318) ESAS OLAN RUHTUR BEDEN ONA AMADE

Beyin, ruhun kullandığı ve zamanı dolunca terk edeceği bir araçtan başka değildir. Biz, Yaratan tarafından yaratılan kullarız. Yaratan ile yaratılanın birleştirilmesi veya bir zannedilmesi kadar vahim bir hata olamaz; bu apaçık şirktir. Beyin, ruhun evi değil, hizmetkârıdır. Ruh, bedene emanet verilmiş bir ilahi nefhadır (üflemedir). İnsan, bu emaneti unuttuğunda aracı asıl zannetmeye başlar. Oysa “ben” … Devamını oku… 318) ESAS OLAN RUHTUR BEDEN ONA AMADE

317) KENDİNDE OL VE KENDİN OL EY NEFSİM

Bir avuç insan için değil tüm insanlık bir araya gelse ve esas duruşta durup bize saygı gösterse ve her isteğimizi uygulasa; buna karşın Rabbulâleminin nimete erenlerin kulluğunun aksine bir duruş bizden istense, tüm o saygı ve getiriyi serap bilip gözü İsmaili sese ve sunulan Zemzem suyuna bend etmeliyiz. Bir şişe Zemzem suyunu içip tüm seraba … Devamını oku… 317) KENDİNDE OL VE KENDİN OL EY NEFSİM

316) MECAZİ ANLAMLARLA AYETLERİ ÖRTME

Bazı mecralar, ayetlere mecazi anlamlar yükleyerek insanları zahirden uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Böylece şeriat-ı garrâyı buharlaştırıp, hayalden örülmüş bir inanç kurgusu inşa ediyorlar. “Aslında onu demek istememişti, bunu kastetmişti” diyerek Kur’an’ın apaçık beyanlarını bulanıklaştırıyorlar. Kur’an, insan aklının üstünde ama insan aklına hitap eden bir kelamdır. O, tefekkür ettirmek için indirilmiş, ama inkâr ettirmek için indirilmemiştir. Zahir kelamı … Devamını oku… 316) MECAZİ ANLAMLARLA AYETLERİ ÖRTME

315) EDEPLE DOLAN KAZANIR

Edep tüm eğitim ve öğretimler için taçtır. Edepsiz kişiler tüm bilimlerde “dâhi”de olsalar boş davuldurlar. Edep, ilmin ruhudur. Edepsiz ilim, sadece ağız kalabalığıdır; gönle inmez, hakikate hizmet etmez. “Ben muallim olarak gönderildim” diyen Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, ilmin zirvesine edep tacıyla çıktı. Edepsiz dâhi, şeytana benzer; çok bilir, hiç secde etmez. … Devamını oku… 315) EDEPLE DOLAN KAZANIR

314) YANLIŞ DIN ANLAYIŞI NEFSANİ GİRDAPTANDİR

Yanlış din anlayışı yüzünden yeryüzünde ölenler azımsanmayacak kadar çoktur. Din, insanı yaşatmak için gönderilmişken, yanlış din anlayışı insanı öldüren bir silaha dönüşebiliyor. Bu, dinin değil, dini eğip büken zihniyetin cinayetidir. “Din nasihattir” buyurulmuşken, din üzerinden nefret üretmek, hakikate ihanettir. Zira aynı dine inandığını dahi iddia eden kişiler birbirlerini rahatlıkla öldürebiliyor. İddia ortak, iman farklı; isim … Devamını oku… 314) YANLIŞ DIN ANLAYIŞI NEFSANİ GİRDAPTANDİR