68) İSLAM İSMİ İSİM OLARAK SANA YETER

Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, İslâm’ı yani Allah’ın teslim oluş sistem ve düzenini hakkıyla anlatmıştır. Bu bakımdan “İslâm” ismi bize tek başına yeterlidir. Tasavvuf, ilmihal, kelam, matematik, sosyal ilimler veya fen gibi sahalar, hep bu sistem ve düzenin içinde insanların ihtisas alanları olarak şekillenmiştir. Nasıl ki tıp tek bir ilimdir ama içinde … Devamını oku… 68) İSLAM İSMİ İSİM OLARAK SANA YETER

67) HZ. MUHAMMED (sav) GİBİ ALLAH’I TANI

Allah’ı, Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin bize tanıttığı gibi tanımayıp da herhangi bir toplumun nazarıyla ona bakan, yanlış yönlendirmeler ile toplumunun kendisine tanıttığı ve adına “Allah” dediği bir anlayışa yönelen kişi, gerçekte Resûlullah’ın tanıttığı Allah inancıyla bağını koparmış olur. Böyle bir yönelişle insan yapmadığı halt bırakmaz. Ne yazık ki işlediği o haltı … Devamını oku… 67) HZ. MUHAMMED (sav) GİBİ ALLAH’I TANI

66) YILBAŞI GECELERİ ERKEN UYUYALIM

Bedensel bir frekans üzeri bir yayın oluşur yılbaşı geceleri. Düşünsenize; 2 milyara yakın insan ve onların havasına kapılan diğer dinlerden insanlar aynı gecede içki, eğlence ve çeşitli bedensel zevkleri içeren etkinlikler ortaya koyarlar. Hem de büyük bir kitle piyango gibi kumara dayalı yayınlara kilitlenir. Bu sebeple bu gece erken uyumayı bu kul tavsiye eder. yani … Devamını oku… 66) YILBAŞI GECELERİ ERKEN UYUYALIM

65) KALP, NEFS VE BENLİK DENGESİ

Kalp, fıtratında şaşmaz bir hakikat terazisidir. O, bildiğinden şaşmaz; hak ile bâtılı ayırma özelliğine sahiptir. Ancak nefs, bu yolun önüne bir dümen koyar; kalbi yönlendirmeye çalışır. Böylece kalp, hakikate kilitli bir pusula iken nefis, o pusulayı kendi arzularına çevirmek ister. Kalpte konuşma yoktur; kalbin dili seyretmek ve dinlemektir. O, ilham merkezidir; fakat bu ilham iki … Devamını oku… 65) KALP, NEFS VE BENLİK DENGESİ

64) GÜNÜN VAKİTLERİ

Gün akşam namazı ile başlar. İslam’da günün başlangıcı güneşin batışıyla olur. “Güneşin batıya kaymasından gece karanlığına kadar namazı kıl.” (İsrâ, 17/78) buyrularak günün vakitleri akşamla birlikte hatırlatılmıştır. Örneğin diyelim ki yarın cuma ve cuma günü bu akşam akşam vaktinin girmesiyle başlar. Cuma günü de akşam ezanı ile başlar. “Geceleri gündüzlere ve gündüzleri gecelere katıyor.” (Hac, … Devamını oku… 64) GÜNÜN VAKİTLERİ

63) İNSANIN MES’ULİYETİ NEREDE BAŞLAR

Şimdi derin derin düşünerek burada yazılanlar üzerinde gözümüzü gezdirelim… İnsan da diğer tüm varlıklar gibi; bizce keyfiyeti tümüyle mechul bir tarzda, Allah’ın bir tutam nurundan varlığını alarak ve Allah’ın ilmiyle kuşanarak, yani Allah’ın ilminde ilmi bir birim olarak var edildi. İnsan da tüm varlıklar gibi Allah’ın ilminde bir fıtrat ve düzen dahilinde var edilmiştir. “O, … Devamını oku… 63) İNSANIN MES’ULİYETİ NEREDE BAŞLAR

62) TASAVVUF HOBİ DEĞİL YAŞAM ALANIDIR

Mutavassıt olmak genelin bakış açısıdır. Yani çoğunluğun yolu orta yolda kalmaktır. Fakat bu orta hâl, hakikatin derinliklerine ermek için yeterli değildir. “Onların çoğu zanna uyar. Zan ise hakikatin yerini tutmaz.” (Yûnus, 10/36) buyrularak çoğunluğun zanda kalışı anlatılmıştır. Genel için her iki uçta yani teşbih veya tenzihte yoğunlaşmak farkına varmadan ayağı kaydırır. Hristiyanların “İsa Allah’ın oğludur” … Devamını oku… 62) TASAVVUF HOBİ DEĞİL YAŞAM ALANIDIR

61) NEFSİ ANLAMAK ÜZERE BİR ÖNSÖZ

Nefsin kendisi soyut bir kavramdır. Nefs, üzerinde var edilen bedenin şeklinde kendisini bilir. Nefs, görünmez ama varlığın özü olan bir hakikattir. Beden, onun suret bulmuş hâlidir. “Nefse ve onu şekillendirene andolsun.” (Şems, 91/7) buyrularak nefsin yaratılışına dikkat çekilmiştir. Benlik de soyut bir kavramdır, o da nefsin üzerinde nefisle bütünleşerek yaşam alanı edinir. Nefis, benlik üzerine … Devamını oku… 61) NEFSİ ANLAMAK ÜZERE BİR ÖNSÖZ

60) ALLAH’A ERMEK OLAYININ İÇ YÜZÜ

Evvet Allah’a ermek olayı… Hakikate erme yolculuğu tasavvufta seyr u sülûk diye anılır. İnsan, Allah’a erme arzusuyla kendi varlığını tanıma seyrine girer. “O’na yönelen doğru yolu bulmuştur.” (Şûrâ, 42/47) buyrularak Allah’a yönelişin doğru yol olduğu bildirilmiştir. Bir ırmak düşünelim. Doğuyor, deveran edip denize varıyor. Irmak misali, varlık da asıldan doğar ve tekrar asla döner. “Şüphesiz … Devamını oku… 60) ALLAH’A ERMEK OLAYININ İÇ YÜZÜ

59) DOSTLUK, EMPATİ VE ÜMMET BİLİNCİ

Bir dostla veya arkadaşla sohbet ederken, onların üzerinde oldukları ruh ve mana yakınlığını bilmeli, o söz söylenirken hangi ruh halinde söylendiği iyi tetkik edilmelidir. Zira insan sözü, ruh hâlinin yansımasıdır. Dostun sözünü anlamak için yalnız kelimeye değil, arkasındaki hâle de kulak vermek gerekir. “Söze en güzeliyle karşılık verin.” (Fussilet, 41/34) buyrularak muhatabın ruh hâline göre … Devamını oku… 59) DOSTLUK, EMPATİ VE ÜMMET BİLİNCİ