18) RAB VE HAK

Bir dua ile başlıyalım; “Selâm” ismi celîli hepimizde tecelli etsin. Tecelli etsin de huzurla dünyayı yaşayalım. Tecelli etsin de kabirde yalnız kalmayalım. Tecelli etsin de kıyamette darda kalmayalım. Tecelli etsin de sıratı çabuk geçelim. Tecelli etsin de cennete girerken selâm veren meleklerle buluşalım. Tecelli etsin ki hasretimiz son bulsun, özümüz Cemâlullah’a ayna olsun. Tecelli etsin … Devamını oku… 18) RAB VE HAK

17) BENCİLLİK BENLİĞİN PUTU

Ey nefsinin iddiasına aldanan, kendini var sanan aziz insan… Düşün bir an: Hangi nefes senin, hangi akış senin kontrolünde? Kalbinin atışı mı, gözünün görmesi mi senin mülkündedir? Her şeyin sahibi olan Allah, seni yokluktan varlığa çıkardı, sana benlik verdi; ama o benliği senin üstüne ilah yapmadı. Gel, nefsine sor: “Sen misin rızık veren, sen misin … Devamını oku… 17) BENCİLLİK BENLİĞİN PUTU

16) ŞERİAT VE TARİKAT

Selam ismi, ruhumuzu sardığı gibi maddemizi de sarsın. Öyle sarsın ki ruhumuzu, benliğimizi aydınlık sarsın ve derunumuz nurla buluşsun. Aziz Yunus der ki: “Şeriat, tarikat yoldur varana; hakikat, marifet ondan içeri.” Yol olmadan hedefe varılmaz. Maksadımız hakikat ve marifet ise, şeriata ve tarikata sarılmak zorundayız. Zira çoğu kişi ruh ile bedeni ayrı sanmakta, bu da … Devamını oku… 16) ŞERİAT VE TARİKAT

15) AKIL, KALP VE İDRAK

Aklımızı kalbî bir bakışla desteklediğimiz ölçüde kalbimiz de derin hassasiyetleri üstlenmeye başlar. Çünkü akıl tek başına soğuk bir çözümleyicidir; ancak kalbin nuruyla aydınlandığında hakikati sezebilir. Çünkü duygu merkezi kalbimizdir. “Gerçek şu ki, gözler kör olmaz, fakat göğüslerdeki kalpler kör olur.” (Hac, 46) Oysa akıl, kalbe indirildiğinde; yani sadece mantık değil, hikmet ve sezgiyle de çalıştığında, … Devamını oku… 15) AKIL, KALP VE İDRAK

14) RÜKÛDAN SECDEYE

İnsan rükûya eğilir ve der ki: “Allah’ım! Ben tüm kuvvelerimle, sendeki sonsuz kuvvetler önünde “eğik”im. Sana boyun eğmişim. Sen ne dilersen benden o çıkar.” Yani sen hangi terkibi, hangi oluşumu bende yaparsan, ben onu yapmak zorundayım. Lakin benden istediğim, nimete erenler gibi bir iç hamuruyla benin buluşturmandır. Yoksa “Sen varsın, ben de varım; ben sana … Devamını oku… 14) RÜKÛDAN SECDEYE

13) RABITA KALPTEN HAKKA GİDEN BAĞDIR

Rabıta; bağlamak veya bağlanmak anlamlarına gelir. Kişi ile Allah arasında en büyük rabıta namazdır. Direkt Hakk’a yapılır. Arada kimse olamaz. Hatta Fâtiha okurken hiç kimse düşünülemez. Zaten düşündüğün anda mânâ kopar, ne yaptığının farkındalığı kaybolur. O anda dil ayrı der, kalp ayrı tasavvur eder ve beyin başka hesaplar yapar. İşte bu hâl, “Onlar ayaktayken, otururken … Devamını oku… 13) RABITA KALPTEN HAKKA GİDEN BAĞDIR

12) İNSANA BEYAN ETME ÖĞRETİLDİ

Kur’ân’ın ne olduğunu anlamamız için Rahmân Sûresi’nin ilk ayetlerini iyice anlamamız gerekir. Kur’ân’daki ayetlerin dizilişleri bize mesaj verir: Rahmân, Kur’ân’ı öğretti, insanı yarattı, insana beyan etmeyi öğretti. Acaba amaç ne olabilir bu dizilişte? Kur’ân-ı Kerîm’i hakkıyla anlamanın kapılarından biri, Rahmân Sûresi’nin ilk beş âyetidir. Bu beş âyet, sadece ardı ardına gelen cümlelerden ibaret değildir. Bilakis, … Devamını oku… 12) İNSANA BEYAN ETME ÖĞRETİLDİ

11) KADIN VE ERKEK DENGEDİR BİRBİRİNE

“Evlerinizde Allah’ın âyetlerinden ve hikmetten bildirilenleri zikredin (anın)… Şüphesiz ki Allah Lâtîf’tir, Habîr’dir.” (Ahzâb, 33/34). Kadını tertemiz yapmak ister Allah. Kadın, yaratılış itibariyle zarafetin, letafetin ve hikmetin taşıyıcısıdır. Yeryüzünün rahmetle nurlandırılmış bir cevheridir. Kadını korumak, aslında rahmeti korumaktır. “Kadınlarınız sizin emanetlerinizdir. Onları Allah’tan korkarak koruyunuz.” (Müslim, Hac 147). Hz. Fâtıma annemiz demiştir: “Bir kadının Allah’a … Devamını oku… 11) KADIN VE ERKEK DENGEDİR BİRBİRİNE

10) SEYİR ETTİĞİN ALLAH NURUDUR

Baktığın her yerde seyir ettiğin sadece Allah’ın nurudur. Enfus ve afakta her ne görüyorsan, sadece Allah’ın nurudur. Bu hakikati unutmadan idrak etmek gerekir. Şu hadisi şeriflere kulak verelim: “Allah nurdur, O’nun nurundan başka nur yoktur.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned). “Göklerde ve yerde O’nun izni olmadan hiçbir şey hareket edemez.” (Tirmizî, Tefsîr). Demek ki gördüklerin Allah’ın … Devamını oku… 10) SEYİR ETTİĞİN ALLAH NURUDUR

9) HABERCİN VE FÂTİHA’YA YOLCULUK

Her huzursuzluk aslında bir habercidir. Bizi uyarmakta ve uyandırmaya çalışmaktadır. Allah tarafından gelen bir ikazdır. Kendimize kulak vermeyip hakikatimizi bilemediğimiz müddetçe, yaşanan zorluklar yakamızı bırakmaz. Huzursuzluk, habercimizdir. El-Habîr olan Allah’tan bize gelen bir elçidir. Bizlere, beklentilere girmemeyi öğretmektedir. “Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizin kazandığı şeyler sebebiyledir.” (Şûrâ, 30). Her huzursuzluk hâli, bize bizdeki … Devamını oku… 9) HABERCİN VE FÂTİHA’YA YOLCULUK