98) ALLAH’IN TEKLİĞİ KONUSU

Vahidiyet yani insanlardan istenilen birleme, ulûhiyet için mutlak olarak Allah’a aittir. Hem yukarıdan aşağıya hem aşağıdan yukarıya bu hakikat kesinlikle her açıdan değişmezdir. Rububiyet ve melikiyet olarak da yukarıdan aşağıya mutlak olarak Allah’ındır. Ama aşağıdan yukarıya burada vahidiyet yoktur; kesret mevcuttur. Ve kesrette faal olan Allah’ın rububiyet ve melikiyetidir. İnsanlar hangi mertebeyi birlemek zorunda olduklarını … Devamını oku… 98) ALLAH’IN TEKLİĞİ KONUSU

97) İNSAN HİÇ OLABİLİR Mİ?

Hiç” sözcüğünü kullanırken ne demek istiyoruz? Bunun anlamı üzerinde biraz tefekkür edelim. Hiç kelimesi, ilk bakışta “yokluk” manasını çağrıştırsa da, aslında insanın varlık idrakiyle doğrudan bağlantılıdır. Çünkü “hiç” dediğimizde, aslında varlığı yok sayma eğilimini dile getiriyoruz. Oysa hakikat yolcusu bilir ki, mutlak yokluk düşünülemez; zira Allah Teâlâ “el-Hayy” (diri ve hayat sahibi) ismiyle her daim … Devamını oku… 97) İNSAN HİÇ OLABİLİR Mİ?

96) RUH HÂLİNE GÖRE SÖZÜ ANLAMAK

Bir dostla veya arkadaşla sohbet ederken, onların üzerinde bulundukları ruh ve mânâ yakınlığını bilmek gerekir. Çünkü her söz, söylendiği ruh hâlinin rengini taşır. Eğer o sözün söylendiği hâli idrak etmeden dinlersek, yanlış anlar, yanlış karar veririz. Oysa ki muhatabın ruhuyla bütünleşip cevap verebilmek, hem hikmetin hem de edebin gereğidir. Bu hakikat, Kur’ân âyetlerinde de geçerlidir. … Devamını oku… 96) RUH HÂLİNE GÖRE SÖZÜ ANLAMAK

95) İNSAN ACİZ VE GÜNAHKARDIR

Acziyetini görünce şaşırıp kaldın, öyle mi? Oysaki insan zaten acizdi. Acziyetini görmen seni belki şok etti, lakin bu idrak ile artık kimseye kutsiyet vermeyeceğini öğrendin. Çünkü kul, özünde muhtaçtır; nefesi dahi emanettir. Bunu fark eden, hakikatin kapısına yaklaşır. İnsanın acziyetini fark etmesi, tasavvufta yolun en büyük başlangıcıdır. Çünkü acziyetini bilmeyen, kendi nefsini kutsar ve farkında … Devamını oku… 95) İNSAN ACİZ VE GÜNAHKARDIR

94) CÜZ’Î İRADE VE KADERİN HAKİKATİ

Öncelikle bilelim ki, “keşke” kelimesi ile şeytan kişiye arkadan saldırır ve onu anı değerlendirmekten mahrum eder. Çünkü “keşke” demek, geçmişe takılmak ve Allah’ın takdirine razı olmamaktır. Halbuki Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyurmuştur: “Eğer başına bir musibet gelirse, ‘keşke böyle olmasaydı’ deme. ‘Allah’ın takdiri böyleymiş, O dilediğini yaptı’ de. Zira ‘keşke’ şeytanın … Devamını oku… 94) CÜZ’Î İRADE VE KADERİN HAKİKATİ

93) ŞİRKİN İNCE KOKUSU VE KURTULUŞUN YOLLARI

Yazanlar ve anlatanlar olmasaydı, şirkten yani Allah’a ortak koşma tehlikesinden kurtulmanın yollarını nereden öğrenecektiniz? İşte bu soru, insanın en büyük imtihanını hatırlatır. Çünkü şirk öylesine latif, öylesine ince bir kokudur ki fark edilmesi neredeyse imkânsızdır. Bundan mutlak olarak halas olmak ise aşırı bir letafet, yani ruhun incelmesi, kalbin arınması ve derin bir duyarlılık ister. Nitekim … Devamını oku… 93) ŞİRKİN İNCE KOKUSU VE KURTULUŞUN YOLLARI

92) RAB, MELİK VE İLAH SADECE ALLAH’TIR

Rububiyet, Melikiyet ve Uluhiyet kavramlarından her birinin kavram içeriği ayrı ayrıdır. Her birinin anlam nazariyesi farklıdır. Her biri mutlak olarak insan için geçerlidir. Sadece birini baz alıp hayata ve yaşantıya o pencereden bakarsak hakikatten saparız. Rabbe kulluk nasıl yapılır, ilaha kulluk nasıl yapılır ve melike kulluk nasıl yapılır? İnsan Rabbine kuldur, ilahına da kuldur ve … Devamını oku… 92) RAB, MELİK VE İLAH SADECE ALLAH’TIR

91) HUZURU KALP ILE DUA EDELIM

Huzur-u kalp ile yapılan dua, acilen kişiye geri döner. Kişi huzur-u kalp ile yönelirse, bilinçaltı devreye girer. Tüm varlıkların bilinçaltı aynı havuz olduğu için, dua eden kimse o havuzdan gerekli noktayı harekete geçirir. Böylece kişinin ihtiyacını hangi birim yerine getiriyorsa, o birim bunu hisseder ve dua edenin ihtiyacı o vasıta ile giderilir. Dua, kulun aczini … Devamını oku… 91) HUZURU KALP ILE DUA EDELIM

90) KÂLÛ BELÂ (ELEST BEZMI)’Yİ HATIRLAMA

Bir örnek vererek konuya başlayalım; dünyaya yeni gelen bebek, annesinden süt emmek için kimseden talim almaz. Zaten talim almak için gerekli bir düzeye gelmemiştir. Annesinin sütünü doğrudan emmeye başlar. Yani yaratılışı onu o şekilde yönlendirir. Onun bünyesine emme melekesi yerleştirilmiş bir şekilde annesinin sütünü emmeye başlar. Bebeğin annesinin sütünü içebilecek halde içsel bir meleke ile … Devamını oku… 90) KÂLÛ BELÂ (ELEST BEZMI)’Yİ HATIRLAMA

89) KÂLÛ BELÂ (ELEST BEZMI) NEDİR?

İki ölüm ve iki dirilme hakikati; anlatıma şu ayeti kerime ile başlıyalım… Onlar: “Ya Rabbenâ!” derler, “Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. İşte günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi, telafi etme için buradan çıkmaya bir yol yok mudur?” (Mümin, 40/11) Kâlû Belâ’da sıfırdan var edildik ve Rabbimizin davetini kabul ettik. Sonra öldürülüp sekre (şuurun kapanması, … Devamını oku… 89) KÂLÛ BELÂ (ELEST BEZMI) NEDİR?