274) UYURKEN YATIŞ POZİSYONUMUZ

Soru; “Yatağını sağ veya sol kıbleye koyup uyuması için uygun olmayanlar ne yapsın? Yatağını nasıl bırakacak, başını mı çevirsin, ayağını mı?” Öncellikle bilelim ki, kişi ölünce ayakları kıbleye dönülür ve öyle yıkanılır. Namazı kılınırken ve kabre konulunca ise yüzü kıbleye döndürülür. Bir mana ehlinden şöyle rivayet edilmiş: “Başını kıbleye dönüp yatanın, uyanınca domuz kafası olmadığına … Devamını oku… 274) UYURKEN YATIŞ POZİSYONUMUZ

273) SEKR PERDESİ, AŞK İLE HİPNOZ ARASINDA

Sekre uğramanın adını günümüzde “hipnoz olma” olarak güncelleyebiliriz. Sekr (manevî sarhoşluk), zahiren Allah’a yönelmiş bir hal gibi görünse de, aslında idrakin belli bir noktada donmasıdır. Hipnoz da böyledir: Kişi bir noktaya odaklanır, geri kalan tüm farkındalıklarını kaybeder. Tasavvuf yolunda bu hâl, tehlikeli bir illüzyona dönüşebilir; çünkü farkındalığın kapandığı her hâl, ne kadar kutsal görünürse görünsün, … Devamını oku… 273) SEKR PERDESİ, AŞK İLE HİPNOZ ARASINDA

272) DÖRT MAKAMDA ENSEYE TOKAT HİKÂYESİ

Şeriat, tarikat, hakikat ve marifet… Nedir bu kavramalar? Önce halk içinde meşhur olan bir hikâye var. Onu aktarayım. Ki olayla yakından uzaktan ilgisi yok. Enseye tokat hikâyesi… [“Enseye tokat’ menkıbelerinden belki de en bilineni “şeriat, tarikat, hakikat, marifet” mertebelerini anlamaya çalışan talebenin bir mürşidi kamile konuyu sormasıyla başlar. “Bunu en kısa yoldan anlayabilmen için evladım … Devamını oku… 272) DÖRT MAKAMDA ENSEYE TOKAT HİKÂYESİ

271) MAKAMLARDAN GELEN NİDAYA KULAK VER

En büyük makam olan risalet makamından en altı olan salihler makamına tüm makamlar, kişi ile Rabbü’l-Âlemin arasındaki münasebet kademelerini resmeder. Manevî sistem çok katmanlı bir yapıdan oluşur. Risalet (peygamberlik) en yüksek idrak mertebesidir; salihler makamı ise fiillerde ihsan bilinciyle yaşamak demektir. Her insan, bu mertebelerin yankısını kendi iç âleminde hisseder. “O, dereceler sahibi Allah’tır.” (Mü’min, … Devamını oku… 271) MAKAMLARDAN GELEN NİDAYA KULAK VER

270) KİŞİ SEVDİĞİNE BENZER

Ya habibellah; senin ruhundur benden yansıyan, senin cemalindir benden dokunan, senin sırrındır sırrım olan, sensin benim gönlümde taht kuran. Seven, sevdiğinde kendini bulur; çünkü sevgi aynadır, gönül onda kendi hakikatini görür. Aşk, bir yansıma ilmidir; sevenin gönlündeki nur, sevdiğinin cemalinde görünür. Biz de Hz. Muhammed Mustafa sallellahu aleyhi ve sellem efendimizi sevelim ki ona benziyelim. … Devamını oku… 270) KİŞİ SEVDİĞİNE BENZER

269) AŞKTA YOK OLUŞ İLE FENAFİLLAH AYNI MIDIR?

Aşkın ne olduğunu biliyor musunuz? Aşk, kulun bir ruh haletidir ki, orada akıl ve iman tümüyle devre dışıdır. Öylece seven kendisini sevdiğinde yok eder. Aşk, insana verilmiş bir imtihan tecellisidir. Akıl sükût eder, kalp yanar; ama bu yanış eğer ilahî yöne yönelmemişse, insanı hakikatten uzaklaştırır. Gerçek aşk, yakarken de diriltendir. “O’dur ki sever ve sevilendir.” … Devamını oku… 269) AŞKTA YOK OLUŞ İLE FENAFİLLAH AYNI MIDIR?

268) TAM TESLİMİYETTİR SENİN İHTİYACINI GİDEREN

Tam teslimiyet kalbin bir his halidir ki, bu hal imanla veya inkârla ilişkili değildir. Kalbin kayıtsız şartsız kendisini içsel döngüye teslimiyeti ile kendisine olan akım başlar. Teslimiyet, kalbin Allah’a “evet” deyişidir. Akıl sorgular, kalp ise rıza gösterir. Kalbin bu “evet”i, kaderin kapısını açar. Çünkü Allah, kulunun teslimiyetine göre rahmetini tecelli ettirir. “Kim Allah’a tevekkül ederse, … Devamını oku… 268) TAM TESLİMİYETTİR SENİN İHTİYACINI GİDEREN

267) ÖLÜM ACISINI ALMAMAK İÇİN ÇARE

Ölüm acısını alamamak için ya şehit olacaksın ya da şahit olacaksın. Bunun başka çaresi yok. Bu hal, varlığın iki büyük makamını özetler. Şehitlik ve şahitlik… Biri bedeniyle feda olur, diğeri bilinciyle teslim olur. Şehit, bedenin ölümüyle ebedi hayata doğar; şahit ise nefsiyle ölerek dirilir. Her iki durumda da kişi, ölümü tadarken acısını hissetmez, çünkü onun … Devamını oku… 267) ÖLÜM ACISINI ALMAMAK İÇİN ÇARE

266) ÖLÜDEN YARDIM İSTEMENİN ESASI

Dünyayı terk eden, artık ölüp bitmiştir. Artık dünya ile irtibatı bitmiştir. Doğru evet, ölenin dünya ile irtibatı kesilmiş ve artık onunla bizim aramızda bir berzah vardır. Bu hakikat “berzah” (iki âlem arası perde) kavramını anlamakla başlar. Berzah, bedenle ruh arasındaki son perdenin adıdır. Dünya gözüyle iletişim kesilir ama ruhun idraki kesilmez. Ruh, Allah’ın kudretiyle diridir … Devamını oku… 266) ÖLÜDEN YARDIM İSTEMENİN ESASI

265) İNSANDA OLUP MELEKLERDE OLMAYAN KUVVE

Bakara Suresi 33. ayette der ki; “Rabbin dedi ki: ‘Ey Âdem, onlara bunların isimlerini haber ver.’ Ne zaman ki onlara onların isimleriyle isimlenerek haber verdi; o zaman Rabbin meleklere dedi ki: ‘Ben size demedim mi, muhakkak ki ben göklerin ve yerin gaybını bilirim. Hem açığa çıkardıklarınızı da bilirim ve gizlediklerinizi de bilirim.’” Bu ayet, Âdem’in … Devamını oku… 265) İNSANDA OLUP MELEKLERDE OLMAYAN KUVVE