303) NEDEN SINAVA TABİ TUTULUYORUZ

Allah her kişiyi ayrı bir tarzda sınar. Bu sınama sadece iman ehlini kapsamaz. İman etmeyen kişiler dahi günlük planda birçok sınamaya tabi edilir. Sınav, varlığın gereğidir. Zira sınav olmadan farkındalık doğmaz. “Hanginizin daha güzel amel edeceğini denemek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur.” (Mülk, 67/2) Sınanmak, yaşamanın kendisidir. Sınamanın birinci nedeni, iddiadır. Kişi iddia ettiği … Devamını oku… 303) NEDEN SINAVA TABİ TUTULUYORUZ

302) GÖNLÜN HAKİKATİNE DOĞRU

Gönlünü dinle o seni yanıltmaz. Ama kalbini değil, o seni yanıltır. Çünkü şeytan kalbe oturup seni Ebu Leheb gibi alevlendirebilirken, ama asla gönlüne nüfuz edemez. Çünkü orası “emin belde”dir. Gönül, Hakk’ın sığındırdığı yerdir. Şeytanın vesvesesi kalbe gelir, gönle giremez. Nas Suresi’nde “O, insanların kalplerine vesvese veren sinsi şeytandır” (Nâs, 114/4-5) buyrulması da bu yüzdendir. Gönül, … Devamını oku… 302) GÖNLÜN HAKİKATİNE DOĞRU

301) HEDİYELEŞME, BAĞIŞ VE SADAKANIN İÇ YÜZÜ

Hediyeleşmek muhabbeti arttırır. Hediyeleşmek ile sadakayı karıştırmayalım. Allah Resulü hediyeyi alır, ama sadakayı almazdı. Aldığı hediyenin de en az misli bir hediye, hediyeyi takdim edene sunarlardı. Hediye gönülden geldiği için alırdı. Aynısıyla da iltifat ederdi. Hediye, kalpten kalbe akan bir sevgidir. Gönülden verileni gönül kabul eder. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyurur: “Hediyeleşin, birbirinizi … Devamını oku… 301) HEDİYELEŞME, BAĞIŞ VE SADAKANIN İÇ YÜZÜ

300) SABIR TAŞI VE İÇSEL TESLİMİYET

Sabır Taşı, görünürde sıradan bir maden parçası gibi dursa da, hakikatte ilahî nizama boyun eğmiş bir varlıktır. Her maden, varlığını ve tesirini ait olduğu semadan alır. Her varlığın bir seması (yani ilahî kaynağı) vardır. Taş, kendi semasının zikrini yapar. Onun sessizliği bir zikirdir; duruşu bir secdedir. Allah’ın yarattığı hiçbir şey başıboş değildir. “Yeryüzünde hiçbir şey … Devamını oku… 300) SABIR TAŞI VE İÇSEL TESLİMİYET

299) HER İNSANIN BİR NİNOVASI VARDIR

Evet… Bazı anlar gelir ki; Subhânellah der, secdeye kapanırsın. Bir de bakarsın Ninova, mahzun mahzun yolcuyu geri bekler. Bir de bakarsın ki kabak yaprak salmış, kumun üstünü gölgelemiş… Narin narin yolu gözler… Velhâsıl, hikmetine sual edilmez… “La ilahe illa ente subhaneke inni kuntu mizzalimin” bu ayeti okurken kul; Allah’ın heybetinden Subhânellah der ve secdeye kapanır. … Devamını oku… 299) HER İNSANIN BİR NİNOVASI VARDIR

298) BENLİKTEN TEVHİDE ARINMANIN YOLCULUĞU

Benlik kişilik ruhudur ve hiçbir zaman yok olmaz. Kişi hangi bilinç seviyesinde olursa olsun, ondaki bilinç gene de kendisine aittir. Benlik, varlık aynasında tecellî eden ferdî özdür. Yok olmaz; çünkü her bir nefis, “Ben Rabb’iniz değil miyim?” (A’râf 7/172) hitabına cevap vermiş bir şahsiyetin nüvesidir. Benlik, ilahî nefhanın kişisel yansımasıdır. Yok edilmez; sadece arındırılır, hakiki … Devamını oku… 298) BENLİKTEN TEVHİDE ARINMANIN YOLCULUĞU

297) KURTULUŞ BİLİNÇTE DEĞİL, TESLİMİYETTEDİR

Allah’ın emir ve yasaklarına riayetle kişi cehennemden azat olur. Gayrı tüm bilinçteki değişimler hissî olup, eğer ki emir ve yasaklara riayet yoksa ölüm ötesinde bir kurtarıcılığı yoktur. Vardır diyenler, kendilerini aldatıyorlar. Kurtuluş, duygusal coşkunluklarda değil, ilahî emirlere sadakattedir. Çünkü hissiyat geçicidir, ama teslimiyet kalıcıdır. İnsanın bilincinde beliren manalar, ilahî ölçüye bağlanmadıkça kişiyi kurtuluşa değil, vehme … Devamını oku… 297) KURTULUŞ BİLİNÇTE DEĞİL, TESLİMİYETTEDİR

296) BEDENEN BULUŞMAK GEREKLİ Mİ?

Ruhen hissedilen beraberlik yetmez mi? İki dostun buluşmasında mekân önemsiz değil mi? Yani ruhen var olan beraberlikler kişi için yeterli değil mi? Neden illa mekân değiştirmek ve bizzat gitmek, bedenen yanına gerek? Bu dünyadan bedenen ölmüş kişiler için de geçerli mi? Yani iletişim için illaki kabrine mi gitmek gerekir? Dostluk, yalnızca gönüllerin birbirine yönelmesi değildir; … Devamını oku… 296) BEDENEN BULUŞMAK GEREKLİ Mİ?

295) YARATIM HİKAYESİ

Başlangıç noktamızı keşfetmeliyiz. Nerden başladık hayata? Başlangıç, görünürde doğumla başlar ama hakikatte “Ben” demeden önceki sessizlikte saklıdır. İnsan, kendi varlık yolculuğuna başladığını sandığında aslında ezelde verilmiş bir “Evet”in yankısını yaşamaktadır. Çünkü hakikat, başlangıcı olmayanın hatırlanmasıdır. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” hitabı, o başlangıcın asıl noktasıdır. Ana mayamız ne “HU” ve Allah demiştik geçen zaman diliminde… … Devamını oku… 295) YARATIM HİKAYESİ

294) TANRININ ULULUĞU VE TESLİMİYET HARCI

Konuya başlamadan önce kesinlikle bilelim ki Allah yanı sıra ikinci bir ilah yani tanrısal güç ve kuvvet sahibi olan biri olamaz. Tüm havl ve kuvvet sadece Allah’a aittir. Kimde ne güç ve kuvvet hisseder veya zannedersek, tümünün dayanağı Allah’ın kuvvet ve kudretidir. Dolayısyla Allah yanısıra gördüğümüz veya görmediğimiz varlıklarda tevehhüm ettiğimiz tüm kuvvet ve kudretin … Devamını oku… 294) TANRININ ULULUĞU VE TESLİMİYET HARCI