349) İŞTE İSLAMDA KADIN

Allah’a erme olayında kadın ve erkek arasında olan uçurum fark vardır. Aynı zikir ve ibadetle erkeğin kırk günde ulaştığı manayı kadın bir günde ulaşır. Rahimiyet tecellisi bunu kadına yaptırır. Ama kadın çok duygusal olduğu için bu açılımı kaybeder. Duygularına hâkim olan kadın velâyette gözünü açar. “Allah dilediğine hesapsızca verir” (Âl-i İmrân, 37) ayeti gönlüme şöyle … Devamını oku… 349) İŞTE İSLAMDA KADIN

348) NEBİ İLE RESUL FARKINA BAKALIM

Nebi ve resul; biz kelime-i şahadet de Hz. Muhammed Mustafa sallellahu aleyhi ve sellem efendimizin risaletine şahitlik ederiz.Ama kabir de Münker ve Nekir bizden nebi’mizin kim olduğunu sorgulayacaklardır. Fark ne ki? Şahadette risaletine şahitlik ettiğimiz Efendimiz’in kabirde “nebi” yönünün sorulması, onun iki makamının iki ayrı zuhurudur. Risalet, tebliğin âleme yayılmasıdır; nübüvvet, ilmin nefsinde yaşanmasıdır. Kul, … Devamını oku… 348) NEBİ İLE RESUL FARKINA BAKALIM

347) TESLİMİYETİN SIRRI VE GÖNÜL AÇIKLIĞI

Minnacık olan dünya yaşantısını sonsuz olan ölüm sonrası yaşantıya dönüştürmeyene veyl olsun. “Bir velî, dervişi isterse göz açıp kapayana kadar velî eder.” diye halk dilinde söylenen bir söz vardır. Bu sözün mahiyeti, dervişin gönlü dönükse gerçekleşebilir; yoksa hiç kimse hiçbir şey yapamaz. Velînin bir dervişi göz açıp kapayıncaya kadar dönüştürmesi, velîdeki kudretten değil; dervişin gönlünün … Devamını oku… 347) TESLİMİYETİN SIRRI VE GÖNÜL AÇIKLIĞI

346) BEN DEĞİL, BENCİLLİK YOK OLUR

İnsan uyanınca, kendi de yok olur, sadece Allah kalır… Bu söz ne anlama geliyor? İşte bu söz bedensel, kişisel ve yapısal varlık bazlı bir söz değil, kişinin sahip oldukları ile ilişkilidir. Bu söz, benlikle ilgili değil, bencillikle ilişkilidir. Burada yok olan beden ya da ruh değil; kişinin yıllardır taşıdığı sahte benliktir. İnsan uyanınca, “benim” dediği … Devamını oku… 346) BEN DEĞİL, BENCİLLİK YOK OLUR

345) ASLIN NE Kİ? BAK VE SEYREYLE

Beden Ruh’u, Ruh ise Varlığı, Varlık da Allah’ı nasıl bilir? Varlık, Ruh ve Beden üçgeni arasında var olarak dolaşan “BİLGİ” gerçekte nedir? Beden, ruh ve varlık üçgeni, insanın hem yaratılışını hem de idrak yolculuğunu belirleyen ilahî mimaridir. Beden algıyı taşır, ruh hakikati hisseder, varlık ise Allah’ın tecellisini gösterir. Bu üçlü arasında dolaşan şey “bilgi” değil, … Devamını oku… 345) ASLIN NE Kİ? BAK VE SEYREYLE

344) PEYGAMBERLERİN DİLİYLE MÜNACAT

Ya Rab, Hz. Musa’yı aleyhisselam denizden ve Firavun’dan kurtardığın gibi bizi de mülhime denizinden ve firavunlaşan benlikten kurtar. Aziz Rabbim… Biliyorum ki denizleri yaran da, kuyuları genişleten de, balığın karnını bir zikir mihra-bına çeviren de Sensin. Bizi de çağın dalgaları içinde savrulan birer kırık tahta parçası olmaktan çıkar; kalbimizi hidayet gemisine bindir, dümenini tevekkül, yelkenini … Devamını oku… 344) PEYGAMBERLERİN DİLİYLE MÜNACAT

343) UYDURULMUŞ DİN SÖYLEMİ BİR TUZAKTIR

Ataların dini, indirilmiş din veya uydurulmuş din kavramlarıyla kafa bulandıran oryantalistler, iman ehlini İslâm’ın sahih uygulamalarında şüpheye düşürüp yönelişten alıkoymanın yeni modasını üretmişlerdir. Şeytanî güçlerin, İslâm’ın ruhundan ve yaşamından insanları uzaklaştırmak için başvurdukları bu yöntem, şeytanın sağdan yanaşmasının yeni yüzüdür. “Ataların dini, indirilmiş din veya uydurulmuş din” söylemini ortaya atarak mütedeyyin insanları, 1400 yıldır süregelen … Devamını oku… 343) UYDURULMUŞ DİN SÖYLEMİ BİR TUZAKTIR

342) İNSAN-I KÂMİLİN DERECESİ

İnsanın kemal derecesi, kişinin Allah ismi aynasında kendini seyr ettiği kadardır. Bu seyrin mutlak müşahedesine Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’e Miraç gecesi nasip oldu. O yüzden Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz en büyük insan ve ulü’l-azm olan nübüvvet sahibi resullerin de en büyüğüdür. İkinci sırada Hz. İbrahim (aleyhisselam), üçüncü … Devamını oku… 342) İNSAN-I KÂMİLİN DERECESİ

HAKKA OL YAVER

Amacımız sadece Hakk’ın rızası.Kibir, ucûb nefsin rızası.Bu iki meleke şeytanın sedası.Hakk’a bağlanmak kalbin esası. Eğer ki şaşar gönlüm zulme,İşte o zaman küfürde olur ivme.Vazgeçti gönül mâsivâdan; sen de gitme.Kol kola çalışalım ilahî ilme. Şahsî kusurlarım elbette olur.Âciz bir kulum; nefis yol bulur.Ama nefis yol bulunca ruh yorulur.Ruh yorulursa dost eli güç doğurur. Ruhunun derinliği elbette … Devamını oku… HAKKA OL YAVER

341) ŞEFAAT YA RESULELLAH DEMEK ŞİRK MİDİR?

“Şefaat ya Resûlallah” demek şirk midir? Konuya Mâide 92. ayet ile başlayalım: “Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve onlara itaatsizlikten sakının. Eğer itaatten yüz çevirirseniz bilin ki elçimize düşen açıkça tebliğ etmekten ibarettir.” Allah ve Resûlünü sakın ayrı görüp gaflete düşme. Bu ayrılık bedensel veya maddesel veya varlıksal bir ayrılık değil, seni sana sunan … Devamını oku… 341) ŞEFAAT YA RESULELLAH DEMEK ŞİRK MİDİR?