İLMİN NİYETİ ALLAH İÇİN OLMALI

Hakikatin saflığı ve Allah yoluna adanmışlık ancak dünyalığa tamahsızlıkla keskinleşir. İlmin değeri, yalnızca üretilmesinde değil, hangi niyetle sunulduğunda saklıdır. Hakikate götüren bilgi, insanı arındırır; menfaatle gölgelenen bilgi ise aynı tesiri bırakmaz. Çünkü ilim sadece zihinsel bir faaliyet değil, aynı zamanda kalbî bir yöneliş ve varoluşsal bir sorumluluktur. Bilgi, hakikate hizmet ettiği ölçüde aydınlatır; çıkar aracı … Devamını oku… İLMİN NİYETİ ALLAH İÇİN OLMALI

SEYR-Ü SÜLÛK YOLUNDA İSTİKAMET VE İNCE ÇİZGİ

Seyr-ü sülûk yolunda alınacak nice feyizler vardır; nasip ile açılır, lütuf ile devam eder. Bu yol, zâhirde yürüyüş gibi görünse de hakikatte kalbin istikamete yönelmesi, nefsin arınması ve ruhun aslına dönmesidir. Ancak bu yolda en büyük tehlikelerden biri, bâtında oluşan hâllerin birbirine benzemesi ve aslolan yol ile tâli yolların karıştırılmasıdır. Hak yolunun esası, ana caddeden … Devamını oku… SEYR-Ü SÜLÛK YOLUNDA İSTİKAMET VE İNCE ÇİZGİ

İMAN YOLU, MANA YOLU: TESLİMİYETİN TECELLİSİ

Kişi diyelim ki bu manaları kendinde “açamadı”… Peki Allah’ı vekil tutsa yine de olur mu? Olur. Çünkü mesele, “açtım-açamadım” diye zihnin kurduğu bir hesap defteri değil; mesele, teslimiyetin hakikatidir. İman yolu, mana yoludur. Mana yolu da, isimlerin ve tariflerin ötesinde kalbin Allah’a yönelişidir. “Açma veya açmama” diye konuştuğumuz şeylerin çoğu, aslında bir ütopyadır. Zira kalpteki … Devamını oku… İMAN YOLU, MANA YOLU: TESLİMİYETİN TECELLİSİ

ALLAH ŞİRKİ AF ETMEZ

Konuya Allah’ın (azze ve celle) şu buyruğuyla başlayalım: “Allah, kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları dilediği kimse için bağışlar.” (Nisâ, 4/48). Bu uyarı, insanın zihnini berrak tutması, aklını mâsivâya teslim etmemesi içindir. Halk ile Hakk’ı aynı görmek; hulûl ve ittihâd veya panenteizm gibi inançlardır ki, bu düşünceler İslâm akaidinde küfürdür. Çünkü Allah, mutlak … Devamını oku… ALLAH ŞİRKİ AF ETMEZ

465) MUSİBETLE DÖNÜŞ VE HALİFELİK ŞUURU

Allah kulunu severse onu temizler. Temizlenmesi için ne gerekiyor ise, önüne koyar. Allah’ın kulu sevmesi için de kulun Allah’a yönelmesi icap eder. Burada kulun arınması için önüne musibet gelebilir. Çünkü düşünce ve yönelişleri onu hakikatten az uzağa atmış olabilir. Birçok defa ana yoldan bozuk yollara sapmış olabilir. Sevgi, bazen okşayarak değil, yıkayarak belli olur; çünkü … Devamını oku… 465) MUSİBETLE DÖNÜŞ VE HALİFELİK ŞUURU

464) HABİBULLAH’SIZ KUR’ANIN ÖZÜNE ERİLEMEZ

Kesin ve net söylüyorum: Habibullah’ı bilmeden Kur’an anlaşılmaz. Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz devre dışı bırakılırsa, geriye elde sadece kelimeler kalır, ruh gider. Kur’an, O’nun gönlünden ümmete akan bir rahmet deryasıdır; O’nu tanımadan bu deryadan sadece yüzeydeki köpüğü görür insan. Elbette Kur’an meali okumak güzeldir, faydalıdır, tefekküre kapı açar. Lakin “İslâm sadece … Devamını oku… 464) HABİBULLAH’SIZ KUR’ANIN ÖZÜNE ERİLEMEZ

463) YENİ MÜSLÜMAN OLANIN YOL HARİTASI

İslâmiyet’e yeni giren veya ibadete yeni başlayan bir Müslüman, ilk planda namazın on iki farzını öğrenir ve hemen ilk vakitte uygulamaya başlar. Yani namazın farzları arasında bulunan temizliği, gusül abdesti ve namaz abdesti almayı, üstünü, başını ve namaz kıldığı yeri temiz tutmayı ve tahareti birinci planda öğrenir. Namazı vakti içinde kıbleye dönerek kılacağını öğrenir. Bunlar … Devamını oku… 463) YENİ MÜSLÜMAN OLANIN YOL HARİTASI

462) NEFSİMDEN NEFSİME

Nefsi levvame derler buna… Nefsim biraz sesli düşünür olmuş. Nefsin kendi kendine konuşmaya başlaması, levvâme (kendini kınayan) mertebesine işarettir. Bu mertebede kişi artık nefsini dış bir düşman gibi görür, onun sesini kendinden ayrı hisseder. Bu ayrılma, hakikatte uyanışın ilk perdesidir; çünkü insan, kendini seyretmeye başladığında, nefsin hilelerini çözmeye başlar. Mana erleri der ki: “İnsanın uyandığı … Devamını oku… 462) NEFSİMDEN NEFSİME

461) RUHUN TARLASI VE NEFSİN OYUNU

Elbette ruhumuza tarla, et kemik bedendir. İşte ruhumuzu köreltecek şeylerden uzak durduğumuzda, et kemik beden ruhumuza iyilik tohumları eker. Ruhumuzu köreltecek şeyleri nefsimiz bilmez; önüne gelene sahip olmak ister. Ama iman ederek Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’e ve onun vahiy alarak yasakladığı şeylerden uzak durursa, tertemiz olur. Nefis, et kemik bedenin zevkleri … Devamını oku… 461) RUHUN TARLASI VE NEFSİN OYUNU

460) İÇİMİZİ KEMİREN HUZURSUZLUK

Bazısı der ki: “Zaten herkesin yolu doğru.” Eğer herkesin yolu doğru olsaydı, neden içi içini kemirir? Neden insan, gecenin bir yerinde iç muhasebe ile yüzleşir, neden kalbinin derininde bir eksiklik duygusu taşır? Bu hâl sadece halk için değil, tüm eğitmenler için de geçerlidir. Çünkü hakikate çağırma iddiasında olan herkes, önce kendi yolunun hesabını vermek zorundadır. … Devamını oku… 460) İÇİMİZİ KEMİREN HUZURSUZLUK