228) ALLAH’A İMAN EDEN MAHRUM KALMAZ

Tanrı/ilah olarak dahi Allah’ı bilen mahrum bırakılmamıştır. İnsan, ister yüzeysel ister derin farkındalıkla bilsin, Allah’ı “ilah” olarak kabul ediyorsa, bu yöneliş bile rahmet kapısını aralar. “Kim Allah’a yönelirse, Allah da ona yönelir.” (Şûrâ, 13) Her fark ediş, hidayetin kıvılcımıdır. Bunun en büyük delili Nass Sûresidir. “De ki: Sığınırım insanların Rabb’ine, Melik’ine, İlah’ına.” (Nâs, 1–3) ayeti, … Devamını oku… 228) ALLAH’A İMAN EDEN MAHRUM KALMAZ

227) FEHMEDENLER DÜNYADAN ÖLMEK İSTEMEZLER

Şu kudsî hadisi şerifi az açalım… “Allah Teâlâ Hazretleri şöyle ferman buyurdu: ‘Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya kifâye) şeyleri eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim … Devamını oku… 227) FEHMEDENLER DÜNYADAN ÖLMEK İSTEMEZLER

226) HER SÜKÛT, O’NA DÖNÜŞÜN YANKISIDIR

Mana yolunda yürüyen salik (hakikat yolcusu), bazen “daha kısa bir yol var mı?” diye düşünür. Oysa bu yolun en kısa hali, “durmak”tır. Çünkü durmak, dışın değil iç’in yöneldiği bir eylemdir. Duran kalp, aslında Rabb’ine teslim olmuştur. Dış hareketlerin değil, iç sessizliğin derinliğinde bir yürüyüş başlar. “Durmak”, şeytanın en sevmediği haldir. Çünkü insan durduğunda kalbiyle baş … Devamını oku… 226) HER SÜKÛT, O’NA DÖNÜŞÜN YANKISIDIR

225) ŞİRKTEN ARIN HAKLA NEFES VER

Konuya Hucurat suresinin 14. ayeti ile başlayalım: “Bedeviler ‘Biz de iman ettik’ derler. De ki: ‘Siz iman etmediniz; ancak İslam olduk deyin.’ İman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah’a ve Resulü’ne itaat ederseniz, O sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmeyecektir. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” Bu ayet, kalben iman ile zahiren İslam olmanın farkına işaret … Devamını oku… 225) ŞİRKTEN ARIN HAKLA NEFES VER

224) NUR-İ MUHAMMEDÎ VE TEVHİDİN SAF HAKİKATİ

Nuri Muhammedî Allah değildir. Ama Allah ile kaimdir. Nur-i Muhammedî (Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in hakikat nuru), Allah’ın zatı değildir; ancak O’nun kudretiyle kaimdir. Çünkü o nur, “Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim…” sırrının mazharıdır. Varlık âlemi o nurla zuhura gelmiştir ama o nur, yaratılmıştır; ezelî olan yalnız Allah’tır. Varlıklara hâşâ … Devamını oku… 224) NUR-İ MUHAMMEDÎ VE TEVHİDİN SAF HAKİKATİ

223) KUDRETİN TEŞBİHİ, SECDENİN HAKİKATİ

Kıyamette secdeye varış… Örnekten içeriğe ulaş… “Ayağın üstünden kayıp açılacağı ve onların secdeye çağrılacakları gün, artık hepsi güç yetiremez durumdadırlar.” (Kalem, 42) Bu ayet, kıyamet sahnesindeki ilahi dengeyi anlatır. “Ayağın üstünden kayıp açılması”, istikametin bozulmasıdır. Dünyada secdeyle Rab’ine yönelmeyenlerin, o gün güç yetiremeyişleri kalbi secdenin terkine işaret eder. Secde, ruhun teslimiyet makamıdır; orada ayak değil, … Devamını oku… 223) KUDRETİN TEŞBİHİ, SECDENİN HAKİKATİ

222) TESLİMİYET KALBİN SÜKÛNUDUR

Gönlümüzü hakka teslim edelim….Manada yükselme, hangi vesvese gelirse gelsin, ancak tek bir yönelim ve samimi bir kalple gerçekleşir. Manevî yükselişin sırrı, yönünü sadece Allah’a çevirmek ve kalbini dağınıklıktan kurtarmaktır. Çünkü kalp iki yöne bakarsa nur karanlıkla karışır, safiyet bozulur. Hak yolcusu, kalbini sadece Hakk’a teslim ettiğinde, ilahî akış gönülden gönle geçer. Zira kişi manada yükselişe … Devamını oku… 222) TESLİMİYET KALBİN SÜKÛNUDUR

221) KALPTEKİ TOHUMLARIN UYANIŞI

Kişi, bir sanal benlik sahibi olarak var edilmiştir. Bu benlik asla yok olmayacaktır. Miraç hâli dahi olsa, gene de orada var olacaktır. Çünkü seyreden birinin var olması dilenmiştir. Sanal benliğin üzerinde ise, gerçek benlik sahibi vardır. Bu “sanal benlik”, insana verilmiş olan şuur kabuğudur. Onun üzerinden seyreden, hakikatte Allah’tır; ama tecellî, kul aynasından görünür. “Seyredenin … Devamını oku… 221) KALPTEKİ TOHUMLARIN UYANIŞI

220) HAYDİ SEN DE KALEMİNİ GICIRDAT

Miraçta kader yazısını yazan kalemin gıcırdısını duyarken Efendiler Efendisi, acaba ne demek istedi? İşte o gıcırdama kulakta ve kalpte çınlanınca, ilahî ilham akmaya başlar. İlhamlar, sırdan kalbe akar da akar. İlham, kalemin gıcırtısı gibidir; yazılan kaderin yankısı insanda duyulur. Miraç’ta o sesin duyulması, kaderin Levh-i Mahfûz’dan Resûl’ün gönlüne akışını temsil eder. Kalpte duyulan her “gıcırtı”, … Devamını oku… 220) HAYDİ SEN DE KALEMİNİ GICIRDAT

219) ZÂTIN GÖLGESİNDE İNSAN; TENZİH VE TECELLİ

İnsan yoktan var edilerek sanal benlik sahibi kılınarak kendisine birimsel bir hüviyet verilmiştir. Allah insanın uhdesine ayeti kerimede izah edildiği gibi bütün isimleri yani Esma-ı Küllihayı vermiştir. Zaten o yüzden de halife olmuştur. İnsanın “yoktan var edilmesi” ifadesi, hakikatte “yokluk zannından varlık bilincine” doğuştur. Allah insanı, kendi ilmindeki hakikatlerden bir yansıma olarak yaratmış ve ona … Devamını oku… 219) ZÂTIN GÖLGESİNDE İNSAN; TENZİH VE TECELLİ