118) HAYDİ GÖZÜNÜ AÇ EY NEFSİM

İçinde olduğun vaktin öncesindeki tüm vakitler eski vakit olurken… Geçmişin tümü bir gölge gibi arkanda kaldı. Gelecek ise henüz yazılmamış bir sayfa. Sana ait olan tek şey “an”dır. “Her an O, bir şe’ndedir.” (Rahmân, 29). İçindeki an da eski vakit olmak üzere aday olurken… Şu an bile göz açıp kapayıncaya kadar geçip gitmekte. O halde … Devamını oku… 118) HAYDİ GÖZÜNÜ AÇ EY NEFSİM

117) TEFRİKAYA SON VER EY İMAN EHLİ

Kur’anı bile değiştirmeye kalkan insanlar, birçok sahte hadis uyduran insanlar, günümüze kadar gelen zatların kitaplarına eklemeler veya çıkarmalar yaparak İslam ümmetini birbirine düşürmüşlerdir. Tarih boyunca fitnenin en güçlü silahı, dini kaynaklara yapılan tahrifat olmuştur. Hakikat perdelenince kalpler ayrışır, tefrika doğar. Sen zannediyor musun ki, elimizdeki kitapların hepsi orijinal İslam erlerinin kitapları mı? Hadisler bile uydurup … Devamını oku… 117) TEFRİKAYA SON VER EY İMAN EHLİ

116) DUANIN KABUL YERİ OLAN ÖZ ALT BİLİCİMİZ

Öz alt bilincimiz bizim esas yaşam alanımızdır. İyi veya kötü tüm dualarımızın karar yeridir. Dua, kulun Hak ile konuşmasıdır; kabul ise Hak’ın kuluna konuşmasıdır. İnsanın kalbinde doğan niyet, göğe yükselen bir ses gibidir; cevabı da kalbin derinliklerine dökülen rahmettir. Öz alt bilincimiz, üst bilincimizin günlük çalkantılarından zaman zaman etkilense de, onun bakış açısı bizim temel … Devamını oku… 116) DUANIN KABUL YERİ OLAN ÖZ ALT BİLİCİMİZ

115) BESMELE İLE GÜCÜNE GÜÇ KAT

İnsan varlığa tahammül edemiyor bazen. Çünkü tek başına kalıp kendi yağında kavruluyor. Onun içinde bulunduğu ortamın sorunlarına tahammül etmek için, ortamın rububiyet alanıyla iletişimde olması gerekir. Bu da başladığı işi besmeleyle yapıp ortamın Rabbini kendine vekil tayin etmesiyle gerçekleşir. Çünkü “Her önemli işe besmele ile başlamayan, o iş bereketsizdir.” (Hadis-i Şerif). Besmele, Allah’ın rahmet ve … Devamını oku… 115) BESMELE İLE GÜCÜNE GÜÇ KAT

114) HİDAYETİN OLUŞUM MERKEZİ

Allah’ın hidayet ettiğini kimse saptıramaz, Allah’ın saptırdığına da kimse hidayet veremez olayını dilimiz döndüğünce yazalım. Bu olayı tam anlamak için, kader nedir nasıl taalluk eder? Sorusunu çözmeli, öylece derunumuzdaki ilme uzanmalıyız. Kaderi anlamak için varoluş olayının köküne inmemiz gerekir. Yoksa her anlatılan bilgi havada kalır. Bir yerde kopukluk olur. Sonra da olay anlaşılmadan yeni yeni … Devamını oku… 114) HİDAYETİN OLUŞUM MERKEZİ

113) RUHBANLIK İLE DİN ADAMLIĞI FARKI

Hadid suresi 27. Ayetine göz atalım. Mealen şöyle der; “Sonra onların peşinden ve izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca yollayıverdik. Meryem oğlu İsa’yı da arkalarından gönderdik; Ona İncil’i verdik ve Ona tâbi olanların kalplerinde şefkat ve merhamet duyguları yerleştirdik. Türettikleri ruhbanlığı ise, Biz onlara yazmadık. Ancak Allah’ın rızasını aramak için kendileri uydurup türetmişlerdi, ama buna da … Devamını oku… 113) RUHBANLIK İLE DİN ADAMLIĞI FARKI

112) VARLIĞIN KATMANLARINA BAKALIM

Varlık özden bize kadar katman katmandır. Nüzul özden kabuğa doğru olur. Rücu ise kabuktan öze doğru olur. Şüphesiz biz Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz.” (Bakara, 156) ayeti bu iniş ve dönüş hakikatine işaret eder. Tüm varlığın en deruni boyutu sudur. Bu su ayrı sudur, bildiğimiz su değildir. Bu su tüm varlıkların ondan yaratıldığı ana cevher … Devamını oku… 112) VARLIĞIN KATMANLARINA BAKALIM

111) RUH VE HAKİKATİYLE BİRAZ BAKIŞALIM

Ruh dediğimizde bir kaç olgu mevzu bahistir. Halk içinde en çok bilineni ise, et kemik bedenin devamı olan ruhtur. Ruh denildiğinde ilk akla gelen de bu ruhtur. Mistisizmde bu ruha “zen” demişlerdir. Bu ruhu geliştirip et kemik bedenden soyutlamayı öğretenlere de “zen ustaları” denilmiştir. Bu ruhu, et kemik bedenin esaretinden arındırıp hafifletme dersleri veren “zen … Devamını oku… 111) RUH VE HAKİKATİYLE BİRAZ BAKIŞALIM

110) PEYGAMBERİMİZİN ATASI NEDEN MEKKE’YE YERLEŞTİ?

Hz.Muhammed Mustafa sallahu aleyhi ve sellem efendimiz fıtrat dili ile konuşuyordu. Onun neslinin dayandığı silsile ise, Hz. Adnan’a kadar kesindir. Hz. Adnan’dan sonraki silsile ve nesli ise Hz. İbrahim’e dayandığı kesindir. Nitekim ayette “Şüphesiz ki İbrahim tek başına bir ümmetti” (Nahl, 120) buyrularak onun neslinin hakikatli bir çizgi olduğu işaret edilmiştir. Ama aradaki silsile zinciri … Devamını oku… 110) PEYGAMBERİMİZİN ATASI NEDEN MEKKE’YE YERLEŞTİ?

109) NÜBÜVVET VE RİSALET İLE VELAYET FARKI

Hz.Muhammed Mustafa sallahu aleyhi ve sellem efendimizin vahiyle buluştuğu zaman dilimi nübüvvet üç yıl artı Risalet yirmi yıl toplam yirmi üç yıl idi. Bu yirmi üç yıl, insanlık için en büyük hidayet sürecidir. Kur’ân: “O, kulunu âyetlerinden bir kısmını göstermek için gece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah, her türlü noksandan münezzehtir.” (İsrâ, 1) buyurarak … Devamını oku… 109) NÜBÜVVET VE RİSALET İLE VELAYET FARKI