398) EZBERE DEĞİL, EMEKLE SEVMEK

Onun için bizim bakışımıza göre sevgi, aşktan daha önemli ve kıdemlidir. Fakat insan sevgiyi tanımaz da aşkı bilir ki, bildiği de bedensel aşktır. Cinsel dürtü ise, bu bedensel aşkın içindeki katma değer olarak kişiye manevi kir olarak yetiyordur. Ne bilsin ki garibim, “seviyorum” demekle olmuyor bu işler. “Allah’ı seviyorum, annemi seviyorum, çocuğumu, kocamı seviyorum.” demekle … Devamını oku… 398) EZBERE DEĞİL, EMEKLE SEVMEK

397) BEDENSEL AŞKI YASAKLAMAK DEĞİL, RAYINA KOYMAK

Bedensel aşkın önüne geçilmez. Çünkü doğal bir oluşumun önüne geçilmesi de gerekmiyor. Bunu yasaklamak marifet olmadığı gibi, yokmuş gibi davranmak da marifet değildir. Bunu Allah’ın izin verdiği şekilde tatmin edip özümüze uzanan yolculuğa yönelmeliyiz. Diğeri ise bütünleşme ve erme arzusudur. Bu, aynı bedensel aşka benzediği için de birçok eren, yaşanan muhabbet ortamını iki kişinin aşkıymış … Devamını oku… 397) BEDENSEL AŞKI YASAKLAMAK DEĞİL, RAYINA KOYMAK

396) BİRLİK ŞUURU VE ALLAH BOYASI

Aşkın zararının dokunmaması için birlik anlayışının güçlenmesi gerekir. Yoksa bedensel aşk durdurulamaz. Çünkü hormonlar aklı alır ve bedensel tatminlerle vücudu boyar. Böylece Allah boyasından mahrum eder. Orijinal aşkın zirve yaptığı nokta, birlik noktasıdır ki buna kavuşmak için tamamıyla teslimiyet gerekir. Buna da çoğunlukça hazır değiliz. Bizler ekseriyet olarak görmediğimiz ve kendisine uzaktan dahi bakamadığımız sorunlarla … Devamını oku… 396) BİRLİK ŞUURU VE ALLAH BOYASI

395) BEDENSEL AŞK, HORMONLAR VE GERÇEK ÖZLEM

Bedensel aşk tatmin edildiğinde, ya da tatmin edilmese de zaman aşımında biter. İşte burada cinsel bir dürtü çok farklı bir olay olarak iş başındadır. Aslında bu dürtünün bedensel aşkla da alakası yoktur. Fakat bedensel aşk, bu dürtüyü de kullanır. Çünkü hormonsal özellikler, kalpte derin bir kavuşma özlemi oluşturur. Olayı bilmeyenler ise, bunu aşk zannederler. Olayın … Devamını oku… 395) BEDENSEL AŞK, HORMONLAR VE GERÇEK ÖZLEM

394) HUŞU VE HUZUR: AŞKIN ÖTESİNDEKİ MAKAMLAR

Pek çok insan, aşkın ötesinde huşu ve huzur ile varılacak mukaddes makamları bilmez. Hatta başka makamların olabileceğini tasavvur bile edemez. İşte bu noktada kişiyi kilitleyen aşkın, onu çok daha başka güzelliklerden mahrum ettiği gerçeğini anlayamaz. Olayı anlatanlara da kulak asmaz. Çünkü kalpteki kilit, tasavvur âlemini tarumar etmiştir. İnsan bir hâle tutuldu mu, o hâli son … Devamını oku… 394) HUŞU VE HUZUR: AŞKIN ÖTESİNDEKİ MAKAMLAR

393) RUHSAL AŞKIN EDEBİ VE AKLIN REHBERLİĞİ

Aşk insana ruhsal bir kuvvet verir ve bu hâlde akıl her zaman devrede olmalıdır. Aşkta mesafenin önemi yoktur; çünkü aşk ruhtadır ve beden bu devrede dışarıda kalır. Zaten bedene inen aşk, artık aşk değil, tutkudur; dürtüseldir, nefse kayar. Aşk, ruhun derinliklerinden doğan bir nefes gibidir; bedenden bağımsızdır ama bedende tezahür eder. Akıl, bu nefesi koruyan … Devamını oku… 393) RUHSAL AŞKIN EDEBİ VE AKLIN REHBERLİĞİ

392) EL VEDÛD MUHABBETİ VE TUTKU–AŞK KARIŞIKLIĞI

Olayın detayını anlamak için olaya biraz açıklık getirelim; mevzuubahis olayı bilmeden sınırsız muhabbeti oluşturan El Vedud esma tecellisi ile aşkı birbirine karıştırmayalım. Çünkü her iki mana içeriğinde de hedef, Allah’a yolculuktur. Ama bedensel veya ruhsal tutkuyu aşk sananlar çoğunluktadır. Çoğunluğun tutkuyu aşk sanmaları ve o şekilde düşünmeleri, bu mukaddes kavramları kirletemez. Aslında aşk-ı ilahî, sanal … Devamını oku… 392) EL VEDÛD MUHABBETİ VE TUTKU–AŞK KARIŞIKLIĞI

391) AŞKIN VEHİMSİ YÖNELİMİ VE EL VEDÛD’UN MARİFET YOLU

Her ne kadar içeriği hakkında derin malumat verilmemişse de, aşk sadece ulûhiyet tabanlı bir sezgiye dayalı vehmin oluşturduğu bir yönelimdir. O yüzden bu meşreptekiler uzun soluğa kavuşamazlar. Ama El Vedud esma tecellisinin getirisi ise, rububiyetiyle, melikiyetiyle ve ulûhiyetiyle topyekûn Allah’a götüren marifet yoludur. İşte buna haşyet ve getirisine de huşu denir. Nasıl ki sadece Allah … Devamını oku… 391) AŞKIN VEHİMSİ YÖNELİMİ VE EL VEDÛD’UN MARİFET YOLU

390) AŞKTA FENÂ, EL VEDÛD İLE BEKÂ YOLCULUĞU

Aşkta yok olup yol alırsın fenâya. El Vedûd’la ise, hayat bulursun; “hep” var olursun “Hay”la, yaratılış gayene erersin “var”lıkla. Bil ki yolculuğun hedefi fenâya değil, varoluşun amacı “bekâ”yadır. Çünkü dilemiş ki Biri, O’nun adıyla seyreylesin. Dikkat edelim ki aşkın ruhunda sömürü yatar; kişiyi sınırlı bir mekânla kayıtlar. Ama El Vedûd esma tecellisinde ise, sevip sevilmek … Devamını oku… 390) AŞKTA FENÂ, EL VEDÛD İLE BEK YOLCULUĞU

389) AŞK KAVRAMI VE ÂDEM-HAVVÂ İŞARETİ

Aşk kavramının konuluş amacı, birinin kendisini birinde yok etmesi anlamını taşır ki bu muhaldir. İşte gerçek anlayışı idrakimize sergilemek için bazen kullanımda olan kavramı terk etmek gerekir. Çünkü beyin, o kavramla ilgili kendisinde bir kilit oluşturmuştur. Sen tedavüldeki kavramı kullandıkça, beyin kilidi önüne koyar ve sıçramayı engeller. İşte Âdem ile Havvâ cennet yapraklarıyla benliğini örttüler … Devamını oku… 389) AŞK KAVRAMI VE ÂDEM-HAVVÂ İŞARETİ