinde kendimizi bir katre olarak görüp yol almaya koyulduk. Hemen burada şöyle diyenleri duyduk; demek öyle, aşk … Devamını oku… 399) AŞK’IN PERDE ARKASINA BAK

398) EZBERE DEĞİL, EMEKLE SEVMEK

Onun için bizim bakışımıza göre sevgi, aşktan daha önemli ve kıdemlidir. Fakat insan sevgiyi tanımaz da aşkı bilir ki, bildiği de bedensel aşktır. Cinsel dürtü ise, bu bedensel aşkın içindeki katma değer olarak kişiye manevi kir olarak yetiyordur. Ne bilsin ki garibim, “seviyorum” demekle olmuyor bu işler. “Allah’ı seviyorum, annemi seviyorum, çocuğumu, kocamı seviyorum.” demekle … Devamını oku… 398) EZBERE DEĞİL, EMEKLE SEVMEK

397) BEDENSEL AŞKI YASAKLAMAK DEĞİL, RAYINA KOYMAK

Bedensel aşkın önüne geçilmez. Çünkü doğal bir oluşumun önüne geçilmesi de gerekmiyor. Bunu yasaklamak marifet olmadığı gibi, yokmuş gibi davranmak da marifet değildir. Bunu Allah’ın izin verdiği şekilde tatmin edip özümüze uzanan yolculuğa yönelmeliyiz. Diğeri ise bütünleşme ve erme arzusudur. Bu, aynı bedensel aşka benzediği için de birçok eren, yaşanan muhabbet ortamını iki kişinin aşkıymış … Devamını oku… 397) BEDENSEL AŞKI YASAKLAMAK DEĞİL, RAYINA KOYMAK

396) BİRLİK ŞUURU VE ALLAH BOYASI

Aşkın zararının dokunmaması için birlik anlayışının güçlenmesi gerekir. Yoksa bedensel aşk durdurulamaz. Çünkü hormonlar aklı alır ve bedensel tatminlerle vücudu boyar. Böylece Allah boyasından mahrum eder. Orijinal aşkın zirve yaptığı nokta, birlik noktasıdır ki buna kavuşmak için tamamıyla teslimiyet gerekir. Buna da çoğunlukça hazır değiliz. Bizler ekseriyet olarak görmediğimiz ve kendisine uzaktan dahi bakamadığımız sorunlarla … Devamını oku… 396) BİRLİK ŞUURU VE ALLAH BOYASI

395) BEDENSEL AŞK, HORMONLAR VE GERÇEK ÖZLEM

Bedensel aşk tatmin edildiğinde, ya da tatmin edilmese de zaman aşımında biter. İşte burada cinsel bir dürtü çok farklı bir olay olarak iş başındadır. Aslında bu dürtünün bedensel aşkla da alakası yoktur. Fakat bedensel aşk, bu dürtüyü de kullanır. Çünkü hormonsal özellikler, kalpte derin bir kavuşma özlemi oluşturur. Olayı bilmeyenler ise, bunu aşk zannederler. Olayın … Devamını oku… 395) BEDENSEL AŞK, HORMONLAR VE GERÇEK ÖZLEM

394) HUŞU VE HUZUR: AŞKIN ÖTESİNDEKİ MAKAMLAR

Pek çok insan, aşkın ötesinde huşu ve huzur ile varılacak mukaddes makamları bilmez. Hatta başka makamların olabileceğini tasavvur bile edemez. İşte bu noktada kişiyi kilitleyen aşkın, onu çok daha başka güzelliklerden mahrum ettiği gerçeğini anlayamaz. Olayı anlatanlara da kulak asmaz. Çünkü kalpteki kilit, tasavvur âlemini tarumar etmiştir. İnsan bir hâle tutuldu mu, o hâli son … Devamını oku… 394) HUŞU VE HUZUR: AŞKIN ÖTESİNDEKİ MAKAMLAR

393) RUHSAL AŞKIN EDEBİ VE AKLIN REHBERLİĞİ

Aşk insana ruhsal bir kuvvet verir ve bu hâlde akıl her zaman devrede olmalıdır. Aşkta mesafenin önemi yoktur; çünkü aşk ruhtadır ve beden bu devrede dışarıda kalır. Zaten bedene inen aşk, artık aşk değil, tutkudur; dürtüseldir, nefse kayar. Aşk, ruhun derinliklerinden doğan bir nefes gibidir; bedenden bağımsızdır ama bedende tezahür eder. Akıl, bu nefesi koruyan … Devamını oku… 393) RUHSAL AŞKIN EDEBİ VE AKLIN REHBERLİĞİ

HEYBENİN BÜYÜSÜ

Kalp sever içince Hak şerbeti,İçinde bulur öz saadeti,Hisseder orada öz rahmeti,Öylece sevgisini sunar, sezer hikmeti. Kalp içre içre rahmet deryası,İçinde parıldar öz aynası,İçinde taşı, toprağı, ağası,Lakin tâ içinden akar sefası. Şerbeti içince kul şefkatle,Nazenin bakar artık hep hikmetle,Tâ arşa uzanır eli heybetle,Ferşe yeniden iner tam selâmetle. Arş, ferş, kürsî işte sende gizlice,Senle on sekiz bin … Devamını oku… HEYBENİN BÜYÜSÜ