268) TAM TESLİMİYETTİR SENİN İHTİYACINI GİDEREN

Tam teslimiyet kalbin bir his halidir ki, bu hal imanla veya inkârla ilişkili değildir. Kalbin kayıtsız şartsız kendisini içsel döngüye teslimiyeti ile kendisine olan akım başlar. Teslimiyet, kalbin Allah’a “evet” deyişidir. Akıl sorgular, kalp ise rıza gösterir. Kalbin bu “evet”i, kaderin kapısını açar. Çünkü Allah, kulunun teslimiyetine göre rahmetini tecelli ettirir. “Kim Allah’a tevekkül ederse, … Devamını oku… 268) TAM TESLİMİYETTİR SENİN İHTİYACINI GİDEREN

267) ÖLÜM ACISINI ALMAMAK İÇİN ÇARE

Ölüm acısını alamamak için ya şehit olacaksın ya da şahit olacaksın. Bunun başka çaresi yok. Bu hal, varlığın iki büyük makamını özetler. Şehitlik ve şahitlik… Biri bedeniyle feda olur, diğeri bilinciyle teslim olur. Şehit, bedenin ölümüyle ebedi hayata doğar; şahit ise nefsiyle ölerek dirilir. Her iki durumda da kişi, ölümü tadarken acısını hissetmez, çünkü onun … Devamını oku… 267) ÖLÜM ACISINI ALMAMAK İÇİN ÇARE

266) ÖLÜDEN YARDIM İSTEMENİN ESASI

Dünyayı terk eden, artık ölüp bitmiştir. Artık dünya ile irtibatı bitmiştir. Doğru evet, ölenin dünya ile irtibatı kesilmiş ve artık onunla bizim aramızda bir berzah vardır. Bu hakikat “berzah” (iki âlem arası perde) kavramını anlamakla başlar. Berzah, bedenle ruh arasındaki son perdenin adıdır. Dünya gözüyle iletişim kesilir ama ruhun idraki kesilmez. Ruh, Allah’ın kudretiyle diridir … Devamını oku… 266) ÖLÜDEN YARDIM İSTEMENİN ESASI

265) İNSANDA OLUP MELEKLERDE OLMAYAN KUVVE

Bakara Suresi 33. ayette der ki; “Rabbin dedi ki: ‘Ey Âdem, onlara bunların isimlerini haber ver.’ Ne zaman ki onlara onların isimleriyle isimlenerek haber verdi; o zaman Rabbin meleklere dedi ki: ‘Ben size demedim mi, muhakkak ki ben göklerin ve yerin gaybını bilirim. Hem açığa çıkardıklarınızı da bilirim ve gizlediklerinizi de bilirim.’” Bu ayet, Âdem’in … Devamını oku… 265) İNSANDA OLUP MELEKLERDE OLMAYAN KUVVE

264) SEYİRSİZ SEYİRİN MERKEZİNDE İNSAN

Bir seyir ki merkezinde insan var. Bir seyir ki odağında insan var. Bir seyir ki buna “seyirsiz seyir” denilmiştir. Seyirsiz seyir, gözün gördüğünü değil, kalbin seyrettiğini işaret eder. Bu, “Ben”in ortadan kalktığı, seyrin seyredilene dönüştüğü makamdır. Akıl bunu kavrayamaz. İdrak bunu derk edemez. Akıl, sınırların aracıdır; ama bu seyir, sınırsızlığın sahasıdır. Burada akıl susar, kalp … Devamını oku… 264) SEYİRSİZ SEYİRİN MERKEZİNDE İNSAN

263) MÜNAFIK AJANLIK DEMEKTİR

Münafık, eşittir ajanlık demektir. Müslümanlar arasına gizlenen ajanlar, yani münafıklar, her devirde olmuştur. Münafık, kalben inkâr edip zahiren iman eden kişidir. Ajan ise, dıştan dost, içten düşmandır. Her ikisi de ümmetin kalbine sızar, birlik damarını keser. “Onlar Allah’ı aldatmaya çalışırlar, hâlbuki Allah onların aldatmalarını kendi başlarına çevirir.” (Nisâ 142) İkiyüzlülük, nifakın elbisesidir. Sahâbeler devrinde de … Devamını oku… 263) MÜNAFIK AJANLIK DEMEKTİR

262) BAL MUHABBETİ

Bal muhabbeti değil, balın tadını hissettirmeye çalışan senin dostundur. Hakiki dost, seni bilginin etrafında döndürmez; tadına ulaştırır. Balın tadı, hakikatin zevkidir; onun muhabbeti ise kelimelerin gürültüsüdür. Söz kulağa bal gibidir, ama hakikat kalbe şifadır. Tatmadıkça bilmezsin. Ama ne yazık ki burada firak vardır. Firak (ayrılık), muhabbetin kaçınılmaz sonucudur. Çünkü hakikati arayan, çoğu kez kalabalıktan ayrılır. … Devamını oku… 262) BAL MUHABBETİ

261) FİİLLERDE ŞİRK VE VESİLELİK

İnsanın en büyük yanılgısı, fiilde kendini görmesidir. Bu yanılgı, gizli bir şirk halidir. Kişi “ben yaptım” dediğinde, Allah’ın kudretini perdelemiş olur. Oysa “ben yaptım” diyenin bile benliği, Allah’ın yaratmasıyla vardır. Benlik dediğin şey, bir gölgeden ibarettir. Gölge varlığını güneşe borçludur; güneş çekilince gölge de biter. İşte insanın “ben” zannı da böyledir. Kudreti Allah’tan aldığı hâlde, … Devamını oku… 261) FİİLLERDE ŞİRK VE VESİLELİK

260) ALLAH’IN GÜCÜYLE GÜCÜNÜ SENKRONİZE E

Mesela birini yedireceğiz. “Allah yedirdi” demek gerekir. Mesela elimizi yıkayacağız, “Allah yıkamamız için güç ve kuvvet verdi.” Gibi söylem ve düşünceler nasıl olmalı? Yani Allah’ın varlığını birliği müşahede açısından mı, yoksa kendi inandığımız Allah’ın varlığı mı? Her insanın idrak ve şuurundaki Allah farklı iken, bunu sonsuz yüce Allah olarak mı düşünerek söylemek lazım? Buradaki ince … Devamını oku… 260) ALLAH’IN GÜCÜYLE GÜCÜNÜ SENKRONİZE E

259) EBCED HESABININ EHEMMİYETİ

Ebced veya nümerik işlevlerin tümü, ZAN ve ZEN denilen toprak ve ateş boyutu itibariyledir. Ötesinde ise, nümerik işlevini yitirir; artık salt oluş vardır, artık kalbin ihtişamı ve mutlak seyri vardır. Ebced ilmi, varlıkların titreşimsel boyutlarını anlamak için bir kapıdır. Fakat bu kapı, madde ve enerji sınırında, yani “ZAN” (toprak) ve “ZEN” (ateş) alanında işler. Bu … Devamını oku… 259) EBCED HESABININ EHEMMİYETİ