373) MARDİYE NEFSE GÜCÜN YETER Mİ?

Allah’a talip isek, karşımıza çıkan her bir pozisyona da sabretmeye talip olmuşuz demektir. Çünkü sınavlar gelir ve arındırır. Allah’a talip olmak; O’nu sadece güzel duygularda, hoş hallerde değil, imtihanların tam ortasında da “Rab” olarak bilmektir. Aslında her imtihan, fıtratımıza ağır gelse de, içimizde gizlenmiş putları kırmak için önümüze konan bir fırsattır. “Rabbim ben Seni istiyorum.” … Devamını oku… 373) MARDİYE NEFSE GÜCÜN YETER Mİ?

372) TESLİMİYETİN YOLUNDA BİR NEFES

“Men talebe vecede”… Kim talep ederse, talebine muhakkak ki elbette ulaşır. Bu kaidece talebimizde asla geri adım atmayalım, emelimize kavuşalım. Bu işlev zâhirî dünyada nasılsa, mânevî dünyada da aynıdır. Talep, kulun Rabb’ine açılan ilk kapısıdır. Kişi neyi ısrarla isterse, kalbinin merkezi oraya kurulur. Zâhirde ilim, iş, rızık isteyen nasıl ki adım atmak zorundaysa; bâtında da … Devamını oku… 372) TESLİMİYETİN YOLUNDA BİR NEFES

371) NEFİS NEDİR?

Nefis meselesi, aslında insanın “ben kimim, bende kim konuşuyor, beni nereye sürüklüyor?” sorusunun özüdür. Nefsi tanımak, kendi direksiyonunu kimin tuttuğunu görmek demektir. Kişi nefsini tanıdıkça, Rabb’ine karşı kulluğunu da daha berrak bir şekilde idrak eder. Çünkü nefis anlaşılmadan, teslimiyet de, takva da, tezkiye de tam manasıyla kavranamaz. Nefis direksiyonda şofördür… Şimdi konuyu izah edelim… Nefsi … Devamını oku… 371) NEFİS NEDİR?

370) ALLAH’IN SEVMESİ NEDİR?

Allah neyi sever? Allah neyi sevmez? İnsan Allah halifesi ve Allah’ın boyasıyla boyanmanın hakikati nedir? Şimdi bu konu hakkında biraz kâğıt karalayalım inşallah… Ben “Allah neyi sever?” diye sorduğumda, aslında kendi hayatımın kıblesini arıyorum. Çünkü Allah’ın sevdiğini sevmek, sevmediğinden kaçmak demek; halifelik iddiamı ciddiye almak demektir. “Allah’ın boyasıyla boyanmak” dediğimde ise, kendi rengimi bırakıp Rabb’imin … Devamını oku… 370) ALLAH’IN SEVMESİ NEDİR?

369) CELAL VE CEMALDE KISA BİR SEYR

Ressam duruyor panonun karşısına resim yapıyor. Oraya düşünsel alanındaki fikirlerini akıtıyor. Akıttığı ise asla öz düşüncesinin kendisi gelip de panonun üzerine yapışmıyor. Aksine ressamın tüm düşünsel yapısı zihnen olduğu gibi ve hatta hatta daha fazlasıyla bozulmadan ve aşınmaya uğramadan duruyor. İşte tam burada, “zihinde duran” ile “panoya yansıyan” arasındaki farkı düşünürken, celal ve cemal arasındaki … Devamını oku… 369) CELAL VE CEMALDE KISA BİR SEYR

368) ADIM ADIM TESLİMİYET

İslamiyet, teslimiyet üzerine kurulu olan Allah’ın değişmez esaslarını barındırır. İslam’daki esas mesele, kişideki teslimiyet melekelerini canlandırmasını sağlamaktır. Öylece kişiyi fıtratıyla uyumlu hâle getirmesidir. Fıtrat, Allah’ın insana biçtiği en doğal elbisedir; din dediğimiz hakikat ise, o elbisenin insanın ruhuna tam oturmasıdır. Teslimiyet melekesi uyandığında, kişi kendisini zorla bir kalıba sokmaz; aksine, Rabb’inin onun için takdir ettiği … Devamını oku… 368) ADIM ADIM TESLİMİYET

367) ESAS BEREKET TESLİMİYETTEDİR

İnsanı pişiren husus, ilmi yazıları okumak değildir. Aksine insanı pişiren unsur, teslimiyet melekesinin uyanışındadır. İnsan, nice kitaplar okuyup sayfalar devirebilir, hafızasına dağlar kadar bilgi yükleyebilir; fakat eğer bu bilgi, onu Rabb’ine karşı daha mütevazı, daha mahcup, daha teslim bir kul hâline getirmiyorsa, o ilim sadece nefsin sermayesidir. Hakiki pişme, “Rabbim benden ne murat eder?” diye … Devamını oku… 367) ESAS BEREKET TESLİMİYETTEDİR

366) VARLIĞIN OLUŞUMU

Varlık özden bize kadar katman katmandır. Nüzul özden kabuğa doğru olur. Rücu ise kabuktan öze doğru olur. Varlığı düşünürken, her şeyi tek planda değil, katman katman görmek gerekir. Özden kabuğa doğru bir nüzul vardır; yani hakikatten zahire inen bir iniş… Sonra kabuktan öze doğru bir rücû vardır; yani zahirden tekrar hakikate dönüş… Biz şu an … Devamını oku… 366) VARLIĞIN OLUŞUMU

365) ÖLÜYE MEVLİD OKUTULABİLİR Mİ?

Et kemik bedenin ölümüyle insan yok olmuyor. Sadece et kemik bedenin kullanım süresi bitiyor. Ruh beden (ZEN) ile yaşam, berzah âleminde devam ediyor. Bu herkes için geçerlidir. İnsan sandığımız şey, sadece et-kemik yığınından ibaret değildir. Beden ölünce, tabuta konulunca, toprağa verilince insan yok olmaz; sadece bu dünyaya ait kullanım süresi dolmuş olur. Asıl taşıyıcı olan … Devamını oku… 365) ÖLÜYE MEVLİD OKUTULABİLİR Mİ?

364) RUH GÜCÜ AMELLE ELDE EDİLİR

Lâhutî seyir, takvâ yolculuğu olarak ruhumuzu güçlendirir. Lâhutî seyir dediğim şey, sadece teorik bir “manevî hâl” değildir; bizzat takvâ yolculuğunun içinden doğan, ruha kuvvet veren bir yürüyüştür. Kişi, kıyıda köşede bir mistik haz aramaz; haramdan sakınır, helâle riayet eder, kalbini Rabb’ine çevirir, bütün bunların toplamına “takvâ” denir ve işte bu takvâ ruha güç kazandırır. Zaten … Devamını oku… 364) RUH GÜCÜ AMELLE ELDE EDİLİR