258) AN”DA OLMAK VE DUANIN MAKBULİYETİ

“An”da olmak, duanın makbul olması için temel etkendir. Duyduğumuz her ilmi “anlayarak ve ilmini hazinene yükleyerek” değil, “AN”layarak, yani o ilmin anına inip ilmi sahiplenirsek; işte o zaman edindiğimiz duyum bize doyum verir. İlmi duymak başkadır, ilmi yaşamak başka. “An”da olmak, bilginin fiil hâline dönüşmesidir. Zihinle anlamak bilgi verir; kalple “an”lamak ise hâl kazandırır. Dua … Devamını oku… 258) AN”DA OLMAK VE DUANIN MAKBULİYETİ

257) ZATEN SEVAP İLE ALLAH’A YAKLAŞILIR

Aziz kardeşim, sakın şu şeytanî oyuna gelme. Zira şeytanın sadece soldan değil, sağdan da yaklaştığını unutma. Şeytan bazen inkârla değil, “din kisvesiyle” yaklaşır. Hakkı örterken haktan söz eder. Sağdan yaklaşmak, iyiliği kötülükle karıştırmak, ameli ibadet zannedip içini boşaltmaktır. O, insana “niyetini düzelt” der ama niyeti söndürür. Bu yüzden Kur’an, “Şeytan size dost görünür, hâlbuki o … Devamını oku… 257) ZATEN SEVAP İLE ALLAH’A YAKLAŞILIR

256) CENNETİ NEFSİN DEĞİL, RUHUN GÖZÜYLE GÖR

Cenneti, şu anki nefsin istek ve arzuları gibi bir yer zannetmeyelim. Dikkat ettiniz mi bilmem, şu anki nefsin istek ve arzularından arınanlar ancak cennete ulaşırlar. Cennet, nefsin zevk alanı değil, ruhun vuslat durağıdır. Nefis arzularıyla yaşayan, cenneti dünyadaki zevklerin sonsuz versiyonu sanır. Oysa cennet, nefsin tatmininin değil, ruhun tatmininin mekânıdır. “Nefsini arındıran kurtulmuştur.” (Şems, 9) … Devamını oku… 256) CENNETİ NEFSİN DEĞİL, RUHUN GÖZÜYLE GÖR

255) ŞEYTAN KOÇU CAZİP GÖSTERİR, NAMAZI ZOR

Toplumun nabzına göre materyal kullanıp gövde gösterisi yaparlar. Öylece çevre edinip psikolojik rahatlama sağlarlar. Modern çağın “koçluk” sistemleri, insanın içsel huzur arayışını ticari bir kalıba dökmüştür. Toplumun ilgisine göre şekil alan bu sistemlerde, her materyal bir cazibe unsuru olarak kullanılır. İnsan, içindeki boşluğu doldurmak yerine, dışsal bir yönlendiriciye sığınarak “rahatlama” sanrısına kapılır. Oysa asıl rehber, … Devamını oku… 255) ŞEYTAN KOÇU CAZİP GÖSTERİR, NAMAZI ZOR

254) ESMÂNIN KAPILARI VE ALLAH İSMİNİN MAHİYETİ

Allah ve diğer isimler; mutlak Zât olarak bildiğimiz, tüm âlemler yokken var eden Mutlak Yaratıcı’nın isimleridir. Zikirde Allah ismi, diğer tüm isimleri câmi (kapsayıcı) değildir. Eğer öyle olsaydı, diğer isimleri sunmasına gerek kalmazdı. “Allah” lafza-i celâli, bütün varlıkların yöneldiği yüce isimdir; ancak O, diğer esmâların hakikatini perdelemez. Her isim, Zât’ın farklı bir yönünü gösteren ilahî … Devamını oku… 254) ESMÂNIN KAPILARI VE ALLAH İSMİNİN MAHİYETİ

253) İNSAN FİTRATININ YÖRÜNGESİNE TABİDİR

Biz insanlar, Allah’ın severek ve çok özel bir donanımla yarattığı kullarız. Yaratılışımız tesadüfî değil, tümüyle tevafukidir. Tüm yaratılmışlarla iç içeyiz ve tam bir uyum içindeyiz. Bitkisiyle, hayvanıyla, doğasıyla tam bir ahenk taşımaktayız. Bu ahenkle bütünleştiğimiz kadar mutluluk hissederiz. Ahenkten uzaklaştığımız kadar da mutluluktan uzaklaşırız. İnsanın yaratılışı sevgiden doğmuştur. Allah “sevdi ve yarattı.” Bu yüzden insan, … Devamını oku… 253) İNSAN FİTRATININ YÖRÜNGESİNE TABİDİR

252) KADIN GİDERSE, GÜN GECE OLUR

Kadın deyip geçme… Değer ver, üzme. Hayata ve dünyaya anlam veren, erkeği terbiye eden kadındır. Kadın, yaratılışın zarafetidir. O, merhametin somut hâlidir. Rabb’in “Rahmân” ismi, kadının rahminde tecellî eder; oradan hayat filizlenir. Kadın, hem var eder hem onarır. Onun dokunduğu her şey canlanır, onun incindiği her şey solar. Kadın, Allah’ın “Latîf” isminin yeryüzündeki cilvesidir; incelikte … Devamını oku… 252) KADIN GİDERSE, GÜN GECE OLUR

251) İMAN SONSUZA DOĞRU YOL AYDINLIĞIDIR

İman hiçbir zaman kalkmaz. Her zaman belirleyici temel faktördür. Bu, sonsuza kadar da öyle kalacaktır. İman, varlığın mayasıdır. Allah dilerse evreni yok eder, ama iman nurunu yok etmez; çünkü o nur, “Ol” emrinin yankısıdır. İman, hem yaratımın sebebi hem de dönüşün kapısıdır. Her nefeste diri kalan tek hakikat imandır. “Allah, iman edenlerin dostudur; onları karanlıklardan … Devamını oku… 251) İMAN SONSUZA DOĞRU YOL AYDINLIĞIDIR

250) DUAMIZIN KABUL OLMASI İÇİN

Dua kesin ve net olmalıdır. Asla içinde “kabul olmayacak” hissi barındırmamalıdır. Dua, kulun Rabb’ine irade beyanıdır; dua, kulun Rabb’ine istek tezahürüdür; dua, kulun Rabbiyle buluşma noktasıdır. Dua, kalbin fiilidir; dilin sözleri, kalpte doğan niyetin yankısıdır. Dua ne kadar kesin, niyet ne kadar saf ise, kabul kapısı o kadar aralanır. Çünkü Allah’a karşı “kabul olur mu?” … Devamını oku… 250) DUAMIZIN KABUL OLMASI İÇİN

249) TESLİMİYET NEDİR?

İslam’ın teslimiyeti, test usulü bir şeyler bilip sınıfı geçme olayı değildir. İslam’ın teslimiyeti, kalbin huşu ve huzuru elde edip Rabb’e olan tevessülü (yakınlık isteğini) hissediştir. Teslimiyet, bilginin değil hâlin işidir. Kâğıt üzerindeki bilgi, gönüldeki huzura dönüşmedikçe sadece ezber olarak kalır. İslam’ın özü, kalbin Allah’a tam yönelmesidir. Bu yöneliş, huşu (saygıyla titreme) ve huzur (Rabbin huzurunda … Devamını oku… 249) TESLİMİYET NEDİR?