354) YATSI NAMAZININ VAKTİ HAKKINDA BİR İLMİ ÇALIŞMA

Haziran ayı için verilen dünya vakit haritasında, enleme göre vakitlerin sıkışması açıkça görülmektedir. Kuzeye yöneldikçe gün uzamakta (sarı yüzey), gece yani güneşin batmasıyla doğması arasındaki süre kısalmaktadır. Ayrıca buna ters orantılı olarak alacakaranlık bölgesi (mavi yüzey) genişlemekte, yani şafak (akşam/yatsı arası) ve fecir (imsak/güneş arası) süreleri uzamaktadır. Buna karşılık ise yatsının kılınabileceği yatsı/imsak arası (siyah … Devamını oku… 354) YATSI NAMAZININ VAKTİ HAKKINDA BİR İLMİ ÇALIŞMA

353) TESLİMİYET VE İSTİSMARIN İNCE ÇİZGİSİ

Dini İslâm tek ve yegânedir. Vaktaki birdir… O zaman ondan sonraki tüm anlayışlar onun alt dallarıdır. İşte bu minvalde tasavvuf da Dini İslâm’ın içinde olan, varlığını Dini İslâm’dan alan bir anlayış biçimidir. Ancak bu anlayışın diğer anlayışlardan farkı şudur ki: Dini İslâm’ın ordünaryus profesörlüğüdür. Çünkü hakikat katında din bir tanedir; Kur’an’da “Şüphesiz Allah katında din … Devamını oku… 353) TESLİMİYET VE İSTİSMARIN İNCE ÇİZGİSİ

352) OKUDUĞUN SALÂT VE SELÂM İLE BÜTÜNLEŞ

Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’e ayrı ayrı pencerelerden bakıp, ondan ayrı ayrı ilimleri alan tüm ilim erbaplarını saygıyla selamlıyorum. Ama herhangi birine, “hak sadece budur” demiyorum. Çünkü 124.000 nebi ve 313 tane resul gelmiştir. Her birinin meşrebi ayrıdır. Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz ise tümünü kuşatmıştır. Manevî yol, “sadece … Devamını oku… 352) OKUDUĞUN SALÂT VE SELÂM İLE BÜTÜNLEŞ

351) KALEM NE ZAMAN YARATILDI?

Namaz; seni yaratan Rabbin’in adıyla okumak için, alaktan yaratılan insana bahşedilen eşsiz kalemdir. Kalemine günde beş vakit sahip çık. Yoksa kalemin, yaratan Rabbin’in adıyla değil de, masivanın (Allah’tan başka her şeyin) adıyla yazmaya başlar. Bu da seni yaratan Rabbinden ırak eder. Namaz, insana verilen ilahî “kalem”in, Rabbin’in adıyla açılıp kapandığı bir sır kapısıdır. Kalem dediğimiz, … Devamını oku… 351) KALEM NE ZAMAN YARATILDI?

350) HAKİKAT PINARINDAN BİR KAÇ HÜZME

Selam ismi Celili hepimizde tecelli etsin. Tecelli etsin de huzurla dünyayı yaşayalım. Tecelli etsin de kabirde yalnız kalmayalım. Tecelli etsin de kıyamette darda kalmayalım. Tecelli etsin de sıratı çabuk geçelim. Tecelli etsin de cennete girerken selam veren meleklerle buluşalım. Tecelli etsin ki hasretimiz son bulsun. Tecelli etsin ki özümüz cemalullaha ayna olsun. Tecelli etsin ki … Devamını oku… 350) HAKİKAT PINARINDAN BİR KAÇ HÜZME

349) İŞTE İSLAMDA KADIN

Allah’a erme olayında kadın ve erkek arasında olan uçurum fark vardır. Aynı zikir ve ibadetle erkeğin kırk günde ulaştığı manayı kadın bir günde ulaşır. Rahimiyet tecellisi bunu kadına yaptırır. Ama kadın çok duygusal olduğu için bu açılımı kaybeder. Duygularına hâkim olan kadın velâyette gözünü açar. “Allah dilediğine hesapsızca verir” (Âl-i İmrân, 37) ayeti gönlüme şöyle … Devamını oku… 349) İŞTE İSLAMDA KADIN

348) NEBİ İLE RESUL FARKINA BAKALIM

Nebi ve resul; biz kelime-i şahadet de Hz. Muhammed Mustafa sallellahu aleyhi ve sellem efendimizin risaletine şahitlik ederiz.Ama kabir de Münker ve Nekir bizden nebi’mizin kim olduğunu sorgulayacaklardır. Fark ne ki? Şahadette risaletine şahitlik ettiğimiz Efendimiz’in kabirde “nebi” yönünün sorulması, onun iki makamının iki ayrı zuhurudur. Risalet, tebliğin âleme yayılmasıdır; nübüvvet, ilmin nefsinde yaşanmasıdır. Kul, … Devamını oku… 348) NEBİ İLE RESUL FARKINA BAKALIM

347) TESLİMİYETİN SIRRI VE GÖNÜL AÇIKLIĞI

Minnacık olan dünya yaşantısını sonsuz olan ölüm sonrası yaşantıya dönüştürmeyene veyl olsun. “Bir velî, dervişi isterse göz açıp kapayana kadar velî eder.” diye halk dilinde söylenen bir söz vardır. Bu sözün mahiyeti, dervişin gönlü dönükse gerçekleşebilir; yoksa hiç kimse hiçbir şey yapamaz. Velînin bir dervişi göz açıp kapayıncaya kadar dönüştürmesi, velîdeki kudretten değil; dervişin gönlünün … Devamını oku… 347) TESLİMİYETİN SIRRI VE GÖNÜL AÇIKLIĞI

346) BEN DEĞİL, BENCİLLİK YOK OLUR

İnsan uyanınca, kendi de yok olur, sadece Allah kalır… Bu söz ne anlama geliyor? İşte bu söz bedensel, kişisel ve yapısal varlık bazlı bir söz değil, kişinin sahip oldukları ile ilişkilidir. Bu söz, benlikle ilgili değil, bencillikle ilişkilidir. Burada yok olan beden ya da ruh değil; kişinin yıllardır taşıdığı sahte benliktir. İnsan uyanınca, “benim” dediği … Devamını oku… 346) BEN DEĞİL, BENCİLLİK YOK OLUR

345) ASLIN NE Kİ? BAK VE SEYREYLE

Beden Ruh’u, Ruh ise Varlığı, Varlık da Allah’ı nasıl bilir? Varlık, Ruh ve Beden üçgeni arasında var olarak dolaşan “BİLGİ” gerçekte nedir? Beden, ruh ve varlık üçgeni, insanın hem yaratılışını hem de idrak yolculuğunu belirleyen ilahî mimaridir. Beden algıyı taşır, ruh hakikati hisseder, varlık ise Allah’ın tecellisini gösterir. Bu üçlü arasında dolaşan şey “bilgi” değil, … Devamını oku… 345) ASLIN NE Kİ? BAK VE SEYREYLE