128) ESAS OLAN KALP Mİ? YOKSA BEYİN Mİ?

Kur’an’da toplamda 121 ayette “Kalp” kelimesi geçerken, beyin kelimesi bir defa bile geçmez. Bu, insanın iman ve idrak merkezinin kalp olduğunu gösterir. Kur’an’da: “Onların kalpleri vardır, onunla anlamazlar.” (A’râf, 7/179) buyrulur. Demek ki kalp, sadece his değil, hakikati kavrama merkezidir. Bunun sebebi insanın imani çerçevede düşünme yetisini kalpten almasındandır. Beyin dahi kalbin emrine verilmiş bir … Devamını oku… 128) ESAS OLAN KALP Mİ? YOKSA BEYİN Mİ?

127) VAR OLDUK NURUNDAN İLMİNDE İLMİYLE

Varlığımızın mahiyeti ve Allah’ın mutlak zatıyla ilişkisi üzerine birkaç satır yazalım… çünkğ insanın en temel sorusu budur: “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum?” Cevap, “Allah’ın ilminde ilmî bir suret olarak var oldum” hakikatidir. Varlık bir gölge, asıl olan ise Allah’ın zatıdır. Bizim varlığımız Allah’ın mutlak zatının ne içindedir, ne de dışındadır. Çünkü O, mekân ve … Devamını oku… 127) VAR OLDUK NURUNDAN İLMİNDE İLMİYLE

126) NUR-İ MUHAMMEDİYİ TANIYALIM

Varlıklar ve bildiğimiz bilmediğimiz tüm alemler, nuri Muhammediden var olmuştur. Çünkü ezelî hakikat, yaratılışın kaynağı olan “nur” ile zuhura gelmiştir. “Allah göklerin ve yerin nurudur” ayeti, bu gerçeğin işaretini taşır. Bu nur, varlıkların kök hakikati olup, bütün suretler ondan doğar. Hz. Muhammed Mustafa sallahu aleyhi ve sellem efendimiz dahi Nuri Muhammediden var edilip, nuri muhammediyeye … Devamını oku… 126) NUR-İ MUHAMMEDİYİ TANIYALIM

125) BENLİĞİMİZ SONSUZA DEK VAR OLACAKTIR

“Ben yokum var olan Allah’tır” demek şu manaya geliyor, “benlik sahibi sadece Allahtır. Eğer benim benliğim yok ise, o zaman ben yokum ve ben olarak işaret ettiğim hüviyet de odur”. Buradaki sözler, tasavvuf yolunda “fenâ” ile “bekâ” makamlarının karıştırılmasından doğan bir yanılgıya işaret eder. Fenâ, benliğin yok olması değil; benliğin Allah’a muhtaç ve gölge bir … Devamını oku… 125) BENLİĞİMİZ SONSUZA DEK VAR OLACAKTIR

124) RUHUN AŞK İLE YOLCULUĞU

İnsanın ruh dünyası değişir, halden hale geçer. Esas olan, Allah’tan yönünü çevirmemektir. Bu dünyaya davetliyiz; onun için buradayız. Dünya sıkıcıdır, çünkü Allah dünyaya nazar etmemiştir. Ama yine de imtihan tarlasıdır, çalışmak gerekir. Dünya özü itibariyle değersizdir. Ama imtihan yönüyle kıymetlidir. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurur: “Dünya Allah katında bir sivrisineğin kanadı kadar değerli olsaydı, … Devamını oku… 124) RUHUN AŞK İLE YOLCULUĞU

123) VARLIĞIN ASLI VE İNSANIN YOLCULUĞU

Peki, olayın aslı ne? Ne bu olay? Allah ne ister biz gariban insanlardan? Niye bizi var etti? Bizi attı bu dünyaya? Sonra güçlü ezer güçsüzü. Bir deprem yıkar tüm hayalleri. Bir rüzgâr yok eder tüm semereyi. Bir hastalık yıkar tüm bedeni. Ne istiyor bizden? Ne istiyor ne? Diye hayallere dalarız. İşte insanın kadim sorusu budur. … Devamını oku… 123) VARLIĞIN ASLI VE İNSANIN YOLCULUĞU

122) ZİKİRLE DERUNUMUZ ŞEKİLLENİYOR

Hayat aynen devam ediyor. Ta derunlara doğru iç dünyamız şekilleniyor. Bu şekillenmede en baş etken de zikirdir. Esma zikirleri insanı müthiş sıçratır. Ama esma zikirlerinden önce ruhaniyeti güçlendirici duaları okumamız gerekir. Ayranı koyarsınız yayığa, yağını çıkarırsınız. Aynen öyle de tüm ibadetlerin özü Allah’a rücu etmektir. Allah sevgisiyle dolmaktır. Zikir kalbin direği, dua ise onun nefesidir. … Devamını oku… 122) ZİKİRLE DERUNUMUZ ŞEKİLLENİYOR

121) RABBİMİZİ SIFATLARIYLA TANIRIZ

Biz kuluz, Allah ise Rab. Allah’ı ancak sıfatları ile tanırız. Allah’ın sıfatları zâtî ve subûtî olmak üzere ikiye ayrılır. Zâtî sıfatlar O’na ait olup hiçbir yaratılmışa verilmez. Şimdi düşünelim; o sıfatlar vücut, kıdem, beka, vahdaniyet, kıyam binefsihi ve muhalefetün lil-havadis. Bu sıfatlar, Allah’ın eşsizliğinin nişaneleridir. Her biri kulun zihnini açar, kalbine “O’na benzer hiçbir şey … Devamını oku… 121) RABBİMİZİ SIFATLARIYLA TANIRIZ

120) RABBİMİZİ TANIYARAK İBADET EDELİM

Yaptığımız ameller için, “Rabbim kabul etsin” diyoruz. Veya birine yaptığı amelleri için “Allah kabul etsin” diyoruz. Bunun mantığı şudur; Allah rabbimizdir. Bizi var eden sonsuz güç sahibidir. Fiillerimizi de yaratan O’dur. Ama fiillerimizi isteğimize göre yaratandır. Biz isteriz, O da isteğimize göre yaratır. Kul niyet eder, Rabb yaratır. “Siz bir şeyi istemedikçe Allah dilemedikçe isteyemezsiniz.” … Devamını oku… 120) RABBİMİZİ TANIYARAK İBADET EDELİM

119) HATME-İ HACEGÂNIN KALPTEKİ SIRLARI

Hatme-i hacegân esnasında isimleri zikredilen her zatın kalpte farklı bir akış meydana getirdiği hissedilir. Çünkü her bir Allah dostu, bir esmanın aynasıdır; ismi anıldığında o esmanın rengi kalpte açığa çıkar. Mesela kalbe huzur veren bir ismin zikri, “es-Selâm” esmasının cilası gibidir. Kalp sükûna kavuşur, içindeki fırtınalar diner. Başka bir isim zikredildiğinde kalpte “ilim” kapısı açılır; … Devamını oku… 119) HATME-İ HACEGÂNIN KALPTEKİ SIRLARI