284) ALEMLERİN ASLI HAYAL MI?

Tüm âlemlerin aslı asla hayal falan değildir. Hayal diye de bir şey olduğu kanaati de aslında düşünülemez. Tüm âlemler gerçektir ve reeldir. Hakikat, vehim ve hayalin ötesindedir. Âlemler hayal değil, Hakk’ın ilminde sabit olan hakikatlerin yansımasıdır. Hayal, idrakimizin sınırlılığından doğan bir gölgedir; hakikat ise Allah’ın kudretinden zuhur eden bir varlıktır. “Allah, gökleri ve yeri bir … Devamını oku… 284) ALEMLERİN ASLI HAYAL MI?

283) HAKKA TESLİMİYET SENİ SANA TANITIR

Manada yükselme, hangi vesvese gelirse gelsin, ancak tek bir yönelim ve samimi bir kalple gerçekleşir. Hak yolunda yükselmenin şartı, samimiyet ve yönünü tek kılmaktır. Kalbin birden fazla yöne dönmesi, yükselişi engeller. Gerçek yükselme, yönünü yalnızca Allah’a çevirmektir. “Kim Rabbine yönelirse, O onunla beraberdir.” (Bakara 115) Zira kişi her manada yükselişe geçince, şeytan vesvese verir ve … Devamını oku… 283) HAKKA TESLİMİYET SENİ SANA TANITIR

282) BENLİK VE KULLUK ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ

Benlik, insana verilmiş bir emanettir, bencillik pası ile kirlenmemelidir; kulluk ise, o emaneti sahibine iade etme bilincidir. İnsan, “ben” demeyi öğrendiği an, imtihan başlar. Çünkü “ben” diyen, kendi varlığını fark etmiş olur. Ama bu farkındalık, iki yöne açılır: ya Rabbine götürür, ya Rabbinden uzaklaştırır. Yani bencilliğe gömer. Benlik, eğer Hakk’a yönelirse tevhide kapı olur; nefse … Devamını oku… 282) BENLİK VE KULLUK ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ

281) AN’IN SIRRI

Her an Kâlû Belâdır; yani Rabbimizin ruhlar âleminde bize hitaben “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusuna verdiğimiz “Belâ” (Evet, Sen bizim Rabbimizsin) cevabının yankısıdır. Her nefes, ezelde verilen bu sözün yankısını taşır. Her an ezeldir; çünkü zamanın hakikati bizim ölçtüğümüz saniye, dakika değildir. An, Allah’ın kudretinde ezelî bir tecellidir. Her an ebeddir; çünkü içinde bulunduğumuz … Devamını oku… 281) AN’IN SIRRI

280) PERDE TÜMÜYLE KALKAR MI?

“Perde kalkınca ne sen kalırsın ne de ben” sözü günlük kullanımda kullanıldığı gibi, perdeyi kaldır herkesi yok et anlamında değildir… Ya nedir??? “Perde kalkması”, yok oluş değil, idrak perdesinin aralanmasıdır. Bu söz, varlığı silmek değil, varlığın ardındaki birliği fark etmektir. “Sen” ve “ben” kalktığında, sadece “HU” kalır. “Her şey helâk olur, ancak Allah’ın Zâtı bâkî … Devamını oku… 280) PERDE TÜMÜYLE KALKAR MI?

279) ÖLMEDEN ÖNCE ÖL Kİ UYANASIN

“Ölmeden önce ölünüz.” hadisi şerif… kişinin kalbine mutlak inancı koyan aslında burada bahsedilen ölümdür. Zira kişi nefsânî vehimlerini yok ettiği yani öldürdüğü kadar, içsel fonksiyonları dirilmeye başlar. “Ölmeden önce ölmek”, nefsin kendine ait varlığını terk etmesidir. Kişi, nefsin “ben” diyen sesini susturdukça, Hak’tan gelen dirilişi duyar. Gerçek ölüm, bedenden değil benlikten geçer. “Her nefis ölümü … Devamını oku… 279) ÖLMEDEN ÖNCE ÖL Kİ UYANASIN

278) ZAMANDA YOLCULUĞUN ASLI NEDİR?

Zaman, kişinin kendisi için oluşturduğu bir kayıt alanıdır. Bu kayıt alanında kendisine bir dünya çizer. Bu çizgiye göre de amellerde bulunur. Tüm sevincini ve üzüntüsünü kendince belirlediği zaman diliminde yaşar. Zaman, insan bilincinin yaratıcı gücüyle meydana gelir. Hakk’ın “kün” (ol) emriyle varlık kazanan her an, insanda bir kayıt olur. Kişi kendi içindeki “an kitabı”nı okur; … Devamını oku… 278) ZAMANDA YOLCULUĞUN ASLI NEDİR?

277) KADERİN HAKİKATİ ÜZERİNE TEFEKKÜR EDELİM

Kader derken gözümüz semaya döner ve yazgımızı yazan aşkın güç sahibini arar. Sonra da der ki; o ilmiyetiyle her şeyi biliyor ve o yüzden de kimin ne yapacağını biliyor. Onun için de yazmış. Kader, insan aklının en çok zorlandığı tecellîdir. “Yazan kim?” ve “yazılan ne?” sorusu, aslında “ben kimim?” sorusuna çıkar. Kader, Allah’ın ilminde sabit … Devamını oku… 277) KADERİN HAKİKATİ ÜZERİNE TEFEKKÜR EDELİM

276) ENEL HAK SÖZÜNÜN SÖYLENDİĞİ MAKAM

İnsan hayatın taa merkezinde… İnsanın öz hakikati olan ve varlığını Allah nurundan alan Nuri Muhammedî, insanda oluşturacağı dokumanın tesiriyle, sonsuz, sınırsız, renksiz, sûretsiz, ölümsüzdür. Çünkü dayanağı, nurun alâ nur olan Allah’ın vechinden yansıyan mutlak nurdan alır. “Nûr-i Muhammedî”, varlığın aslı olan ilk nurdur. Allah’ın nurunun nuru” diye anılır; çünkü “vech” (yüz, yön) Hak’kın âleme açılış … Devamını oku… 276) ENEL HAK SÖZÜNÜN SÖYLENDİĞİ MAKAM

275) LAHUTTAN ÂLEME ALLAH’IN BOYASINA

Lahut âlemi; vecihten yansıyan nurun, üzerine tutunduğu ve tüm nurun üzerine işlenildiği, isimsiz ve resimsiz hem alansız ve mekânsız olan, hatta hatta olansız olan ve ol emrinin üzerine çizildiği, şu anki değerlendirmelerimize göre, mutlak ortamsızlık olarak anlayabiliriz. “Lahut” (İlâhî Zât’ın mutlaklık katmanı) mahlûkatın hiçbir şekilde nüfuz edemediği, yalnızca Zât’ın kendi kendini seyir ettiği mertebedir. Ne … Devamını oku… 275) LAHUTTAN ÂLEME ALLAH’IN BOYASINA