335) ŞEYTAN MUSALLATI NASIL OLUR?

Şeytan musallatından kurtulmanın yegâne yolu, o musallata sebebiyet veren günahlardan tövbe etmektir. Tövbe, şeytanın tutunduğu zemini ortadan kaldırır; çünkü günah karanlık bir delik açar, tövbe ise o deliği kapatan nurdur. İnsan tövbe edince karanlık barınacak yer bulamaz. “Kim tövbe eder ve halini düzeltirse Allah onun tövbesini kabul eder.” (Furkan 70) Gönlün tövbeyle nurlanması, şeytanın yaklaşamadığı … Devamını oku… 335) ŞEYTAN MUSALLATI NASIL OLUR?

334) KUR’ANDA METAFOR VAR MI?

Kur’an bir mecaz (benzetme) yahut metafor kitabı değildir; lafzî (kelimenin dış yüzü), kavlî (sözü), zahirî (görünen anlam) ve batınî (derin anlam) yönleriyle bütünüyle hakikattir. Çünkü Hak kelamı mecaza sığınmaz. Hak konuşur, hakikat olur; hakikat konuşur, gönülde bir sır çözümlenir. İnsan mecaza kaçtıkça hakikatten uzaklaşır; hakikate yaklaştıkça mecaz kendiliğinden çözülür. Mana ehlinin söylediği gibi: “Gölgeye tutunan … Devamını oku… 334) KUR’ANDA METAFOR VAR MI?

333) KUR’ANDA PEYGAMBERİMİZİN sav ŞANI

“Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir. O size çok düşkündür; müminlere karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.” (Tevbe 128) Sizin nefsinizden bir Resûl gelmiş. Yani melâike değil, başka bir şey değil. Siz nasıl insansanız o da insan olarak gelmiş. Melek olsanız melek ile anlaşamazsınız. Ama size derdinizi anlatabilen, … Devamını oku… 333) KUR’ANDA PEYGAMBERİMİZİN sav ŞANI

332) BANA KUR’AN YETER DİYENE SORDUM?

Bir insanın ağzından çıkan söz, onun gönül terazisinden doğar. “Kur’an bana yeter” sözü ise, sıradan bir iddia değil; varlığı boydan boya sarsacak büyüklükte bir hakikat yüküdür. Bu söz, ancak gönlü Kur’an ile yoğrulmuş olanın diline yakışır. Çünkü Kur’an, sadece okunacak bir metin değil, kulun bütün halini kuşatacak bir nefes ve teslimiyettir. “Biz Kur’an’ı öğüt alsınlar … Devamını oku… 332) BANA KUR’AN YETER DİYENE SORDUM?

331) BESMELE’NİN HARFLERİNDEKİ SEYR

Besmele’ye baktığımızda başta Bâ harfi, hemen ardından Sîn harfi vardır. Burada uzun bir mesafe görünür; sonra Mîm ve ardından Allah ismi gelir. Bu sıralama, harflerin derinlikli bir yolculuğa işaret ettiğini gösterir. Bâ harfi ile Sîn’in bütünleşmiş olması, insanda Allah’ın yarattığı kuvvet (güç) ve kudretin (etki gücünün) varlığını sembolize eder. Çünkü Sîn insanı işaret eder; bu … Devamını oku… 331) BESMELE’NİN HARFLERİNDEKİ SEYR

330) HARAM AYLAR

Üç artı üç ay… Neden haram aylardan üç tanesi peş peşe gelir de, Recep tek başına gelir. Allah’ın varlıklarla iletişimi meleklerle olur ayeti kerimesini iyi idrak etmek gerekir. Zira imanın ikinci temeli “meleklere iman”dır. İnsan, meleklerin aracı olduğu ilahî akışın farkına vardığında zamanın sırlarını da idrak eder. Haram ayların biri yalnız gelir; çünkü yalnızlık, kulluğun … Devamını oku… 330) HARAM AYLAR

329) RESULULLAH HİÇBİR ŞEY SÖYLEMEDİ Mİ? ÖYLE Mİ?

Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz yüzbinlerce insanla, yine yüzbinlerce hadise ve olayla içli dışlı olacak da kayıtsız kalacak. Bir kalp, gördüğüne susarsa taş kesilir; dilsiz bir kalbin rehberlik etmesi mümkün değildir. O’nun susması dahi bir hikmet, konuşması ise bir rahmetti. “Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” mealindeki ayet, suskun bir rehber … Devamını oku… 329) RESULULLAH HİÇBİR ŞEY SÖYLEMEDİ Mİ? ÖYLE Mİ?

328) ALLAH KÖTÜ AMELDEN RAZI DEĞİLDİR!

Birine Allah senden razı olsun dediğinizde, yani buradaki amacınız; o kişiye dua edip Allah senden rıza makamına uygun fiillerin oluşması için gerekli ameli nasip eylesindir. “Allah senden razı olsun” sözü, sıradan bir temenni değil; ilahî rızanın kapısına yönelmiş bir niyazdır. Bu dua, karşımızdakine “Rabbim seni kendinden hoşnut olduğu amellere yöneltsin” anlamında bir manevî talep (niyaz) … Devamını oku… 328) ALLAH KÖTÜ AMELDEN RAZI DEĞİLDİR!

327) KUR’AN KILIFINDA ASILI DURSAYDI, DAHA İYİ OLURDU

Kur’anın kılıfında duvarda asılı durup, ayetlerin TV ekranlarında, sosyal medyada veya başka yerlerde belli belirsiz kişilerin ağzında sakız olmasından daha iyi idi. Zira Kur’an gönülleri süsleyen sırdır. Kılıfta asılı duran mushafın hürmeti, dilde eğlenilen ayetten daha yücedir. Çünkü zahiren sessiz duran o kitap, kalpte canlı kalır. “Nice Kur’an okuyan vardır ki, Kur’an ona lanet eder.” … Devamını oku… 327) KUR’AN KILIFINDA ASILI DURSAYDI, DAHA İYİ OLURDU

326) MANEVÎ MAKAMLAR BAKIŞ

Mana ilminde manevi makamlar nasıldır dersen, nasılını bile bilemeyiz. Lakin nasıl olduğuna götürücü olan yolu ancak izah edebiliriz. Manevi makamların “nasılı” akıl ve izahla idrak olunmaz; çünkü o, idrak üstü bir haldir. Zira “nasıl” sorusu, yaratılmışlık alanında geçerlidir; ancak manevi makamlar, yaratılışın ötesindeki sırlara dokunur. Bu yüzden “bilme” değil, “olma” gerektirir. Hakikatin mahiyetini akılla değil, … Devamını oku… 326) MANEVÎ MAKAMLAR BAKIŞ