308) HAKKI HAK OLARAK GÖR

Hak ile bakan göz, hakkı hak görüp batılı da batıl olarak görür. Zira kalp aynası, neyle cilalanmışsa onu yansıtır. Hakla dolu bir kalp, haktan başkasını görmez. Nefsiyle bakan göz ise hileyle görür, görüntüye takılır. Hakikati görmek, temiz kalp ister. Rabbimiz “Kalplerin körlüğü değil, göğüslerdeki kalplerin körlüğüdür” buyurur (Hac, 46). Gözün görmesi değil, kalbin hakikati tanıması … Devamını oku… 308) HAKKI HAK OLARAK GÖR

307)KUR’AN VE RESÛL’ÜN AYRILMAZLIĞI

Sadece Kur’an yeter deyip bunu da mealle halledenler, peygambere iman ve itaat gerekmez diyenlerdir. Böyleleri dini İslam-ı Mübîn’i terk etmişlerdir. Bu söz, asrın en büyük fitnelerinden biridir. Çünkü Kur’an’ı anlamak, onu indirenin rehberliğini inkâr ederek olmaz. Nübüvvet zincirini dışlayan anlayış, hakikatte kitabı da yıkar. Kur’an’ın her ayeti, Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) diliyle açıklanmıştır; çünkü … Devamını oku… 307)KUR’AN VE RESÛL’ÜN AYRILMAZLIĞI

306) PEYGAMBERİMİZİN (sav) CENAZE İŞLEMLERİ

Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz vefat ettiğinde, Hz. Ali (kerremallahu vecheh) önderliğinde Ehl-i Beyt tarafından cenaze işlemleri yapılmıştır. O an Medine, tarih boyunca benzeri görülmemiş bir sessizliğe gömülmüştü. İbn Sa’d’ın Tabakât’ında ve Taberî’nin Tarih’inde bildirildiğine göre, Resûlullah’ın vefat haberi yayıldığında sahabe “sanki aklını kaybetmiş” gibiydi. Hz. Ömer kılıcını çekip “Kim Muhammed … Devamını oku… 306) PEYGAMBERİMİZİN (sav) CENAZE İŞLEMLERİ

305) HU’DAN GELEN NURUN GÖLGESİ

Bu konuya şu soruları sorarak ilk başta bir beyin fırtınası oluşturalım… Varlıkta gördüklerimiz ne? Allah ile irtibatımız ne? Biz neyiz ve nerede var edildik? Neden her insan yolundan memnun? Yaratım planımız ve yaratım sistemimiz ile ilişkimiz nedir? Hakikatin izinde Kur’an’ın açılımını bilmek için temel prensibi bilmek zorundayız. Temel prensip ise bizim yaratılış planımızdır. Çünkü insan … Devamını oku… 305) HU’DAN GELEN NURUN GÖLGESİ

304)“DUYGU TERK EDİLMELİ” SÖZÜ, ŞEYTANİDİR

Öncelikle bilelim ki, insan robot değildir. İnsan, içinde hissedişlerle yoğrulan, kalp (gönül) merkezinde tecelli eden bir varlıktır. Robot, mekanik bir düzenin itaatkâr unsurudur; fakat insan, nefesin (ruh) ilahi bir dokunuşla bedenle buluştuğu bir şaheserdir. Duygular, bu ilahi dokunuşun yeryüzündeki akisleridir (yansımalarıdır). İnsanı diğer varlıklardan ayıran en temel şey, kalbinin canlılığıdır. Çünkü kalp, Allah’ın nazar ettiği … Devamını oku… 304)“DUYGU TERK EDİLMELİ” SÖZÜ, ŞEYTANİDİR

303) NEDEN SINAVA TABİ TUTULUYORUZ

Allah her kişiyi ayrı bir tarzda sınar. Bu sınama sadece iman ehlini kapsamaz. İman etmeyen kişiler dahi günlük planda birçok sınamaya tabi edilir. Sınav, varlığın gereğidir. Zira sınav olmadan farkındalık doğmaz. “Hanginizin daha güzel amel edeceğini denemek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur.” (Mülk, 67/2) Sınanmak, yaşamanın kendisidir. Sınamanın birinci nedeni, iddiadır. Kişi iddia ettiği … Devamını oku… 303) NEDEN SINAVA TABİ TUTULUYORUZ

302) GÖNLÜN HAKİKATİNE DOĞRU

Gönlünü dinle o seni yanıltmaz. Ama kalbini değil, o seni yanıltır. Çünkü şeytan kalbe oturup seni Ebu Leheb gibi alevlendirebilirken, ama asla gönlüne nüfuz edemez. Çünkü orası “emin belde”dir. Gönül, Hakk’ın sığındırdığı yerdir. Şeytanın vesvesesi kalbe gelir, gönle giremez. Nas Suresi’nde “O, insanların kalplerine vesvese veren sinsi şeytandır” (Nâs, 114/4-5) buyrulması da bu yüzdendir. Gönül, … Devamını oku… 302) GÖNLÜN HAKİKATİNE DOĞRU

301) HEDİYELEŞME, BAĞIŞ VE SADAKANIN İÇ YÜZÜ

Hediyeleşmek muhabbeti arttırır. Hediyeleşmek ile sadakayı karıştırmayalım. Allah Resulü hediyeyi alır, ama sadakayı almazdı. Aldığı hediyenin de en az misli bir hediye, hediyeyi takdim edene sunarlardı. Hediye gönülden geldiği için alırdı. Aynısıyla da iltifat ederdi. Hediye, kalpten kalbe akan bir sevgidir. Gönülden verileni gönül kabul eder. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyurur: “Hediyeleşin, birbirinizi … Devamını oku… 301) HEDİYELEŞME, BAĞIŞ VE SADAKANIN İÇ YÜZÜ

300) SABIR TAŞI VE İÇSEL TESLİMİYET

Sabır Taşı, görünürde sıradan bir maden parçası gibi dursa da, hakikatte ilahî nizama boyun eğmiş bir varlıktır. Her maden, varlığını ve tesirini ait olduğu semadan alır. Her varlığın bir seması (yani ilahî kaynağı) vardır. Taş, kendi semasının zikrini yapar. Onun sessizliği bir zikirdir; duruşu bir secdedir. Allah’ın yarattığı hiçbir şey başıboş değildir. “Yeryüzünde hiçbir şey … Devamını oku… 300) SABIR TAŞI VE İÇSEL TESLİMİYET

299) HER İNSANIN BİR NİNOVASI VARDIR

Evet… Bazı anlar gelir ki; Subhânellah der, secdeye kapanırsın. Bir de bakarsın Ninova, mahzun mahzun yolcuyu geri bekler. Bir de bakarsın ki kabak yaprak salmış, kumun üstünü gölgelemiş… Narin narin yolu gözler… Velhâsıl, hikmetine sual edilmez… “La ilahe illa ente subhaneke inni kuntu mizzalimin” bu ayeti okurken kul; Allah’ın heybetinden Subhânellah der ve secdeye kapanır. … Devamını oku… 299) HER İNSANIN BİR NİNOVASI VARDIR