SEVGİ PINARINDAN

Sevgi pınarından akarken bakış,Ruh onunla olur nakış;Her nakış kalpte olur bir akış,Her akışta Samediyet nuru tutar alkış. Ey kalbinde figanını sunan,Ey gönlünde nazarını kuşanan,Ey ruhunda bakışını takınan,İlahi ülfetle destur edinir utanan. Şefkat dili içinde içini remz eder,Bakışında nakşını fehmeder,Kelamında deryanı seyreder,Her seyirde tutunur semaya her bir yer. İşte ülfetinle içimi ısıttı ilahi bakış,Bu bakışla indimde … Devamını oku… SEVGİ PINARINDAN

392) EL VEDÛD MUHABBETİ VE TUTKU–AŞK KARIŞIKLIĞI

Olayın detayını anlamak için olaya biraz açıklık getirelim; mevzuubahis olayı bilmeden sınırsız muhabbeti oluşturan El Vedud esma tecellisi ile aşkı birbirine karıştırmayalım. Çünkü her iki mana içeriğinde de hedef, Allah’a yolculuktur. Ama bedensel veya ruhsal tutkuyu aşk sananlar çoğunluktadır. Çoğunluğun tutkuyu aşk sanmaları ve o şekilde düşünmeleri, bu mukaddes kavramları kirletemez. Aslında aşk-ı ilahî, sanal … Devamını oku… 392) EL VEDÛD MUHABBETİ VE TUTKU–AŞK KARIŞIKLIĞI

391) AŞKIN VEHİMSİ YÖNELİMİ VE EL VEDÛD’UN MARİFET YOLU

Her ne kadar içeriği hakkında derin malumat verilmemişse de, aşk sadece ulûhiyet tabanlı bir sezgiye dayalı vehmin oluşturduğu bir yönelimdir. O yüzden bu meşreptekiler uzun soluğa kavuşamazlar. Ama El Vedud esma tecellisinin getirisi ise, rububiyetiyle, melikiyetiyle ve ulûhiyetiyle topyekûn Allah’a götüren marifet yoludur. İşte buna haşyet ve getirisine de huşu denir. Nasıl ki sadece Allah … Devamını oku… 391) AŞKIN VEHİMSİ YÖNELİMİ VE EL VEDÛD’UN MARİFET YOLU

390) AŞKTA FENÂ, EL VEDÛD İLE BEKÂ YOLCULUĞU

Aşkta yok olup yol alırsın fenâya. El Vedûd’la ise, hayat bulursun; “hep” var olursun “Hay”la, yaratılış gayene erersin “var”lıkla. Bil ki yolculuğun hedefi fenâya değil, varoluşun amacı “bekâ”yadır. Çünkü dilemiş ki Biri, O’nun adıyla seyreylesin. Dikkat edelim ki aşkın ruhunda sömürü yatar; kişiyi sınırlı bir mekânla kayıtlar. Ama El Vedûd esma tecellisinde ise, sevip sevilmek … Devamını oku… 390) AŞKTA FENÂ, EL VEDÛD İLE BEK YOLCULUĞU

389) AŞK KAVRAMI VE ÂDEM-HAVVÂ İŞARETİ

Aşk kavramının konuluş amacı, birinin kendisini birinde yok etmesi anlamını taşır ki bu muhaldir. İşte gerçek anlayışı idrakimize sergilemek için bazen kullanımda olan kavramı terk etmek gerekir. Çünkü beyin, o kavramla ilgili kendisinde bir kilit oluşturmuştur. Sen tedavüldeki kavramı kullandıkça, beyin kilidi önüne koyar ve sıçramayı engeller. İşte Âdem ile Havvâ cennet yapraklarıyla benliğini örttüler … Devamını oku… 389) AŞK KAVRAMI VE ÂDEM-HAVVÂ İŞARETİ

388) FANİLİK, SONSUZLUK VE ALLAH İLE VAR OLMA ŞUURU

Olan olay kişinin varlığının mutlak varlık nazariyesine göre sonlu yani fani olmasıydı. İşte bu fanilik yok olma manasına değil aksine sonsuzluk ifade eden skalada o sonsuzluk içinde sonlu olmamızdı. Örneğin; “∞ sonsuzun yanında, 100000………” istediğin kadar sıfır koy, gene de hiçtir ve “∞ sonsuzun” içinde görünmez bile. Ama o sayı da kendine göre vardır. Yani … Devamını oku… 388) FANİLİK, SONSUZLUK VE ALLAH İLE VAR OLMA ŞUURU

387) TASAVVUF MEŞREPLİ BAKIŞ VE AŞKIN ASLI

Tabi ki bizim mevzu bu sahte aşkların dışında, kişi ile Rabbi arasındaki münasebet bakımıyla idi. Bizim meşrebimiz tasavvuf meşrep olduğu için biz, aşkı bilinen veçhiyle kişinin kendisini Allah’ta eriyip yok ettiğini sananların aşklarını, bir şizofrenik hastalık olduğunu dile getirir ve bu olaya dikkat çekmek için de “aşk yoktur” deriz. Ama sen sevginin adına aşk koymuşsan … Devamını oku… 387) TASAVVUF MEŞREPLİ BAKIŞ VE AŞKIN ASLI

386) HAKİKİ AŞKIN ÖLÇÜSÜ VE SAHTE TUTKULAR

Ben aşığım diyen kimse, eğer âşık olduğunu söylediği kişinin onun ayağına basmasıyla, ayağına bastığı ayağı öpmüyor ve demiyor ise: “Oh be, bari âşık olduğum kişi, ayağının ağırlığını ayağımın üzerine düşürdü.” ve bu hâlden bile mutlu olmuyorsa, aşkın ne olduğunu bilmiyordur. Hem akabinde savunmaya ve kavgaya başlıyorsa, sadece tutkunluklarının ve hobilerinin adına aşk demiştir. Çünkü âşık … Devamını oku… 386) HAKİKİ AŞKIN ÖLÇÜSÜ VE SAHTE TUTKULAR

385) AŞK, FENÂ VE SEVGİNİN ASIL MAKSADI

Fena, sanıldığı gibi aşk yokluğu değil, aksine Allah ile var olduğunu idrak etmektir. Biz aşk yoktur derken bu manada yokluktan dem vurduk. Yani kişiyi asıl amacına ulaştırmada yetersizdir. Ama kişiyi oyalayıp emmareden çıkardığı için de, birçok âlim tarafından insanlara önerilmiştir. Bari aşka kapılıp emmareden kurtulun denmiştir. Ama kişi aşkın içeriğini bilmediği için teveddüd ve muhabbetin … Devamını oku… 385) AŞK, FENÂ VE SEVGİNİN ASIL MAKSADI

384) AŞKIN ÖRTÜSÜ, İKİ AYIP YERİ VE YOKLUK YANILGISI

Aşka demir atanlar kesinlikle örtülmelidirler. Zorunlu cezbenin dışında, içlerinde yaşadıkları hâlleri isteyerek dışarıya yansıtmamalıdırlar. Çünkü iç hâlini özel olarak sergilemek, fark edilmek için kendini ortaya koymak, insanı riyaya sürükler. Riyadan doğan şey ise kibirdir. Kibir de insanı yükseltmez, aksine aşağıya çeker. İşte bu yüzden derim ki; aşk yolunun içinde nice ayıp gizlidir. Aşk yolunu tercih … Devamını oku… 384) AŞKIN ÖRTÜSÜ, İKİ AYIP YERİ VE YOKLUK YANILGISI