168) ANLAMINI BİLMEZSENDE OKU SEN KUR’ANI

Anlamını bilmeden bülbül gibi şakırıyorsun Kur’an’ı der din düşmanları. Nice kişiyi bu sözlerle aldattılar, “Anlamını bilmeden okuyorsun” diye diye Kur’an okuyan bırakmadılar. Oysa bunun hesabı ağır olacaktır. Çünkü Kur’an okumayan bir toplum, kendi öz kaynağını terk etmiş olur. Bugün Kur’anlar mahzun kaldı raflarda. Belki duvardan indirdiniz ama bu defa rafa terk ettiniz. Camilere bakın, kaç … Devamını oku… 168) ANLAMINI BİLMEZSENDE OKU SEN KUR’ANI

167) BESMELE İLE RABBUL ÂLEMİNE BAĞLAN

Rabbini bilmek, nefsini bilene nasip olur. İnsan kendi nefsinin derinliklerini tanımadıkça, Rabbinin tecellilerini de tam manasıyla idrak edemez. Çünkü nefsi bilmek, kulun acziyetini fark etmesi, kendisini yoklukta seyretmesi ve hakiki varlığı Allah’a teslim etmesidir. Kim nefsini bilirse, Rabbini bilir sözü, işte bu hakikatin en özlü ifadesidir. Kur’an’da da “Biz insana şah damarından daha yakınız” (Kaf … Devamını oku… 167) BESMELE İLE RABBUL ÂLEMİNE BAĞLAN

166) DOĞRU YOLDA SEBATIN SIRRI

Sıratı müstakim olan doğru yol önümüzde ama elimizde olan iradeden dolayı, gözümüz sunulan doğru yola girmek yerine, emmare nefsin emrine girerek perişan halde yaşayıp duruyoruz. Kafamıza göre kendimize bir din uyarlıyoruz. Hak yolun inceliği, insanın kendi hevasından sıyrılıp teslimiyetle yürüyebilmesidir. “Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur. Ona uyun. Başka yollara uymayın ki sizi O’nun yolundan ayırmasın” … Devamını oku… 166) DOĞRU YOLDA SEBATIN SIRRI

165) TEVHİD HAKİKATİ VE SAHTE BABA-OĞUL İNANCI

Kim ki Hıristiyanlar gibi kendini veya başka birini Allah’a çocuk görüp, Allah’ı da kendine veya başkasına baba görürse, o dini İslam’ı mubini terk etmiştir. Kur’andan sapıldığında, istediği kadar bilgisi ve hissiyatı olsun, tümü balonun içindeki havadır. Bir iğneyle dağılır gider. Dini İslam’ı mubini terk edenin tüm yaşamı ve elde ettiği semeresi, hayalhanesinde temeli olmayan bir … Devamını oku… 165) TEVHİD HAKİKATİ VE SAHTE BABA-OĞUL İNANCI

164) KALP GÖZÜ İLE ÜÇÜNCÜ GÖZ FARKI

Üçüncü göz demek kalp gözü demek değil midir? Üçüncü göz ne ola ki o zaman? Kalp gözü ruh gözü müdür? Üçüncü göz ile kalp gözü arasındaki fark nedir? Ruh gözü derken neyi kast ediyoruz? Et kemik bedenimizde başka başka algılama merkezleri var mıdır? Gibi sorular uzayıp gitmektedir. Azıcık bu soruları deşelim… Ziar idrak sualle genişler, … Devamını oku… 164) KALP GÖZÜ İLE ÜÇÜNCÜ GÖZ FARKI

163) BEKLENTİSİZ YOL, İMAN VE SEYİR

Neden olmuyor? Ben neden ermiyorum? Ben neden veli olamadım gibi düşüncelerle istek oluşursa, bilelim ki bunların tümü dünyevî istekler. İşte dünyayı ister gibi manaya erinmez. Ama istemekle de bir şey kaybetmeyeceğiz diyenlere de derim ki, istemeye devam et belki bir gün olur, her ne olacaksa, onu da bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum. Bildiğim şu beklentisiz bir kullukla … Devamını oku… 163) BEKLENTİSİZ YOL, İMAN VE SEYİR

162) SEYİR YOLUNUN SIRRI BEKLENTİSİZ AMELDİR

Zevke ermek için hırstan uzaklaş ve beklentisiz olarak amele bürün… Beklentilerin tümü dünyevidir. Çünkü et kemik bedende gözü açan insan, et kemik bedenin dürtülerini ancak alarak tatmin olur. Onun için de sürekli almayı isteyerek büyür. Oysaki kişi dünyevi isteklerle Allah’a yakınlığı yakalayamaz. Beklentisiz ve sırf bir kulluk şuuru ile kişi kendini yaşama adandığında, işte o … Devamını oku… 162) SEYİR YOLUNUN SIRRI BEKLENTİSİZ AMELDİR

161) SECDESİZ KALANIN KURTULUŞ ÇARESİ YOKTUR

Müdesir sûresi 43-48. ayetlere kulak verelim: “Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?” Onlar şöyle cevap verirler: “Biz namaz kılanlardan değildik; yoksulu doyurmuyorduk; günaha dalanlarla birlikte biz de dalıyorduk; ceza gününü de asılsız sayıyorduk; sonunda bize ölüm geldi çattı.” Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez. Ayetin diliyle namaz, imanın direği olarak zikrediliyor. Zira namaz, kul ile … Devamını oku… 161) SECDESİZ KALANIN KURTULUŞ ÇARESİ YOKTUR

160) VARLIĞIN RENKLERİNDE BİR OLANI GÖRMEK

Varlığı “tek”leme, yaratıcıyı “tek”le ve secdeye var. Rab (terbiye eden, yetiştiren) ve kul (abd; bağlı olan), insan ve Allah; bunları teklemek olamaz. Kul kuldur, Rab Rab’dir, insan insandır, Allah Allah’tır. Bunları teklemek veya birlemek olayı İslam itikadında (inanç sisteminde) yoktur. Bunları tekleyen, İslam itikadını terk etmiştir. Sınırı bilmek tevhidin edebidir; haddini aşan hakikatten düşer. Kulluk; … Devamını oku… 160) VARLIĞIN RENKLERİNDE BİR OLANI GÖRMEK

159) FITRAT HAMURUMUZU KORUMAK VE HAK YOLCULUĞU

İçsel hamurumuzu fıtrat üzere tutmaya gayret edelim. Biz esmayız ya da esmalar bize de verilmiş gibi düşünmeyelim. O zaman esma kime verilmiş? Bunu bir örnek vererek açıklayalım. Bir ekmek düşünün, ekmek dile gelse dese ki; fırıncı bana un verdi, fırıncı bana tuz verdi, fırıncı bana maya verdi, fırıncı bana su verdi, bunlar hepsi şimdi benim … Devamını oku… 159) FITRAT HAMURUMUZU KORUMAK VE HAK YOLCULUĞU