340) AŞK YOLCULUĞUNDA BİR PİYES

Aşk konusunda dört kelebeğin hikâyesi ve sonuç… Bir zamanlar dört kelebek ateşin sırrını çözmeye karar vermişler. Hep beraber yanan bir ateşin yanına gitmişler. Aralarında konuşurlarken birinci kelebek: – “Önce ben gideceğim ve ateşin sırrını çözüp size söyleyeceğim.” demiş ve gitmiş.bŞöyle bir ateşin etrafında dolanmış, gelmiş. Arkadaşlarına: – “Ben ateşin sırrını çözdüm: Ateş ışık yayan bir … Devamını oku… 340) AŞK YOLCULUĞUNDA BİR PİYES

339) ALLAH SENDEN RAZI MI?

Bakara 115: “Maamafih, maşrık da Allah’ındır, mağrib de. Nerede yönelseniz orada Allah’a yönelilecek cihet vardır. Şüphe yok ki Allah vâsi‘dir, alîmdir.” Her ne yana dönersek Allah’ın vechini ilmiyet itibarıyla seyr ederiz. Çünkü ayetin sonu “vâsi‘un alîm” denerek bitiyor; yani ilmiyeti itibarıyla vechullah oradadır. Müşahede edeceğimiz şey, her ne yana dönsek Allah’ın vechinin bizim dilediğimiz şekilde … Devamını oku… 339) ALLAH SENDEN RAZI MI?

338) ALLAH HER YERDE Mİ?

Allah için “Bir yerdedir” diye düşünemeyiz. Bu, zatı için ne ise, sıfat, esma ve ef’ali için de aynıdır. Rabbimiz için ise “A’ma’daydı” demek, Allah’ın sonsuz ve sınırsız esma kuvveleri biz yaratılmadan önce, bizi var eden esma kuvvelerimizin A’ma’da olduğu anlamına gelir. Yani tüm yönleriyle sonsuz ve sınırsız olan gizli hazinedeydi. Sonsuz ve sınırsız olan bilinemez; … Devamını oku… 338) ALLAH HER YERDE Mİ?

337) VARLIK DEĞİL, YARATICI TEKTİR

Varlık birliğine değil, varlığı yaratanın birliğine inanılır. Zira varlık yaratıldığında kesret ortaya çıkmış ve her varlık ayrı bir hüviyet alarak varlık sahasında yerini almıştır. Bütün kâinat tek bir vücut; bu da Allah’ın vücudu demek ise, olayın hakikatini bilmeden, insani bakışla Allah’ın zatını değerlendirmeyi ortaya çıkarır. Oysaki Allah’ın zatı tüm yarattıklarından münezzehtir. Yaratılan tüm yaratıkların Allah’ın … Devamını oku… 337) VARLIK DEĞİL, YARATICI TEKTİR

336) OKUDUĞUNU BAĞIŞLAMANIN İÇ YÜZÜ

Okuduğunu başkasına bağışlama olayı… Bir şeyi bağışlamak, ancak elde olan bir şeyle mümkündür. Okunan bir şey “posta” gibi karşıya gönderilecek bir enerji değildir; amelin özü, insanın kendi öz cevherine döner. Bağışlama ermişin elinden değil; erdiğinde kalbinden çıkar. Çünkü okunanda değil, okuyanın hâlinde sır vardır. Bazı kişiler okunan şeyi bağışlama olayını anlamamışlardır. Çünkü mesele dışarıya verilen … Devamını oku… 336) OKUDUĞUNU BAĞIŞLAMANIN İÇ YÜZÜ

335) ŞEYTAN MUSALLATI NASIL OLUR?

Şeytan musallatından kurtulmanın yegâne yolu, o musallata sebebiyet veren günahlardan tövbe etmektir. Tövbe, şeytanın tutunduğu zemini ortadan kaldırır; çünkü günah karanlık bir delik açar, tövbe ise o deliği kapatan nurdur. İnsan tövbe edince karanlık barınacak yer bulamaz. “Kim tövbe eder ve halini düzeltirse Allah onun tövbesini kabul eder.” (Furkan 70) Gönlün tövbeyle nurlanması, şeytanın yaklaşamadığı … Devamını oku… 335) ŞEYTAN MUSALLATI NASIL OLUR?

334) KUR’ANDA METAFOR VAR MI?

Kur’an bir mecaz (benzetme) yahut metafor kitabı değildir; lafzî (kelimenin dış yüzü), kavlî (sözü), zahirî (görünen anlam) ve batınî (derin anlam) yönleriyle bütünüyle hakikattir. Çünkü Hak kelamı mecaza sığınmaz. Hak konuşur, hakikat olur; hakikat konuşur, gönülde bir sır çözümlenir. İnsan mecaza kaçtıkça hakikatten uzaklaşır; hakikate yaklaştıkça mecaz kendiliğinden çözülür. Mana ehlinin söylediği gibi: “Gölgeye tutunan … Devamını oku… 334) KUR’ANDA METAFOR VAR MI?

333) KUR’ANDA PEYGAMBERİMİZİN sav ŞANI

“Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir. O size çok düşkündür; müminlere karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.” (Tevbe 128) Sizin nefsinizden bir Resûl gelmiş. Yani melâike değil, başka bir şey değil. Siz nasıl insansanız o da insan olarak gelmiş. Melek olsanız melek ile anlaşamazsınız. Ama size derdinizi anlatabilen, … Devamını oku… 333) KUR’ANDA PEYGAMBERİMİZİN sav ŞANI

332) BANA KUR’AN YETER DİYENE SORDUM?

Bir insanın ağzından çıkan söz, onun gönül terazisinden doğar. “Kur’an bana yeter” sözü ise, sıradan bir iddia değil; varlığı boydan boya sarsacak büyüklükte bir hakikat yüküdür. Bu söz, ancak gönlü Kur’an ile yoğrulmuş olanın diline yakışır. Çünkü Kur’an, sadece okunacak bir metin değil, kulun bütün halini kuşatacak bir nefes ve teslimiyettir. “Biz Kur’an’ı öğüt alsınlar … Devamını oku… 332) BANA KUR’AN YETER DİYENE SORDUM?

331) BESMELE’NİN HARFLERİNDEKİ SEYR

Besmele’ye baktığımızda başta Bâ harfi, hemen ardından Sîn harfi vardır. Burada uzun bir mesafe görünür; sonra Mîm ve ardından Allah ismi gelir. Bu sıralama, harflerin derinlikli bir yolculuğa işaret ettiğini gösterir. Bâ harfi ile Sîn’in bütünleşmiş olması, insanda Allah’ın yarattığı kuvvet (güç) ve kudretin (etki gücünün) varlığını sembolize eder. Çünkü Sîn insanı işaret eder; bu … Devamını oku… 331) BESMELE’NİN HARFLERİNDEKİ SEYR